Miras Engel Olan Şeyler Yedidir.
Birincisi:
Kısas veya keffareti gerektiren öldürmelerdir. Baba olduğu için kıssas
kendisinden düşenler de mahrum olur. Aynı şekilde kefaretin müstehap olduğu öldürmelerde
bunun altına girer.
Birincisi
katliamd (kasden öldürmek) denilen öldürmek maksadı ile yapılmış olan aletlerle birisini
öldürmektir.
İkincisi üçe ayrılır. Birincisi; öldürmek maksadı için yapılmamış fakat öldürücü etki eden taş, sopa gibi şeylerle birini öldürmektir. İkincisi; hataen öldürmelerdir. Bir ava ateş edip insana isabet etmesi gibi. Üçüncüsü; hata yerine geçen öldürmelerdir. Uyurken birisinin üzerine düşüp ölümüne sebep olmak gibi.
Kısas ve kefareti gerektirenlerden üçüncüsü; hamile
bir kadına vurup karnındaki ceninin düşmesine sebep olmak gibi. Bu durumda
keffaret vermek müstehap olup bir takım ihsanda bulunmak vacip olur. Saydığımız
kısımların hepsinde Hanefi mezhebine göre katil mirastan mahrum olur.
Yol üzerinde açtığı bir kuyuya muris düşüp ölse veya yol
üzerine koyduğu bir taşa muris takılıp ölse, yada nefsi müdafaa için murisini
öldürse bu durumların hiçbirisinde kıssas veya keffaret gerekmediği için mirasa
engel olmazlar. Adil denilen devlet görevlisinin baği denilen terörist
durumundaki murisini öldürmesi de böyledir. Akil baliğ olmayan ve deli olan kişilerin
hükmü de aynıdır. İmamı Azam’la imamı
Muhammed’e göre murisini öldürmesi için ölümle tehdit edilip murisini öldüren
kişilerin durumları da böyledir. Bu durumda katil için mukrihi kısas yolu ile
öldürme hakkı vardır. Zina yaptığı için karısını veya mahremlerinden bir kadını
öldüren kişi de Hanefi mezhebine göre mirasçı olur. Zina töhmetinden dolayı
öldürmek böyle değildir.
İkincisi:
Dinden dönmektir. Mecnun, bunak, vesveseli, sarhoş, dinden dönsün diye ölüm
veya bir azasının kaybı ile tehdit edilen kişi, iyiyle kötüyü ayırt edemeyen
çocukların dinden dönmelerine itibar yoktur. İyi ile kötüyü ayırt eden
çocukların İslam’larına itibar edildiği gibi dinden dönmelerine de itibar
edilip kafir hükmünde olurlar. Dinden dönen bir müslümandan da kafirden de
varis olamaz. Müslüman ise Hanefi mezhebine göre dinden dönene varis olur.
Üçüncüsü:
Din farklılığıdır. Bundan maksat islam ile küfürdür. Küffar ise birbirlerine
varis olabilirler. Çünkü küfür tek bir dindir. Ancak başka memleketlerde
olurlarsa birbirlerine varis olamazlar. Buna göre kafir müslümana icma ile
varis olamaz. İmam’ı Ali, Zeyd ve
sahabenin çoğuna göre müslümanda kafirden varis olamaz. Çünkü peygamber
aleyhisselam bir hadisi şerifte ”İki farklı dinden olan birbirlerine varis
olamaz.” buyurmuştur. Burda bir durum istisna edilir. Şöyleki; şayet bir kafir
ölse geriye hamile ve kafire bir kadın bıraksa, bu durumda adamın mirasından,
doğacak çocuk için en büyük hisse
ayrılsa, daha sonra kadın müslüman olsa, arkasından doğum yapsa, çocuk anne
müslüman olduğu için müslüman sayılıp kafir olan babasından miras almış olur.
Fakat işin hakikatında çocuk daha doğmadan varis olduğu ve bu durumda da bir dine nisbet edilmediği için
müslümanın kafirden varis olması durumu
oluşmaz.
Dördüncüsü:
Memleket farklılığıdır. Şafii mezhebine göre memleket farklılığı kesinlikle
irse engel değildir. Bize göre kafirler
arasında engel, müslümanlar arasında ise orduları ve sultanları farklı bile
olsa engel değildir. Çünkü İslam onları
tekbir hüküm altında toplar.
Beşincisi:
Kölelerdir. Çünkü köle hür bir insanın sahip olduğu şeylere sahip olamaz. Buna
göre köle şahit, veli, mal sahibi olamaz. Kölenin varis olmaması konusunda;
tam kamil köle olması, hürriyetini satın alma anlaşması yapmış köle olması,
efendisinin ölümünden sonra hür bırakılması vaat edilen bir köle olması,
efendisinden çocuk doğuran bir cariye olması, belli bir miktarı hür diğer
miktarı köle olması arasında fark yoktur. Bunlardan hiçbirisi varis olamazlar.
Altıncısı:
Trafik kazası gibi toplu ölümlerde kimin daha önce öldüğünün bilinmemesi
durumunda hiçbir ölen için diğerinden önce öldü diye hükmedileme diğinden
hiçbiri diğerine varis olamaz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
