.

.

Allah Dostları

E-posta Yazdır PDF

MÜCEDDİD BÖYLE OLUR....

MÜCEDDİD BÖYLE OLUR

Kıymetli Mürşidimiz Şeyh Mahmud el Ofi k.s. Efendi hazretleri,  bir sünneti ihya etmek için hayatı boyunca mücadele etmiştir. Bu kardeşiniz 1978-79 senelerinde Edebiyyat Fakültesine yeni başlamıştım. ordaki kardeşlerle tanışınca İsmailağayı ve Efendi Hazretlerini daha iyi öğrenmeye başlamıştım. Bir toplantımızda gençlere sohbet etmek için gelen bir prof. şöyle demişti: Biz mahmud Efendiyi ziyarete gidiyoruz, bize sakal bırakmamızı tavsiye ediyor, biz de resmi işlerimizi bahane ederek sıyrılıyoruz... Ama kendisi "Ebul Lıhyedir" Yani: Sakalın babası.. Bu zat şimdi sakallıdır ve Efendi hazretlerini çok sever.

Onun bu sözü benim çok dikkatimi çekmişti, bir zaman sonra tekkeye vasıl olmak nasip olunca, Efendi Hazretlerinin insanlarla tek tek ilgilenerek sakal bırakmalarını nasıl arzu ettiğini ve sakal bırakan biri oldumu sanki bayram ettiğini gözlerimle müşahede etmişizdir.

Bu işi basite alan bazı müslümanlar ise "Mahmud Hoca sakaldan başka bir şey bilmez" diyecek kadar seviyesizleşmişti.. Ancak bu günki manzara karşısında sakal ve diğer sünnetlerin bu şekilde yaygınlaşmasını görünce acaba ne diyorlar?  İçlerinden bazıları insaflı olup kendilerinin yaptığı hizmetin bir işe yaramadığının farkındadır, ama bu da çare değil ki... Gençleri değişik yollara yönlendirip nice cevherleri zayi etmek, ümmetin ilim ordusunun oluşturulmasına köstek olmak, sünnetin işlenmesine destek vermemek... bunların vebalini nasıl ödeyecekler?

Müceddid islami ilimleri ve yaşantıyı ele alıp ihya edendir, müslümanın tepeden tırnağa kadar, içini dışını islama sünnete tatbik edendir. Asrı saadeti örnek alıp taviz vermeden, bıkmadan usanmadan, yanlız kalsa da, reklamı yapılmasa da yoluna devam ederek bu mertebeye gelindi, şimdi artık bütün dünyadan talipler gelip nasiplerini alıyor, ama yanı başında yakınında olan nasipsizler hala daha bekliyor... Nefis kibirle dolmuş...

Cumartesi, 18 Mayıs 2013 11:49 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

HANIMLARIN ARABA KULLANMAMASI....

HANIMLARIN ARABA KULLANMASI HAKKINDA  ÖNEMLİ İKAZ

 

 

NOT: BU ESER (EFENDİ BABAM BUYURUYORKİ) AHISKA YAYINLARINDAN YENİ YAYINLANMIŞTIR. 48. SAYFADAN İTİBAREN 55. SAYFAYA KADAR DEVAM EDEN KONULARDA BİZZAT EFENDİ HAZRETLERİNİN AÇIKLAMALARI YAYINLANMIŞTIR.

Cumartesi, 04 Haziran 2011 18:34 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Ebu Bekr el-Kettanî k.s.

feza.jpg

 

 

Ebu Bekr el-Kettanî

Evliyanın büyüklerinden. Künyesi, Ebû Bekr, adı Muhammed bin Ali bin Câfer Bağdâdî el-Kettânî'dir. Aslen Bağdâtlı olup, ömrünün büyük bir kısmını Mekke'de geçirmiştir. Ebû Bekr Kettânî, Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebesidir. Ebû Saîd-i Harrâz, Abbâs bin Mühtedî, Amr el-Mekkî, Ebü'l-Hüseyin Nûrî gibi âlimlerin sohbetinde bulundu. 933 (H.322) senesinde Mekke'de vefât etti.


 

Çarşamba, 10 Şubat 2010 07:12 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

ŞAKİK-İ BELHİ DEN K.S. NASİHAT

minare2.jpgDinde temel sayılan sekiz madde
Şakîk-i Belhî hazretleri, talebesi Hâtim-i Esam hazretlerine sordu:
- Ne kadar zamandır benden ders alıyorsun?
- 33 senedir.

- Bu kadar zaman içinde benden neler öğrendin?
- Sekiz şey öğrendim.

- Yazıklar olsun sana! Çok üzüldüm, emeklerim boşa mı gitti?
- Hocam, siz sordunuz, ben de doğrusunu söyledim. Sekiz şey öğrendim.

- Peki, nedir bu sekiz şey?
- İnsanlara baktım. Sevdiği şeyler, onlarla mezara kadar arkadaşlık ediyor ve sonra onu yalnız bırakıp ayrılıyorlar. Onlarla beraber mezara girip, dert ortağı olmuyorlar. Bu hâli görünce, (Dünyada öyle bir dost seçmeliyim ki, mezara benimle gelsin, bana orada arkadaşlık etsin) diye düşündüm. Aradım, taradım, ALLAHü teâlâya yapılan ibadetlerden başka, böyle sadık bir sevgili bulamadım. Ben de ibadetlere sarıldım.
- Çok doğru, çok güzel etmişsin.
 
-Peki, ikincisi nedir?
- İnsanlara baktım, çok kimse, arzuları, nefsleri peşinde koşuyor. O zaman, (ALLAHü teâlâdan korkarak nefslerine uymayanlar, elbette Cennete gideceklerdir) mealindeki âyet-i kerimeyi hatırladım. Nefsimi düşman bilerek, ona aldanmamaya karar verdim ve arzularıma uymadım.
- ALLAH sana iyilikler versin, ne güzel yapmışsın.
 
-Üçüncüsü nedir?
- İnsanlara baktım, herkes dünyalık toplama sıkıntısı içine girmişler. Sonra (Dünya malından, sarıldığınız, sakladığınız her şey, yanınızda kalmayacak, sizden ayrılacaktır! Ancak ALLAH rızası için yaptığınız iyilikler ve ibadetler sizinle beraber kalacaktır) mealindeki âyet-i kerimeyi düşündüm. Dünya için topladıklarımı, ALLAH yolunda harcadım. Yani ALLAH'ü teâlâya ödünç verdim!
- Ne güzel yapmışsın.
 
-Peki, dördüncüsü nedir?
- İnsanlara baktım, başkalarını beğenmiyorlar, birbirlerine haset ediyorlar, birbirlerinin mevki, mal ve ilimlerine göz dikiyorlar. Bunu görünce, (Dünyadaki maddî, manevî bütün rızıklarını aralarında taksim ettik) mealindeki âyet-i kerimeyi hatırladım. Herkesin ilim, mal, rütbe, evlat gibi rızıklarının dünya yaratılmadan önce, ezelde taksim edildiğini, kimsenin elinde bir şey olmadığını ve çalışmayı, sebeplere yapışmayı emrettiğinden, Ona itaat etmiş olmak için çalışmak lazım geldiğini ve hasedin zararlarını ve lüzumsuz olduğunu anladım. ALLAHü teâlânın ezelde yaptığı taksime razı oldum. Bütün Müslümanlarla iyi geçindim, herkesi sevdim ve sevildim.
- Ne iyi, ne güzel yapmışsın.
 
-Beşincisi nedir?
- İnsanlara baktım, çok kimse, insanlık şerefini, bir makam sahibi olmakta zannediyor ve makamıyla iftihar ediyor. Kimi de, kıymet ve şerefi, çok mal ve evlatta görüp, bunlarla iftihar ediyor. Kimi de, malı, parayı ALLAH-ü teâlânın emrettiği yerlere değil de, insanların hoşuna gidecek, herkesi eğlendirecek yerlere sarf ediyor, insanlık şerefini bunda sanıyor. Bunu görünce, (En şerefliniz, en kıymetliniz, ALLAH-ü teâlâdan en çok korkandır) mealindeki âyet-i kerimeyi düşündüm. Bunların yanıldıklarını anladım ve takvaya sarıldım. Rabbimin af ve ihsanlarına kavuşmak için, Ondan korkarak, İslamiyet’in dışına çıkmadım.
- Ne güzel yapmışsın.
 
-Altıncısı nedir?
- İnsanlara baktım. Birbirlerinin mallarına, mevkilerine ve ilimlerine göz dikiyor, parça parça ayrılıyorlar, birbirlerine düşmanlık ediyorlar. Bunları görünce, (Sizin düşmanınız şeytandır. Bunları düşman bilin) mealindeki âyet-i kerimeyi hatırladım. Şeytanı ve onun yoldaşları olan sapıkları düşman bilip, sözlerine aldanmadım. ALLAHü teâlânın emirlerine itaat ettim. Kurtuluş yolunun, yalnız Ehl-i sünnet yolu olduğuna inandım. (Ey Âdemoğulları, Şeytana tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır, diye, sizden söz almadım mı, bana kulluk edin! Kurtuluş yolu, ancak budur) mealindeki âyet-i kerimeyi düşünüp, Müslümanları aldatmaya uğraşanları dinlemedim. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından ayrılmadım.
- Ne güzel ne iyi yapmışsın.
 
-Yedincisi nedir?
- Kimi insanlar, para kazanmak için haram ve şüpheli şeylere dalıyorlar ve zillete, hakaretlere katlanıyorlar. Bunları görünce, (ALLAHü teâlâ tarafından rızkı gönderilmeyen yeryüzünde bir canlı yoktur) mealindeki âyet-i kerime hatırıma geldi. O canlılardan birinin kendim olduğumu bildim. Rızkımı göndereceğine söz verdiğine, elbette göndereceğine güvenerek, Onun emrettiği gibi çalıştım.
- Ne iyi yapmışsın.
 
-Sekizincisi nedir?
- Baktım, herkes bir şeye güveniyor. Kimi altına, mal ve mülküne, kimi sanatına ve kazancına, kimi makam ve rütbesine, kimi de kendi gibi bir insana güveniyor. Bunları görünce, (ALLAHü teâlâ, yalnız kendisine güvenenlerin her zaman imdadına yetişir) mealindeki âyet-i kerimeyi düşündüm. Her zaman ve her işimde yalnız ALLAHü teâlâya güvendim. O emrettiği için çalıştım, sebeplere yapıştım; fakat yalnız, Ondan istedim.

- Ya Hâtim, dini tam ve doğru anlamışsın. Senin gibi bu sekiz temel kaideye uyanlar, dinimize tam uymuş olurlar.
Perşembe, 07 Ocak 2010 15:22 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

HİZMET EHLİ ...

ilim-2-.jpgHİZMET EHLİ NASIL OLMALIDIR?

 

Abdurrahman-ı Taği k.s. bir gün şöyle buyurdular:

“Bir müridin nisbet alması ve başkalarının hidayetine sebeb olmasına mani olan haller şunlardır: Baş olma sevdası, mal biriktirme hırsı.

Gerek halifeleri, gerekse seçkin müridleri irşad ve hizmetten alıkoyan en büyük sebep mal biriktirme hırsı ve varlık duygusudur.

Benim için, arzu ve istek sahibi olan ve tarikatın nisbetinden etkilenip te fayda görmeyen bir mürid; bu yolda etkilenip fayda gördüğünü söylediği halde, dünya sevgisinden ve varlık duygusundan sıyrılmamış müridden daha sevimli ve efdaldir.

Müridlerin hallerini araştırıp onların fiilleri hakkında bilgi toplamanın ve zaman zaman imtihan etmenin hikmeti şudur: Baş olma arzusu, varlık duygusu ve dünya sevgisinden kurtulup kurtulmadıklarını tespit içindir.”

Zamanımızdaki hizmetlerin aksamasının illeti budur. İnsanlar çok kere perde arkasında kamak yerine, sahnede baş rolü oynamak isterler.

Sahnenin şaşaasına kapılıp, başarılı olmayı düşünmüyorlar. Alkışlanmasalar da sahneden çekilmeye niyetleri yok. Çocuksu haller ve davranışlarla, illa da sahnede kalmanın yolunu bulmaya çalışıyorlar.

 

HİZMETİN ALTIN KURALLARI:

 

Hizmet ehlinin dikat etmesi gereken bir takım kaideler:

1-     İstikamet ve ihlas üzere olmak.

2-     Hizmeti sadece Allah rızası için yapmak.

3-     Yaptığı hizmetten dolayı şımarıp kendini diğerlerinden üstün görmemek, bu fırsatı vediği için Allahu teala’ya şükretmek.

4-     Daima kendi kusurlarını görmek.

5-     Herkesi sevip geçimli olmak.

6-     Mütevazi olup kendini herkesten küçük görmek.

7-     Hakarete uğradığında sabredip kinci ve hasetçi olmamak.

8-     Merhametli, affedici ve kabahat örtücü olmak.

 

BİR HİZMET GURUBUNDA YAPILMASI GEREKENLER:

 

Hizmet edenler üç, beş veya daha fazla miktarda olabilir. Bunların başına en mükemmel olanını seçmek gerekir. Dersini tamamlamış veya ilerlemiş, ahlakı güzel, dirayetli, çalışkan ve merhametli olanı tercih edilir. Diğerleri onun etrafında yardımcı olurlar.

Birlikte bazen istişare ederler. İstişarelerde herkes fikrini açıkça söylemelidir. İstişare sonucunun muhakkak tatbik edilmesi gerekir. Adet yerini bulsun diye toplanıp, konuşulanlara kafa sallamakla yapılan görüşmeler faydadan çok zarar getirir.

Baş olan kardeş, diğerlerinin kıymetini takdir ederek, nezaket ve şefkatle davranır. Diğerleri de ona karşı hürmetli ve itaatli olurlar.

Herkes, üzerine aldığı vazifeyi noksansız ve vaktinde ifa etmelidir. Allahu teala’nın rızası için yapılan hizmetlerdeki meşakatler ve sıkıntılar, neticede yorgunluk ve bıkkınlık vermez. Bilakis insanın şevkini artırır.

Hizmet ehli, bazen cahiller tarafından hakarete ve taarruza uğrayabilirler. Bu durumda hizmet ehlinin sabırlı olup affedicilikle davranması lazımdır, hemen kin tutmayıp bağışlayıcı olması gerekir.

Yolculuklarda üç beş kişi de olsa, içlerinden birini sefer başkanı şeçmelilerdir.

Hizmet fırsatı herkese nasib olmaz. Hizmete muvaffak olanlar da hizmeti minnet bilip tevazularını artırmalıdırlar.

Ali Ramiteni k.s. Hazretleri şöyle buyurur:

“Minnetle (başa kakarak) hizmet eden çoktur, hizmeti minnet bilenler ise azdır. Siz hizmette bulunma fırsatını ele geçirmiş olmayı minnet bilir ve hizmet ettiklerinize minnettar kalırsanız, herkes sizden memnun kalır. Şikayetçiniz azalır.”

 

Hizmet ehli devam ettikçe, başkalarına ikram yolunu tercih etmelilerdir. Her şeyi ben yapayım derse, çabuk yorulur ve ğöğsü daralır, görüşleri değişir. Herkesi küçük görmeye başlar, hallerinde gerileme olur. Baş olma sevdasına esir olur.

Diğer hizmet isteklilerine de yol açılmalı, onlara da hizmet için fırsatlar verilmelidir. Zira insanların kabiliyyetleri farklıdır, birinin yaptığını diğeri yapamaz. Herkese yapabileceği vazifeyi vermeli.

Vazife taksiminde son derece müsamahakar olmalıyız, başkalarını tercih etmekle, onların hazzını kendi hazzına tercih etmiş oluruz.

Allah dostlarından biri sohbet ederken fakir ve üstü çıplak biri gelir. Bunu gören gözde hizmetçilerden biri, hemen atılır ve fakire kendi elbisesini giydirir. Bunu gören o Allah dostu üzülür ve der:

“Niçin acele ettin? Keşke sabırlı olsaydın da belki başka bir kardeşin çıkıp bu işi yapardı ve bunun sevabını alırdı, sen de bundan büyük zevk duyardın.”

Allahu teala hizmetlere destek olmayı, engel olmamayı nasib eylesin. Ya Rabbi! hizmetlerimizi kabul eyle. Her tarafa ulaştıracak maddi manevi imkanlar nasib eyle. Âmîn!

 

Salı, 04 Ağustos 2009 08:03 tarihinde güncellendi

Sayfa 1 - 4

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.