.

.

Alimler

E-posta Yazdır PDF

Şaban Efendi Sen Bu İşe Ne Dersin?

ahsap5.jpg

 

İsmailağada usulu fıkıh dersleri okutan arapçası kuvvetli, ciddi ve heybetli bir hoca efendidir. Tavizsiz olmasıyla bilinir.

    Bir gün usul dersinde Efendi hazretleri k.s. şöyle bir konu açtı, ama bu konuya iyi bir cevap verilmesini de istiyordu. Kendi cevap verse dervişler zorlanacak, Şaban Efendi aracılığıyla bu işi halletmiş oldular.

-Sıbyan çocukları ana okuluna göçnderiyoruz,
Cuma, 01 Ağustos 2008 17:52 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Ubeydullah Hoca

Ubeydullah Hoca Efendi, Bursa da görevli idi. Kısa boylu çok latifeli sözleri, hoş kıssaları vardı. Efendi hazretleri onun çok kıssalarını cemaate örnek olarak anlatırdı.

Bir gün çayırova ya vaaz için gitmişler, camide kimse yokmuş, sordular bu millet nerde, dediler kahvelerdedir.

kahvelere dağıldılar, Ubeydullah hoca da yanında bir kişiyle yakında olan bir kahvehaneye girdi. Ondan evvel başka bir hoca girdiğinden içerden bir genç homurdanarak dışarı çıkıyormuş -şu yobazlar bizi kahvehanede de buldular-  diyormuş. Ubeydullah hoca onu yanına çağırdı, konuşalım dedi.

-Seni kim yarattı?

Genç -annem babam.

-Anneni babanı kim yarattı?

Genç - annesi babası.

Ubeydullah hoca baktımki iş Adem aleyhisselama kadar uzayacak soruyu değiştirdim. Peki bazılarının cocuğu oluyor bazılarının olmuyor, onların annesi babası yaratamıyormu?

Genç sustu, başını aşağı eğdi ve - Hoca daha evvel niye gelmediniz, bunlar bizi gavur etti- dedi.

Bir gün Bandırma vapuruyla sefer yaparken Ubeydullah hoca ve yanındaki çarşaflı hanımlara karşı bir genç dil uzatarak kötü konuşuyormuş. Hoca efendi susmuş cevap vermemiş. Genç biraz daha ileri gidince, o anda elinde tahta kutu gibi bir çanta olan birisi gelip o konuşan adamın kafasına çantayı bir vurmuş ki adam yerle bir olmuş ve vuran kişi kaybolmuş.

Ubeydullah hoca sohbetlerinde çok nükteli konuşurdu sık sık -kulakların biri tencere biri pencere olmasın, iyi dinleyin- diyerek ikaz ederdi. Bazen de -uyuyormusunuz, duyuyormusunuz- derdi.

Bir gün Efendi Hazretleri nikah kıymış, peşinden aşrı şerif okusun diye Ubeydullah hocaya işaret etmişler. Nikah aşrı olan Rum suresindeki ayetleri okumaya başlayan Ubeydullah hoca bir iki ayetten ssonra takılmış, Efendi Hazretleri hatırlatınca devam etmiş, tekrar takılmış Efendi Hazretleri hatırlatmış, tekrar takılmış Efendi Hazretleri hatırlatmış, böylece bir sayfadan uzun olan aşrı şerifi takıla takıla okumuş. Sonunda bitirince Efendi Hazretleri durumu sormuş. Ubeydullah hoca aşrı şerifi ezbere bilmediğini söylemiş. Peki niçin okudun deyince; siz emrettiğiniz için, demiş.

 

Cuma, 01 Ağustos 2008 11:09 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Müezzin Hasbi Hoca

hasbiabdulkerim1.jpg
 
    Hasbi Hoca İsmailağanın meşhur müezzinidir, çok uyanık ve sohbeti nüktelidir aynı zamanda iğnelidir. Cemiyette gördüğü noksanlıkları kürsüden açıklayarak milleti haşlamayı becerirdi. Sohbeti uzatmayı severdi, hatta bir cuma günü yarım saat geçtikten sonra cuma namazına başlanabilmişti.
    Cemaatin düzenini sağlamada gayretli idi. Safların tertibinde, çocukların arkada kılmasında, namazda okunan kur'an ayetlerinin nasıl okunması gerektiği hususları üzerinde fazlaca dururdu. Asabi yaratılışta olduğu için millet ondan sakınırdı. Biz onun ahlakını iyi bildiğimiz için bazan sakınırdık bazan istediğini yapardık.
 
Vefat edince cenazesinde çok büyük bir kalabalık toplanmıştı. Allah rahmet eylesin. Vefatından sonra camide yokluğu hissedildi. O hayatta iken cami içinde kimse dünya kelamı konuşamazdı, boş oturamazdı, hemen ikaz ederdi. Şimdi cami cemaati eskisi kadar tertibli değil.
 
Hasbi hoca hem hattat ve hem de marangozluktan iyi anlardı. Hat levhaları yazıp bastırırdı, eli ile yaptığı bazı rahle ve dolap gibi eşyaları müezzinlik mahfilinde bulundururdu. 
 
Vazifesine son derece sadık ve titiz idi. Kendisi şişman olduğu halde müezzinlik için minareye mutlaka birini çıkartırdı, hiç aksattığını bilmeyiz.
 
Bazen asabiyyetini Efendi Hazretlerinin bulunduğu anlarda da belli ederdi, bu durum bize ağır gelse de katlanırdık. Bir keresinde biraz dozu artırınca Efendi Hazretleri bizzat müdahele ederek onu yatıştırdı ve gönlünü aldı.
 
Kendisi şöyle bir hatırasını anlatırdı: "ben, Efendi Hazretleri ile birlikte Efendi Baba için maden suyu almaya gittik. Su kasasını beraberce taşıyorduk, yorulunca kasayı yere koyduk. Ben kasanın üzerine ayağımla basmıştım. Efendi Hazretleri bunu görünce hiddetle
 
-"ne yapıyorsun çek ayağını" diyerek beni ikaz etti.
 
 
Çarşamba, 30 Temmuz 2008 18:54 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Bayram Hoca r.a.

byrm_h--.jpg

 

Şehid Bayram Hocamız, çok ateşli vaazları olan ilmi birikimi fazla olan bir şahsiyetti, öyleki kendisi için "ayaklı kütüphane" denirdi. Son zamanlarında Mektubat-ı Rabbani yi güzel açıklardı. En zor mektubları dahi umumi sohbetlerde açıklamaya gayret ederdi.

 Bir gün kendisine;

- "Arapça ibareleri güzel okumak için nasıl yapmak gerekir" diye sormuştum. Şöyle cevap verdi:

  - "Düzenli olması gerekir" Yani;

 

Çarşamba, 30 Temmuz 2008 17:15 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Hızır Efendi

hzr_efen.jpg

 

Hızır Efendi -Allah rahmet eylesin- Efendi Hazretlerinin damadıdır. İsmailağa camii içinde şehid edilmiştir.

Hızır Efendi çok nazik, tertip ve düzenli bir dervişti. İşleri ayarlı idi, nerde ne zaman olacağı belli idi. Son zamanlarında Çukurbostan camiinde imamlık yapardı.

Kendisi ile pek çok münasebetlerimiz olmuş ve ondan çok istifade etmişizdir. Zira yeni gelen devişlerin istifadesi evvelkiler sayesinde olur.

Sohbetleri çok tesirliydi, hatta bir gün benim görevli olduğum mescide gelmişti. Gece yarısına kadar süren bir sohbet yapmıştı. Camiye nadir gelen kimseler bile o sahbete geldiler ve bazan gülerek bazan ağlayarak sohbetini geç vakte kadar dinlemişlerdi.

Kendisi çok vefakar idi. Hasta olduğum bir dönemde üsküdardaki baba evine gelip beni buldular ve ziyaret ettiler. İhvanın birbirini arayıp sormasının önemini bizzat gösterdiler.

Hızır Efendinin hayatı başlı başına bir destan gibidir. Yakınları o hususta bir hizmet yaparlarsa çok isabetli olur. Hatta Hızır Efendi ve Bayram hoca efendi için özel bir vakıf kurulması uygun olur.  

Bir gün İsmailağa camiinin avlusunda iken anadoludan biri gelmiş ve Hızır Efendinin yanına yanaşmış. Ben İsa'yım demiş.

Hızır Efendi -Ya! Peki söyle bakalım, nerden geliyorsun?

Adam: -Erzurumdan.

-Babanın ismi ne?

Adam: -Ahmet.

-Ya! İsa aleyhisselamın babası varmıy dı?

Adam: - Tüh! ben bunu düşünemedim!

 

 

Çarşamba, 06 Ağustos 2008 17:48 tarihinde güncellendi

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 2 - 3

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.