.

.

E-posta Yazdır PDF

Az amelle cennet... -2

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-ansi-language:#0400; mso-fareast-language:#0400; mso-bidi-language:#0400;}

İbni Kayyim dedi ki; Sadece amel, velev ki en son derecesine kadar bile olsa yine cennete girdirmeyi icap ettirmez, onun (yani cennetin) karşılığı da olamaz. Çünkü eğer Allah’u Teala’nın sevdiği şekilde olsa da bir nimete bile denk olamaz bilakis bütün amelleri noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’u Teala’nın nimetlerinden bir nimete bile denk olamaz.

İmamı Rabbani K.s. derki: Cennete ancak ALlahın lutfu ve keremiyle girilir, ancak bu kerem iman edenler için hasıl olur....

Haberde gelmiştir ki, Beni İsrail’in abidlerinden bazısı hiçbir kimsenin bilmediği bir adada ibadet ediyordu. Allah’u Teala onun için bir nar ağacı bittirdi; ondan yiyordu. Ve bir de pınar çıkarttı; ondan da kana, kana içiyordu. Aynı şekilde beş yüz sene yaşadı, sonra rabbinden secdede ruhunu almasını istedi, onu da yaptı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onu anlattı. O kıyamet gününde getirilecek, Allah’u Teala buyuracak, ‘rahmetimle bunu cennete götürün’. Hemen diyecek ki, ‘Yarabbi bilakis amelimle.’ Buyuracak ki; ‘göz organı nimetinin şükrü üzerine onu hesaba çekin.’ Hesaba çekilecek, ibadeti ona yetmeyecek, diyecek ki ‘ya rabbi beni rahmetinle cennete sok.’ Hemen buyuracak ki; ‘bunu rahmetimle cennete götürün.’

Bil ki, cennet şu anda vardır. Aziz ve Celil olan Allah onu yarattı bir tuğlası altın bir tuğlası gümüş; çakılları ise inci ve yakuttur; toprağı zaferandır. Orada gündüz ve gece yoktur, bilakis ışık ve aydınlıktır.

Ancak, cennet ehli geceyi, perdelerin sarkıtılmasıyla, gündüzü de (perdelerin) kaldırılmasıyla anlarlar. Namaz vakitlerini tehlil ve tekbirle bilirler. Cuma gününü de rabbilerini ziyaretle bilirler. Ayı ise hediye ve tebrikleşme ile bilirler noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’u Teala‘dan her ayın başında meleklerin onlara gelmesiyle, seneyi ise meleklerin şu sözü ile bilirler; ‘Şüphesiz Allah’u Teala sizi yemeğe çağırıyor o sizin için bir seneden diğer seneye bayramınızdır.’

‘Allah’u Teala cenneti yarattığı zaman ona buyurdu ki konuş, dedi ki müminler felaha kavuştu, yani kurtuldu, buyurdu ki ey meliklerin evi sana müjdeler olsun.’[1]

Varit oldu ki, ‘cennet ehlinden bir adama yemek içmek cima ve şehvet bakımından yüz kişi kuvveti verilecek. Bunu bazı Yahudiler duyunca dediler ki yiyen ve içenin ondan helâ ihtiyacı olur. Resülüllah (Sallallahü aleyhi ve Sellem) buyurdular ki ‘Onların hacetleri akan terdir.’[2] Yani derilerinden sızandır. ‘Misk gibi’ çünkü cennette pislik yoktur. Ta ki, cennet ehli orada sümük silmeyecek ve hava kaçırmayacaktır.’

Varit olmuştur ki ‘Cennet ehlinin en ednasına ev bakımından bu dünyanın iki katı miktarı verilecek.’ Diğer rivayette ise ‘on bu dünya kadar’[3]

Bazıları buyurmuşlardır ki, mülkünde bin huri olur. Ve rivayet olundu; ‘Şüphesiz cennette çeşitli cevherlerden odalar vardır, dışı içinden içi dışından görünür. Onların içinde öyle nimetler, lezzetler ve sevinçler vardır ki hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak işitmemiş ve hiçbir beşerin kalbine gelmemiştir. Denildi ki, Ya Resülüllah bu odalar kimin içindir? Buyurdular ki ‘Selamı yayan, yemeği yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken gece namaz kılan kimseler içindir.’ Denildi ki, ‘buna kimin güçü yeter ya Resülullah?’ Buyurdular ki ‘Ümmetimin gücü buna yeter, her kim kardeşiyle karşılaşır ona selam verirse veya selamını alırsa selamı yaymış olur. Her kim doyuncaya kadar kendi ehlini ve iyalini yedirirse yemek yedirmiş olur. Her kim ramazan ayını oruç tutarsa ve her aydan da üç gün tutarsa oruca devam etmiş olur. Ve her kim yatsı namazı ve sabah namazını cemaatle kılarsa insanlar uyurken geceyi namaz kılmış olur.’[4]

İmam-ı Kurtubi rahimehullah buyurmuşlardır ki; her kim Mevla’sına itaat eder ve hevasına/nefsinin isteklerine muhalefet ederse cennet onun yeri olur. Ve her kim isyanda devam ederse ve azgınlık yularını sarkıtırsa, şeytanın ve nefsinin hevasına uyarsa cehennem ona daha layık olur.

Allah’u Teala rahmet eylesin Yahya ibni Muaz buyurdular ki; dünyayı terk etmek zordur, cenneti kaçırmak ondan daha zordur. Dünyayı terk etmek ahiretin mehridir. Dünyayı talepte nefsin zilleti, ahireti talepte ise nefsin izzeti vardır. Fani olanı aramakta zilleti tercih edene, baki olanı aramakta izzeti terk edene taaccüp ederim.

Hadisi şerifte de, ‘Her kim Allah’tan cenneti üç kere isterse cennet der, yarabbi onu cennete sok, her kim cehennemden üç kere sığınırsa cehennem der, yarabbi onu benden kurtar.’[5]

Aynı şekilde hadisi şerifte ‘Allah’u Teala buyurur kulumun divanına bakın, benden cenneti isteyen kimi gördüyseniz onu cennete sokun cehennemden kim sığınırsa onu ondan çevirin.’[6]

İkram ve ihsanı bol olan Allah’u Teala’dan alçak edici ev olan cehennemden bizi kurtarmasını ve rıza mahalli olan cennete bizi sokmasını Adnan’ın çocuğunun Efendisi olan Nebimiz Muhammed’in rütbesiyle isteriz.

Bu hadis bütün İslamı içine aldığı için yeri çok büyük olan bir hadistir, içinde barındırdığı manadan dolayı İslamın medarıdır, bunun izahı şudur; çünkü fiiller ya kalben veya bedenendir. Bunlardan her birerlerine ya izin verilmiştir ki o helaldir veya yasaklanmıştır ki oda haramdır. Bir şahıs helalleri helal, haramları da haram kabul ederse bütün din vazifelerini yapmış olur ve cennete de emniyetle girer.

 



[1] Hakim 2/392

[2] Ahmet 4/367

[3] Buhari 11/418 Müslim 186

[4] Beyhaki Elbasü ven-nüşür.253

[5] Tirmizi-2572

[6] Hilye-6/175

 

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.