.

.

Geçmişden Anılar

E-posta Yazdır PDF

İsmailağaya Girmekte Tereddüt

isma._ef_d.jpg
 
Pek çok kardeşimiz İsmailağa camiine girmekten çekindiğini, sanki orda kendisine baskı yapılacağını,  zorla kıyafeti değiştirileceğini ve daha  başka hususlarda tesir altında bırakılacağını düşünerek uzak durmaya çalıştıklarını söyler.
    Buna benzer bir husus bizim de başımızdan geçti. 1972-73 senelerinde  Çarşamba semtine gelmiş İstanbul İmam Hatip okulu 3. sınıfına devam etmekteydim. O zamandan 1978 senesine kadar bir kere olsun İsmailağaya girmemiştim ve hiç  merak ta etmemiştim, acaba niye? Bunu sonraları anladım.
Cuma, 01 Ağustos 2008 14:53 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Halid Dede


    
   dede1-.jpg
    Efendi Babanın(Ali Haydar Efendi Hazretleri'nin) Bandırmada yaşayan yaşlı bir müridi vardı, Halid dede. Yaşlanınca kimsesi olmadığından İsmailağaya gelip Efendi Hazretlerine sığındı. Ona kalacak yer verildi ve kendisi ile çok güzel şekilde ilgilenildi. Halid dede takva üzere ibadetlerini düzenli yapardı,  ancak bazı kardeşler latife olması için ona takılırdı, Halid dede kızınca ağzını kötü sözle açardı. Bu durumdan sıkılan ihvanlar Efendi Hazretlerine olayı aksettirdiler.
Bir gün hatmi hoca -toplu zikir- yapıldıktan sonra herkes çıkarken Halid dede de geri dönmüş çıkmak için yürüyordu. 

Cuma, 01 Ağustos 2008 11:04 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

İsmet amca!

Cematte gözleri doğuştan görmeye İsmet amca vardır.  Cami içinde kalırdı. Yaşlılığında ona bir ev alındı ve evlendirildi. Hastaları okur, herkese hayır dua eder. Onun bir özelliği de kişinin kulaklarını tutup zekasını anlamaktı.

Bir gün şadırvanda iken, dışardan Mahmud Efendi Hazretleri geldi. Onu görünce yanındakilere  belli etmemeleri için işaret etti ve İsmet amcanın karşısında durdu. Etraftakiler "Önünde biri var, bak bakalım kulaklarına zeki mi" dediler. İsmet amca olaydan habersiz o Zatın kulaklarını tuttu ve "Ooo, bu çok zeki." dedi. Efendi Hazretleri tebessüm edip ordan ayrılırken, etraftakiler "O, kişi Efendi Hazretleriydi." dediler. Bunun üzerine İsmet amca o kadar utandı ki yüzü kıpkırmızı oldu, bizlerde gülüştük. 

Çarşamba, 30 Temmuz 2008 14:20 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Bahçe ve Şadırvan

İsmailağa camiinin asıl kısmı kubbelerin altıdır. Sonradan kalabalık arttığı için önce geride kalan bahçe kısmı daha sonra arka sokaktaki evlerin ilavesiyle bu günki halini almıştır. Ağaçlı bahçe ve şadırvan sade ve sessiz bir ortam ihtiva etmekteydi.
Efendi Hazretleri abdest için şadırvana inerdi, haceti için hususi ihtiyaç yerine giderdi. Hizmet için ibriğini, havlusunu ve önlüğünü tutardık. Bunun için sıra kollardık, zira işin sonunda iyi bir dua vardı. Zaten kendi çalışmamızla ulaşa mayacağımızı anladığımızdan kestirme yol olan Mürşidimizin teveccühü nü kazanmayı kollardık. Odasındaki sobayı yakmak, bir bardak su getirmek, sofrasını hazırlamak, ibriğini tutmak ve sair hizmetleri dört gözle beklerdik. 
Abdesti aldığı yerde kıbleye dönük olan şadırvan musluğu yanında bir mermer konmuştu, onun üzerine ibriğini korduk. O mermeri kullanmazdık, zira müridler mürşidin eşyasını kullanmazlar. Sol tarafından abdest suyunu dökerdik, başını mesh ettikten sonra ayaklarını yıkamak için kendisi ibriği alırdı ve ayaklarına suyu dökerek yıkardı. Sonra havluyu tutardık ve önlüğünü çıkartırdık, peşine takılarak beraberce mescide çıkardık. daha bir şey emreder mi diyerek huzur üzere beklerdik. Duasını alıp ayrılırdık.
Şİmdiki şadırvanın yeri, camiye daha yakın idi. Caminin ilavesi yapılınca şadırvanı biraz daha ileriye aldılar ve şadırvanın mermerlerini değiştirmek istediler. Ama Efendi Hazretleri eski mermerleri getirtti ve tekrar aslı üzere yaptırdı. Yani, Efendi Hazretleri kadar eskiye ve aslına sadık olan kimse düşünülmez. Bu sözümüzün pek çok misalleri vardır, yeri geldikçe yazılır.

Çarşamba, 30 Temmuz 2008 14:20 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

İsmailağa'ya ilk varış...

İsmailağa -aslında İsmail Efendi dir- camiine ilk gittiğimizde, alışılmamış bir ortam olduğundan çekingen olduk. Daha sonraları ihvanlarla tanışıp sohbet ettikçe samimiyyetlerini anladık ve bize yabancı olmadıklarını gördük. Kendimizi onlardan uzak hissetmediğimizden kaynaşmamız çok çabuk oldu elhamdulillah!
İlk zamanlarımızda Efendi Hazretlerinin (k.s.) konuşmalarını anlamakta biraz bocaladım, fakat bir kaç sohbetten sonra hemen kendi şivemize (karadeniz /vakfıkebir) çok yakın olduğu için rahatlıkla sözlerini anlamak nasib oldu. Hatta onun yöresel sözleri daha çok hoşumuza gitmekteydi.
 
 
Çarşamba, 30 Temmuz 2008 19:19 tarihinde güncellendi

Sayfa 4 - 4

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.