.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

HEYBELİ ADA RUHBAN OKULU

Ruhban Okulu’na Sert Tepki

Başbakan Erdoğan’ın kurmaylarına “Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılabilmesi için formül bulunması” yönünde talimat verdiği iddiaları gündemdeki yerini korurken, Milli Gazete’den çok sert tepki geldi.

Gazete bugün “Hıyanet ve ajan yuvası” diye manşet etti. İşte o haber:

“Hıyanet ve ajan yuvası

Başbakan Tayyip Erdoğanın Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılabilmesi için talimat verdiği ortaya çıktı. Talimatın nedeni Başbakan Erdoğanın Seulde Obamaya verdiği söz. Obamaya Ruhban Okulunu açma sözü veren Hükümet yeni formül adı altında Patrikhanenin isteklerine boyun eğmeye hazırlanıyor.

Başbakan Erdoğan, “Ruhban Okulunu açın” talimatını verdi...

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılabilmesi için talimat verdiği ortaya çıktı. Talimatın nedeni Başbakan Erdoğan’ın Seul’de Obama’ya verdiği söz. Obama’ya Ruhban Okulu’nu açma sözü veren Hükümet ‘yeni formül’ adı altında Patrikhane’nin isteklerine boyun eğmeye hazırlanıyor.

AKP iktidarında Türkiye’nin tek bir kırmızı çizgisi kalmadı. ABD ve Avrupa’yı memnun etme adına Hıristiyan azınlıklara yönelik ‘yeni kapitülasyonlar’ın kapısını aralayan Hükümet, Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açmak için hummalı bir çalışma yürütüyor. Hükümet Heybeliada’dan sonra Ayasofya’nın durumunu gündeme getirmesinden endişe ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bünyesinde Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına yönelik yapılan çalışmalarda Ruhban Okulu’nun yüksekokul düzeyinde açılması istenirken, Patrikhane okulun YÖK’e ya da herhangi bir üniversiteye bağlı olmasını istemiyor.

Bin diplomat yetiştirdi

1884’TE Patrikhane’ye bağlı bir lise olarak açılan Heybeliada Ruhban Okulu, 1951’de ruhban yetiştirmesi için özel yüksekokula dönüştürüldü. 1884 yılında açılan okulun amacı sadece dünyadaki Ortodoks kiliselerine din adamı yetiştirmek değildi. Okul adeta emperyalistlere ‘diplomat’ yetiştiriyordu. Okul yerine getirdiği bu ‘diplomat’ faaliyetiyle Fener Patriklerinin ekümeniklik sıfatının pekiştirilmesine yardımcı olurken Osmanlı’nın yıkılmasına da zemin hazırladı. Çünkü Rumlara ve onların emperyalist destekçilerine hizmet eden mezunlar ‘diplomatlık’ görevlerini layıkıyla yerine getirmişti. Lozan Anlaşması’yla Heybeliada Ruhban Okulu kapatılmasa da kontrol altına alındı. Okul kapatılana kadar bin ‘diplomat’ yetiştirdi.

PATRİKHANE İÇİN YÖK VE MİLLİ EĞİTİM SEFERBER OLDU

Patrikhane okulun yabancı bir üniversite üzerinden açılmasını istiyor. Patrikhane daha önce Türkiye’de bir üniversiteye bağlı olarak Ruhban Okulu açmayı reddetmişti. Yeni YÖK yasa taslağı kapsamında, Patrikhane’nin YÖK’e bağlı vakıf üniversitesi ya da kendi ülkesinin mevzuatına bağlı yabancı üniversite olarak kurulmasına imkân tanıyor. YÖK Kanunu’nun kabul edilmesi için anayasa değişikliğinin gerekmesi anayasa değişikliğinin yakın gelecekte gözükmemesi nedeniyle alternatif formül arayışı da sürdürülüyor. Yeni YÖK Kanun Taslağı, bir şirket üzerinden yabancı üniversite kurulmasına izin veriyor. Yabancı üniversiteler, YÖK’e değil, kendi ülkesinin mevzuatına bağlı olacak. Böylece Patrikhane’nin Yunanistan ya da başka bir ülkenin üniversitesi üzerinden Türkiye’de yüksekokul açmasına olanak sağlanabilecek.

ERDOĞAN’DAN OBAMA’YA RUHBAN OKULU SÖZÜ

Başbakan Tayyip Erdoğan, 25 Mart 2012’de Nükleer Güvenlik Zirvesi için gittiği Güney Kore’nin başkenti Seul’de ABD Başkanı Obama ile bir araya gelerek Ruhban Okulu’nu görüşmüştü. Erdoğan Obama’ya Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılacağı sözünü vermişti.  ABD Başkanı Obama da “Bu kararı duymaktan mutluyum” diyerek memnuniyetini dile getirmişti. Erdoğan’ın bu açıklamalarının ardından 5 Temmuz 2012’de Fener Rum Patriği Bartholomeos’u ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Bütün dünyada her kimliği taşıyan, her dine inanan insanın özgürce kendi inancının gereklerini, ibadetlerini ve inancına uygun olarak eğitimini çocuklarına vermesini, aynı zamanda din adamları yetiştirmesini, onların bir hakkı olduğunu düşünüyoruz.” diyerek Ruhban Okulu’nun açılmasına yeşil ışık yakmıştı.  Görmez bu görüşmeyle Fener Rum Patriği’ni ziyaret eden ilk Diyanet İşleri Başkanı oldu.

HIYANET VE AJAN YUVASI

1884’te Patrikhane’ye bağlı bir lise olarak açılan Heybeliada Ruhban Okulu, 1951’de ruhban yetiştirmesi için özel yüksek okula dönüştürüldü. 1884 yılında açılan okulun amacı sadece dünyadaki Ortodoks kiliselerine din adamı yetiştirmek değildi. Okul adeta emperyalistlere ‘diplomat’ yetiştiriyordu. Okul yerine getirdiği bu ‘diplomat’ faaliyetiyle Fener Patriklerinin ekümeniklik sıfatının pekiştirilmesine yardımcı oldu. Çünkü Rumlara ve onların emperyalist destekçilerine hizmet eden mezunlar ‘diplomatlık’ görevlerini layıkıyla yerine getirmişti.

Lozan Anlaşmasıyla Heybeliada Ruhban Okulu kapatılmasa da kontrol altına alınmıştı. Ruhban Okulu, 1971’de çıkarılan “Özel Yüksek Okulların Kapatılması” hakkındaki kanun gereği Milli Eğitim Bakanlığı’nca kapatıldı.

BARTHOLOMEOS’DAN ABD’YE  RUSYA UYARISI

ABD’nin Ruhban Okulu aşkı yeni değil. 1999 yılında ABD Başkanı Bill Clinton’ın Türkiye’yi ziyareti sırasında Ruhban Okulu’nu ziyaret etmiş ve dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den okulun açılması talebinde bulunmuştu. Wikileaks belgelerinde, Başbakan Erdoğan’ın Bartalomeos’la yaptığı görüşmelerde var. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği ile İstanbul konsolosluklarından 2009’da gönderilen telgraflarda, ABD Başkanı Obama’nın yakın çalışma arkadaşlarından senatör Richard Durbin ile ABD’nin Türkiye temsilcilerinin Türk hükümet yetkilileri ve Fener Rum Patrikhanesi’yle yaptıkları görüşmelere yer veriliyor.  Görüşmelerde Bartholomeos, ABD’ye  “Patrikhane geleneksel merkezi olan İstanbul’u terk ederse, Rus Ortodoks Kilisesi, Ortodoks Kilisesi’nin lideri olabilmek için Ekümenik Patrikhane yönetimini ele geçirmek için çaba gösterecektir. “ uyarısında da bulunuyor.

HEYBELİADA İLE EKÜMENİKLİĞE BİR ADIM

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Celalettin Yavuz, Heybeliada Rum Okulu’nun açılmasıyla Fener Rum Patriği’nin siyasi güç kazanacağına dikkat çekti. Patrikhanenin ve diasporalarının, piskoposlar yetiştirecek okulla kalmayacaklarını, ısrarlarını ekümenikliğe kadar götüreceklerine vurgu yaptı. Ruhban okuluyla birlikte doğacak süreci değerlendiren Yavuz, “Ruhban okulunun açılması durumunda Fener Rum Patriği siyasi güç kazanacak. Ayrıca Moskova ve Yunanistan piskoposluklarınca itibar görecek. Süreç içerisinde Ortodoksların diğer ülkelerdeki diasporalarından destek alıp papalık iddiasında bulunulabilecek. Bu da uzun vadede ekümeniklik sağlayabilir. Soğuk savaş sonrası Slav dünyasındaki Ortodokslar üzerinde Fener Rum Patrikhanesi kullanıldı. ABD, Fener Patrikhanesi’yle Rusya ve Sovyetlerden ayrılan ülkeler üzerinde etkinlik sağlamak istiyor. Bunun için de patrikhaneye itibar kazandırıyor. Mesela Fener Patriği ABD’ye gittiğinde Clinton, patrikten randevu almıştı” dedi.

“BU GİDİŞLE İSTANBUL’UN TAMAMINI VERECEĞİZ”

Batı Trakya’daki Türklerle ülkemizdeki azınlıkların haklarını kıyaslayan Yavuz, hükümeti şu sözlerle eleştirdi:

“Batı Trakya’daki Türk vakıfların malları tek tek elden çıkarılırken AKP hükümeti gayri müslim vakıf mallarını iade ediyor. Kıbrıs Rum Kesimi’nde Osmanlı döneminden kalma onca vakıf malı var. Bunlar konusunda hükümet ne yazık ki hiçbir şey yapmıyor. Bu gidişle İstanbul’un tamamını vereceğiz.”

Son olarak da şu ifadeleri kullandı: “Rumlar eski Roma’yı yeniden canlandırma fikrinden vazgeçmiş değiller. Fırsat buldukları anda ellerinden geleni yapacaklardır.”

AMAÇLARI FARKLI

Prof. Dr. Cemallettin Taşkıran: “Heybeli Ada Ruhban Okulu, Türkiye gündemini uzun zamandır meşgul eden konulardan biridir. Bu konu genellikle Fener Patrikhanesinin ekümeniklik, yani Vatikan benzeri bir evrensellik iddiası ile birlikte ele alınmalıdır. Fener Patrikhanesi bu okulu bütün Ortodoks Hıristiyanlar için uluslar arası bir din okulu olarak faaliyete geçirmek istiyor. Fener Patrikhanesinin arzusu YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimi dışında, patrikhanenin yönlendiriciliğinde dini özerkliğe sahip bir okul açmak. Böyle bir okulun açılması Anayasa’ya göre şimdilik mümkün değil. ABD ve AB de Ruhban Okulu’nun açılması için bastırıyor. Asıl amaç okulun açılması değil, Patrikhane’nin ekümenikliğinin tanınmasına giden yolun açılmasını sağlamak. Mesele Ruhban okulunun açılması ve Türkiye’deki sayıları 2000 kişiyi bulmayan Ortodoksların din adamı yetiştirme ihtiyacı değil. Mesele, bunun ötesinde, Fener Rum Patrikhanesi’nin Türkiye’de bir güç gösterisidir. Patrikhanenin Türkiye’de olması ve güçlü olması bazı ülkelerin çıkarlarına hizmet edebileceği için önemlidir. Onun için de açık açık destek vermektedirler. Ama, onların bu çıkarları Türkiye’nin siyasi egemenliğine tehdit olabilecek durumdadır ve Türkiye’nin milli çıkarları ile çatışmaktadır.”

 

HANIMLARIN ASLİ VAZİFESİ

Hanımlar! Asli vazifenize dönün

Biliyorum, bu beyanlarımızı marjinal bazı kesimler sindiremeyecek, bundan dolayı da feveran edecekler. Olsun varsın, bizim vazifemiz hakikatları gizlemeksizin duyurmaktır. Yaptığımız budur.

Allah (C.C.) KADIN VE erkekleri farklı özelliklerde ve özelde de farklı vazifelerle görevlendirmiştir. Mesela çocuğu kadın doğurur; rızkını temin etme görevi de erkeğindir. Böyle olunca kadınınvazifesi çocuğunun anası, kocasının da karısı/eşi olmasıdır. Bu vazifeyi ikinci plana atan her kadın helak olmaya mahkum olmuştur.

Bir kadın:

• Evin yerine sokağı;

• Mutfağı yerine büroyu;

• Anneliğin yerine sekreterliği;


• Mahremiyetin yerine teşhiri tercih ediyorsa, böyle bir kadın normal bir hatun değildir. Kişiliğini örtüp, dişiliğini ön plana çıkarmıştır. Fıtratından uzaklaşan kadın erkekleşir. Erkekleşen kadın toplumu helak eder, ediyor da.


Çağımızda kadın;

a- Ya elinden tutanı bulunmadığından;

b- Veya kocasının getirdikleriyle yetinmeyen bir açgözlü olduğu için çalışmaktadır. Bu sınıfa girenler nefislerine tapınanlardır.


Kadınlar konfeksiyonlarda, marketlerde, bilmem ne işyerlerinde çalışmak için değil ana olması için yaratılmışlardır.

Kadın, çalışma hayatına çekilince;

• Tüketim hızlandı;

• Moda yaygınlaştı;

• Tesettürsüzlük çoğaldı;

• Kozmetikler moda oldu;

• Kreşler-yuvalar çoğaldı;

• İslah evlerinin sayısı arttı;

• Hapishaneler her yıl katlanarak çoğaldı;

• Hastaneler, akıl hastaneleri önünde kuyruklar oluştu;

• Eşler arasında iletişimler bozuldu;

• Kadının yapısında bozulmalar devamlı artıyor oldu.

Bu olumsuzluklardan dolayı diyoruz ki:

Yaratan’ın yaptığı vazife taksiminde, vücut teşekkülü ve ruh muhtevası bakımından taşıdığı özellikler sebebiyle, kadına 4 büyük vazife verilmiştir ki, bunlarda kendisiyle kimse rekabet edemez:

1- Hamile olmak;

2- Doğum yapmak;

3- Çocuk emzirmek;

4- Terbiye etmek.


Bu vazifeleri yapmanız için hanımlar dışarıda yıpranmayın. Lütfen asli vazifelerinizin başına dönün.

Mevlüt Özcan / Milli Gazete

Emsile - 10 Örnekler

Emsile - 10 Örnekler | Medreseyi Mahmudiyye - Ali Kara Hoca

Emsile'nin son dersinde ketebe,katele ve harece çekimleri yapılmıştır. Bu alıştırmaları iyi yapabilen kardeşler, ilerki derslerde çok daha başarılı olurlar.

Cuma, 01 Şubat 2013 17:22 tarihinde güncellendi

Emsile - 9 Masdarlar ve Fiili Taaccübler

Emsile - 9 Masdarlar ve Fiili Taaccübler | Medreseyi Mahmudiyye - Ali Kara Hoca

Bu dersimizde ismi zaman,ismi mekan,masdar binai merre,masdar binai nevi,ismi tasgir,ismi mensub,fiili taaccübü evvel ve sani çekimleri yapılmıştır.

 

Cuma, 01 Şubat 2013 17:21 tarihinde güncellendi

Sayfa 10 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.