.

.

E-posta Yazdır PDF

Diyalogçuların Hatası !

diyalogcu.jpg“Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.'  (Mümtehine, 60/8)

Diyalog sevdalıları bu ve benzeri ayeti kerimeler ve hadisi şerifleri delil getirerek, ehli kitabla diyalog hususunda hataya düşmüşlerdir, zira onların ifadesiyle ehli kitabla dostluk iki kısımdır, kabul edilmeyen dostluk ve makbul olan dostluk.

1-kabul edilmeyen dostluk: Ehli kitabla içli dışlı sıkı fıkı dost olup sırları paylaşmak ve onlarla samimi dostluk yapıp yağcılık derecesine ulaşması şeklinde bir dostluk.

2-Kabul edilen dostluk: Onlarla içli dışlı olmayıp tebliğ gayesi ile dyalog kurarak islamı anlatmak için yapılan dostluk. Bu ikinci kısım için delil olarak zikrettiğimiz mümtehine ayeti ve benzerlerini ve ayrıca Efendimiz s.a.v. ve ashabının yakınlarında bulunan ehli kitab mensublarına karşı müsamahakar davranışlarını delil getirmektedirler.

Önce şunu anlamak lazım; islamın hükmüne razı olup içimizde yaşayan bir ehli kitab (gayrı müslim- zimmi) kişi, zimmet aktine yani verdiği söze sadık kaldıkça bizim vatandaşımız hükmünde olup pek çok konuda bizim haklarımız gibisine sahiptir, ona taarruz edilmez malı ve canı islamın garantisi altındadır, ama ahdine vefa ettiği müddetçe; eğer ahdi bozarsa, veya izinsiz küfür memleketine giderse kaçarsa, veya dinimizin temellerinden bir konuyu açıkça tenkit ederek red ve alay ederse o zaman ölümü hak eder, nalaşması biter. Bu hükümler fıkıh kitablarımızda teferruatıyla zikredilir. Bu durum taa İsa aleyhisselam gelene kadar onlara verilen bir fırsattır yani içimizde veya bizim idaremiz altında vergi -cizye- vererek yaşasınlar bizim güzel ahlakımızı medeniyyetimizi görüp belki islam olurlar diyerek onlara bir fırsat daha verilir. Ama isa laeyhisselasm gelince haçı kıracak, hınzırları öldürecek ve cizyeyi kadıracak yani ya islam veya ölüm ikisinden birini tercih edecekler, artık vergi verip kafir olarak yaşamalarına izin verilmeyecek.

İslamın ehli kitaba tanıdığı insdanlık haklarını, onlara verilen bir üstünlük ve şeref zannetmeyelim, sadece islama girmeleri için bir imkandır ve ahırette bilmedik haberimiz yoktu gibi bahaneleri kalmaması içindir. 

Zira asrı saadetten beri bu zamana ladar devam eden cihadın ekserisi hıristiyanlarla olmuş ve olmaktadır, zira -cihad kıyamete kadar devam edecektir- hadisi şerifi bunu bildirmektedir. Siz cihadı yok ederseniz, hangi islamı hakim edeceksiniz? 

Diyalogçuların öne sürdüğü kabul edilen dostluk kısmının en az zararını İmamı Rabbani k.s. Hazretleri açıklamaktadır  ki, -Ehli küfürlwe dostluğun en az zararı, islamin hükümlerini yaşamakta gevşeklik ve haya meydana gelmesidir, bu zarar da az değildir- Yani kişi kafirlerle ilişkileri çoğaltırsa mecburen islam ve müslümanlarla ilişkilerini azaltacak ve hatta dini hükümlerini yaşayamaz hale gelecektir. Nitekim bazı müesseselerde bulunanlara namazı göz ucuyla kıl veya evde hapsini kılarsın demek, orucun bu gün tutmazsın demek gibi.  İşte büyüu imamın ifadesi nekadarda isabetl; zaten İmamı Rabbani k.s. 2. bin yılın müceddidi olan büyük bir müçtehittir. Yani kıyamete kadar gelecek olan dönemde islamın ihyası feyiz ve marifetler onun vasıtasıyla ümmete akıtılır demektir. Yoksa sahte mücedditler ve üstadların lafına sözlerine asla bakılmaz, itibar edilmez, zaten bu zamandakilerin sözlerinin ekserisi de o mübarek zatın sözlerinden ve kitablarından çalma çırpmadır.

Netice olarak Mahmud Efendi Hazretlerinin k.s. buyurduğu gibi -üzerinizde kafirlere zerre kadar benzeyen bir şey bulunmasın- ikazını dikkate alarak asla hiç bir kafirin kıyafetine hal ve hareketlerine söz ve kelimelerine benzememeye dikkat etmeli, mümkün oldukça onlarla birarada olmamaya özen göstermeliyiz, zira onlar duaya başlayınca batıl ilahlarına yönelirler ki o anda üzerinize lanet iner. Zaten fatihayı okuyan ve ona inana bir müslüman asla ehli kitaba meyletmez ve onlardan uzak olmak için son derece gayret eder. -Kendilerine in'am ettiğin -ihsan ettiğin- kimselerin yoluna -bizi ulaştır- gazab ettiklerinini -yahudilerin- ve sapıtmışların -hıristiyanların- yoluna değil.  

Bu mubarek sureyi günde en az kırk defa okuyan bir müslüman, sürekli olarak bütün kafirlerden uzak kalmayı isterken, nasıl olur da onlarla diyalog etmek için dostluk kurar beraber olmaya çalışır veya onların arasında ülkelerinde yaşar? Bu iş tercih meselesidir, iman meselesidir, kalb meselesidir. Kalb eşine meyleder, sevdiğine yakın olur. İslam aleminde bu kadar alim ve siyaset ehli olduğu halde onlarla diyalog yapılmayıp islama saldrımayı sinsi şekilde planlı olarak yürüten bir çete -papazlar- mensunblarıyla dostluk kurulur? Akıl almıyor. Fetih suresinin son ayetinde -Muhammed ile berabere olanlar, kafirlere karşı sıon derece şiddetli, mü'minlere karşı sonderece merhametlidirler- buyruluyor. Allahu teala bu ahlakı nasib etsin. 

Birde şunu hatırlatalım, tevil ehli ayeti kerimeleri ve hadisi şerifleri kendi indi mülahaxalarına göre yorumladığı için sen ne dersen de, onlar illa kendilerine göre bir yol çizerler, işte mutezile işte şia işte kaderiyye ve hariciler, hepsinin elinde ayet ve hadislerden deliller var, delille kaymışlar. Ama söz dinleyen ehli sünnettir, onlar Efndimiz s.a.v. ve ashabının anladığı ve yaptığı gibi yapan seçilmiş kimselerdir. Öyleki Efendimiz s.a. kendi huzuruna gelip soru soran ehli kitabı müsamaha ile dinledi ve cevaplarını verdiği halde asla kabul etmediler, sonunda onları mubahaleye -lanetleşmeye- davet etti. Gelmediler. Bir rtahmet peygamberihiç lanet etmezken sonunda lanetleşmeye davet ediyor niçin? Zira ehli kitab haddi aştı, mucize ve delilleri gördüğü halde inkarda devam ettiler ve mücadeleye kalkıştılar, o zaman mücadeleye gerek yok, gelin kim haklı ise karşılıklı üzerimize kanet okuyalım, haksız olan kahrolsun. Hiçbiri gelmedi, şayet gelseydiler bir tane hıristiyan kalmayacaktı. O yüzden mühürlenmiş adamlarla uğraşmaktansa gafil müslümanları uyandırıp ilim amel ihlas kazandırmaya bakalım, boş işleri bırakalım. İstanbul tekbirlerle fethedildiği zaman hangi tarafta olacağız onu düşünelim, işgale yardımcı olmayalım, fethe hazırlanalım.

Sitemizde bulunan sayfalarda bu zaman ve eski hıristiyanların yaptığı zulümleri yeri gelmişken yayınlıyoruz, ibretle bakarsak bunların ekserisinin -çok azı müstesna- islama düşman olduğunu anlarız. en son yayınladığımız müslüman cesedinden kilise resimleri onların zulmünün belgesidir, laflarına bakılmaz. O cesetleri sahiplerine iade edip özür dilemedikçe asla hiç bir hıristiyanla görüşecek bir şeyimiz yoktur.  Ermenilerin 15 bin askerimizin gözünü kör etmesi vesikası da yayınlandı. ABD de bir kadın öğretmenin tahtaya islamın teröre eşit olduğunu yazdığı fotoğraf galerimizdevar. Başkabir öğretmenleri terröden korunmayı anlatırken tatbik edeceği hususu müslüman öğrenci üzerinde göstererek çocuğu terörist göstermiş. Bilgisayar oyunu olarak yaptıkları müslüman öldür puan kazan, sonunda peygamberimizi ve Allahu tealayı öldirmeyi hedefleyen bu zihniyetin en aşağısı da en yukarısı da asla dost edilemeyecek dercede bize düşmandır, aldanmayın hepsi bir millettir. Zaten Efendimiz s.a.v - ehli kitaba tabi olmayın-buyurmakla hepsini aynı kefeye koymuştur, diyalogçuların iki kısma ayırmasının bir manası yoktur.  Eğer onlarda bir hayır olsa bunu bize beyan ederlerdi. Onlara iyilik yapmak, onların islama kazanılması umulduğu yerdedir, yoksa senini din kardeşinin ihtiyacı varken kalkıp gavura destek olmak islamı yıkmak demektir.

İlk zikrettiğimiz mümtehine ayetinin -onlara iyilik yapmaktan men edilmememiz- şeklindeki ifadesi, onlardan yakın akrabanız veya elinizin altında olanlar sizin hükmünüzde olanlar veya islama ısınması beklenenler şeklinde manalandırılmıştır. Bu gibi iyilikler men edilmemişse de, emredilmiş te değildir. 

 

 

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.