Yazımızı,
merhum Necip Fazıl’ın uzunca vasiyetindeki cenazesinin nasıl
kaldırılmasını istediği satırlarla bitirelim. Yazının bu kısmını, bahsi
geçen müftü beyefendiye ithaf ediyorum.
Necip Fazıl’ın vasiyetindeki ilgili kısımlar şöyle:
“...Nasıl,
nerede ve ne şekilde öleceğimi Allah bilir. En büyük korkularımdan
biri, nice müellifin başına geldiği gibi, ölümümden sonraki
tahriflerdir.
Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslami usullerin en incelerine riayetle gömünüz!
Cenazeme
çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve
kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum. Fakat bu hususta bir
muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce
malum... Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna...
Cenazemde,
namazıma durmayacaklardan hiç kimseyi istemiyorum! Nede, kim olursa
olsun, kadın... Ve bilhassa, ölü simsarı cinsinden imam! Ve "bid"at"
belirtici hiçbirşey!...
Başucumda ne nutuk, ne şamata, ne medh, ne şu, ne bu... Sadece Fatiha ve Kur"an...
Mezarımda
ilahi ve ulvi isim ve sıfatlardan ve benim beşeri ve süfli isim ve
sıfatlarımdan hiçbir iz bulunmayacak... Mevlid de istemem! Onu, uhrevi
rüşvet vasıtası yapanlara bırakınız! Sadece Kur"an...
Şimdi
sıra en büyük dileğimde... Müslümanlardan, Eğer bu davada hizmetim
geçtiğine inanan varsa, şunları istiyorum: Her ferdin, herhangi bir
kifayet hesabına yanaşmaksızın, benim için "Necip Fazıl"ın kaza borcuna
karşılık" niyeti ile bir günlük (Beş vakit) namaz kılması ve yine
birgün oruç tutması... Mevtanın ardından, onun için kaza namazı Şafii
içtihadında caizdir ve aynı içtihat Hanefilerce de rahmettir. Her
ferdin, en aşağı yüz Tevhid kelimesi okuyup sevabının mislini bana
hediye etmesi... 70 bine dolması lazım... Bir de, üzerimde hakkı
olanların bunu Allah rızası için helal etmeleri... Ölünceye dek,
üzerimdeki Allah ve kul haklarından mümkün olanını ödeyebilmek için
elimden geldiği kadar cehdetmek azmindeysem de ne olacağını, nereye,
hangi noktaya varabileceğimi bilmiyorum ve yardımı müslümanlardan
bekliyorum. "Şey"en lillah" tabiriyle bana Allah için birşey veriniz!
Yardımınızı esirgemeyiniz!
Allah’ı, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız! Hele düşmanlarını!...
Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız!
Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!”
Vasiyetin bazı bölümleri işte böyle...
Biz de kendisinin vasiyetine uyarak bu vesile ile Üstad Necip Fazıl’ı hatırlamış olduk. Ruhu şad oldun...
EDİTÖR:
Üstadı rahmetle anıyoruz. Ölünün dirilere nasihatı böyle oluyor, şimdi bunun için işi bitti diyebilirmisiniz? Ama yeni vehhabi selefiyye taifesine göre işi bittti.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|














