Birtakım şarlatanlar, din eğitimi almamış cahilleri Kur’ân’la aldatmaya çalışıyor.
Neler diyorlar?
İslâm’ın tek kaynağı Kur’ân’dır. Başka kaynak yoktur.
Peygamber bir postacı idi, dini tebliğ etti, işi bitti...
H Sünnet ve hadîsler din kaynağı değildir...
H İlmihal Müslümanlığı yanlıştır. Doğru olan bizim anlattığımız Kur’ân Müslümanlığıdır.
Bunlar sapıktır ve sapıttırmaktadır.
Bu konuda doğrular şunlardır:
*Kur’ân-ı Kerim din hükümlerinin ana kaynağıdır ama tek kaynağı
değildir. Peygamberin (salat ve selam olsun O’na) hadîsleri, Sünneti;
onun yanında icmâ-i ümmet ve kıyas-ı fukaha da Şeriat ve fıkıh
hükümlerinin kaynağıdır.
*Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselamın işi ölümle bitmemiştir. O,
Kıyamet kopuncaya kadar sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın
hidayet rehberi, önderi, seyyidi, kurtuluş ve saadet yolunda mürşidi ve
kılavuzudur. Ruhaniyeti Müslümanlarla beraberdir. Mânen yaşamaktadır.
Müslümanların, yapacakları her işte, “Peygamberimiz bu işin nasıl
yapılmasını isterdi?.” diye sormaları ve ona göre amel etmeleri
gerekir. Peygamber asla devreden çıkartılamaz.
*Allah-ü Teâlâ, Kur’ân-ı Azimüşşan’da Peygambere itaat etmemizi kesin
şekilde emir buyurmuştur. O’na itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Bu
konuda nice ayet bulunmaktadır.
*Peygamberin sahih hadîsleri de vahiydir, ilahî ilhamdır.
*Peygamber yanılmaz.
*Peygamberi devreden çıkartmak isteyenler iyi niyetli değildir.
*Dinimizi, en doğru şekilde muteber, güvenilir ilmihal, fıkıh ve İslâm
ahlâkı kitaplarından öğrenebiliriz. Bunları icazetli gerçek din
alimleri yazmıştır.
*Kur’an’ın muhkem hükümleri, emir ve yasakları, öğütleri kesinlikle
tarihsel değildir; bunların hükümleri Kıyamet’e kadar yürürlükte
kalacaktır. Pakistanlı Fazlurrahman denilen adamın ortaya çıkartmış
olduğu tarihsellik tezi, binden fazla müftü, ulema, fukaha tarafından
protesto edilmiştir.
* İslâm, indirilmiş ilahî dindir. Reformcular, tarihselciler,
değişimciler uydurulmuş bir İslâm türetmek istiyorlar. Başarılı
olamayacaklardır. Yüce Allah nurunu söndürtmez. Sapıttıkları insanların
vebali onların üzerinde olacaktır.
* Peygamberi bırakın, benim anlattığım ve öğrettiğim Kur’ân
Müslümanlığına bağlanın demek ne demektir? Peygamberi bırakın ve bana
uyun demektir... Bu, büyük bir küstahlık ve sapıklık değil midir?
Biz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanları Kur’ân’a tâbi olan Peygamberin,
Ashabının, Ehl-i Beytinin, Tâbiînin, Tebe-i Tâbiînin, Selef-i
Sâlihînin, Eimme-i Müctehidînin; asırlar boyu gelip geçmiş ulemanın,
fukahanın, kâmil mürşidlerin, her asırda bir gönderilen mücedditlerin,
Peygamberin zâhir ve bâtın ilimlerinde vârisleri, vekilleri, halifeleri
olan büyük zatların peşinden gidiyoruz. Onlara uyduğumuz taktirde
yanılmamız ve sapıtmamız mevzuubahs olamaz.
Ehl-i Sünnet fukahasına ve gerçek meşâyihe bağlananlar, ucu Resullerin
Seyyidine ulaşan çok sağlam, çok nuranî, ebedî mutluluk kazandırıcı ve
kurtarıcı bir silsileye (zincire) bağlanmış olurlar.
Ehl-i Sünnet yolu bir cadde-i kübradır (büyük caddedir). Reformcu,
tarihselci, değişimci kişilerin yolları ise çıkmaz sokaktır, bid’attir.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ümmetimin içinde bir
ihtilaf (anlaşmazlık) çıkarsa siz sevad-ı azama (büyük karaltıya,
çoğunluğa) dahil olunuz” buyurmuşlardır. Sevad-ı Azam Ehl-i Sünnettir.
Sakın reformcuların tuzaklarına düşmeyelim.
YORUM:
İslamı böyle net anlamak lazım, Ş. Etgi'nin dediği gibi şarlatanlara kulak vermemeli ehli sünnet alimlerinden islamı öğrenmelidir. Allah dostlarının etrafında devam ederek, ahır zaman fitnelerinden korunabilir. Cemaatte rahmet vardır. İslam ilimlerine çalışmalı ve alim olma seviyesince dini bilgimizi çoğaltmalıyız ki, şı zındıklar meydanı boş bulmasın. Bu mezhebsiz veya selefiyye - vehhabiyye güruhu nefislerine uymuşlar, milleti de yoldan çıkartmaya uğraşıyorlar. Peygamber s.a.v olmadan din nasıl olacak. Peygamber ölmez, sadece ahırete intikal etti yani hakikat alemine göç etti, her şeyi mevcuttur, dininde noksanlık yoktur. Noksanlık arayanın kendi noksandır.