.

.

Bilinmeyen Osmanlı

E-posta Yazdır PDF

Fethin kronolojisi

 

İstanbul’un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 1452 yılında Boğaz’ın kontrolünü sağlamak için Rumelihisarı inşa edildi. 16 kadırgadan oluşan güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayısı iki kat arttırıldı. Bizans’ın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Ceneviz’lilerin elinde bulunan Galata’nın da savaş esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı. Fetihin kronolojisi şu şekildedir :

6 Nisan 1453: Fatih Sultan Mehmed otağı Konstantinopolis önlerinde, St.Romanüs Kapısı (Şimdiki Topkapı) önüne kuruldu. Aynı gün şehir, Haliç’ten Marmara’ya kadar kuşatıldı.

6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı.

9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç’e girmek için ilk saldırıyı yaptı.

9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi.

11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Yer yer gedikler açıldı. Sürekli dövülen surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı.

12 Nisan 1453: Donanma Haliç’i koruyan gemilere saldırdı fakat Hıristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yol açtı. Fatih Sultan Mehmed’in emri üzerine havan topları ile Haliç’teki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı.

18 Nisan 1453, Gece: Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü.

20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans’ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donaması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa’ya gemilerini her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Osmanlı donanması, sayıca üstünlüğüne rağmen, kendilerinden büyük ve yüksek olan düşman gemilerini engelleyemedi. Bu başarısızlık Osmanlı Ordusunda bir bozgun etkisi gösterdi. Asker orduyu terk etmeye başladı. Hemen sonra bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu.

Sadrazam Çaldarlı Halil Paşa’nın desteğiyle bu öneri reddedilerek, kuşatmaya ve surların büyük toplarla dövülmesine devam edildi.

Bütün bu bozgun havası içinde Fatih Sultan Mehmet’e şeyhi ve hocası Akşemseddin’in fetih müjdesi mektubu geldi. Fatih Sultan Mehmet bu manevi desteğin de etkisiyle bir yandan saldırıyı şiddetlendirirken, öte yandan herkesi şaşırtan yeni girişimlerde bulundu: Dolmabahçe’de demirlenen donanma karadan Haliç’e indirilecekti.

22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hıristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed’in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karada seyrettiği gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç’e inmişlerdi.

Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç’te görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı.

28 Nisan 1453: Haliç’teki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı.

İmparator’a Cenevizliler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. Eğer teslim olunursa serbestçe istediği yere gidebilecek, halkın canı ve malı güvende olacaktı. İmparator bu teklifi kabul etmedi.

7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı.

12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında yapılan büyük saldırı püskürtüldü.

16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans’ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu.

Aynı gün Haliç’teki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı.

18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar.

Sonraki günlerde surların yoğun top ateşiyle dövülmesi sürdürüldü.

25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed, İmparator’a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey’i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenlerde mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi.

26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan’da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderildiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çaldarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı.

Saldırıya devam etme kararı alındı ve hazırlıkları yapma görevi Zağanos Paşa’ya verildi.

27 Mayıs 1453: Genel saldırı orduya duyuruldu.

28 Mayıs 1453: Ordu, gününü ertesi gün yapılacak saldırılara hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Orduda, tam bir sessizlik hâkimdi. Fatih Sultan Mehmed safları dolaşarak askeri yüreklendirdi.

İstanbul’da ise bir dini ayin düzenlendi, İstanbul Ayasofya’da herkesi savunmaya davet etti. Bu tören Bizans’ın son töreni oldu.

29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu.

Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçtiler yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed’in yüreklendirmesiyle göğüs göğse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Belgrad kapıdan Yeniçerilerin içeri girmesi ve Edirnekapı’daki son direnişçileri ardından çevrilmeleri üzerine Bizans savunması çöktü.

Askerleri tarafından yalnız bırakılan İmparator sokak çatışmaları sırasında öldürüldü. Her yandan kente giren Türkler Bizans savunmasını tümüyle kırdılar. Fatih Sultan Mehmed öğleye doğru Topkapı’dan şehre girdi, doğruca Ayasofya ‘ya girerek burayı camiye çevirdi. Böylece bir çağ açılıp, bir çağ kapandı.

 

Pazar, 30 Mayıs 2010 22:29 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Fetih Şiiri

Fethi gerçekleştiren runun ihyası için yazılan bir şiir. Fethin kutlamalarla, filimlerle tiyatrolarla, fener alayları ile değil de fetih nesli yetiştirmekle olduğunu ifade ediyor Arif Nihat Asya. Maneviyattan uzak insanımızn ibretle okuması gereken bir şiir.

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan'dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!..

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

E-posta Yazdır PDF

NAMAZ FERMANI

fatihsultanmehmed.gifFatih Sultan Mehmed Han Hazretleri'nin Fermanıdır.




FÂTİH SULTAN Muhammed HÂN HAZRETLERİ’NİN FERMÂNIDIR

(5 vakit namazlara riâyet edilmesine dâir, gevşeklik gösteren Urumeli ahâlisine gönderilmiştir)

BUNU BÖYLECE BİLESİNİZ

ALLAHüTeâlâ, emirlerinin yerine getirilmesini bize nasip ve müyesser eylesin. Âmin. Bu hükümde bildirmek istediğim husus şudur:

Rûm diyârındaki şehir ve kasabalarda ve buraların köylerinde yaşayan müslüman ahâli,

İslâm dîninin emir buyurduğu farzları yapıp, sünnetlerine riâyet etmekte,

Kelâm-ı Kadîm’e ve Furkân-ı Mecîd’e(yâni Kur'ân-ı Kerim’e)

ve Hadis-i Şeriflere uymakta gevşeklik gösterip muhâlefet ederler imiş.

AllâhüTeâlâ’nın : "Namazı ikâme ediniz:" emrini çiğneyip;

"Namaz dînin direğidir.

Onu dosdoğru kılan, dînini ikâme etmiş olur.

Namazı terk eden kişi ise, dînini yıkmış olur."

hadis-i şerifine uymayıp, tuğyan (ve taşkınlık) yoluna sapanlar ve böylece mescîd ve câmiler

virâneye ve harâbeye döndürüp, fısk ve fücur (yâni günâh işlenen yerleri) imâr ederler imiş.

Bu ve buna benzer haberler bize ulaşıyor. Eğer bunlar doğru ise,

Emr-i bil-Ma'rûf (Yüce İslâm Örfünü Emredip)

ve Nehy-ian’il-Münker eylemek (yâni, gâvurluk kültürünü yasak etmek)

üzerime vâcip olduğundan, ileri gelen bir adamımı bu iş için vazifelendirdim.

O, inceleyip tâkip edecek. Şöyle emir eyledim ki:

<< Her kim namazı terk ederse, döğülmek ve mâlî cezâya çarptırılarak ta'zir eylemek meşrû olduğundan, (yâni döğülmesi ve para cezâsı ile terbiye edilmesi Şeriât’e muvâfık oduğundan)

İslâm dîninin emri gereği artık Rûm diyârında namazını geçirenler tespit edilip,

tamam haklarından gelinsin.

Halka namaz kılmaları tenbih edilip, kılmayanlar hakarete uğratılıp teşhir edile!.

Hiç kimse ne olursa olsun bu icraata mâni’ olmaya!..

Rûm sancağı beyleri ve kadıları ve subaşıları ve bunların emrindeki diğer memurlar

gönderdiğim vazifeliyle bu hususta el-birlik edip yardımcı olalar.

Böylece İslâmiyet'in yüce ahkâmı (Şeriât Hükümleri), emri ve yasaklarını yerine getirmekte gevşeklik ve tenbelliğe aslâ meydan verilmeye!

Öyle ki, mescidler dolacak, medreseler imâr edilecek

ve Dîn-i İslâm kuvvetlendirilmiş olacaktır

Böylece müslümanlar refâh, huzûr ve saâdet içinde olup,

Pâdişâhın devâm-ı devletine ve kudretinin artmasına duâcı olacaklardır.>>

Bunu böyle bilesiniz. Alâmet-i Şerîfe’me(tuğrama) itimat kılasınız.


<< KİME BENZERSENİZ : ONLARDAN OLURSUNUZ! >>Hadis-i Şerif

Peygamberinize benzerseniz, yukarıda ki fermânı yazarak, emri altındaki insanları,

ALLAH yoluna getirmeye uğraşan Fâtihler gibi olursunuz.

Sizler de, önce kendinize, sonra da ana-babanıza ve çoluk-çocuğunuza namazı emredersiniz.

 
Gavurlara benzerseniz :


Gavurların yazdığı emir ve yasaları ; tüzük ve kanunları ; kriter ve normları ;

hem kendinize, hem de çevrenizdekilere empoze etmeye uğraşan zavallılardan olursunuz!

<< EYY İMÂN EDENLER : İMÂN EDİN!>>En-Nisâ Sûresi : 136

Yâni, Eyy pazarlıklı imân edenler, yüzdelikli imân edenler, yarım-yamalak imân edenler ; pazarlıksız, yüzde yüz ve adam gibi imân edin!


Eyy, biraz Müslüman, biraz lâik olmak için pazarlık edenler !
Eyy, göklerin hâkimiyetini ALLAH’a, yeryüzünün hâkimiyetini insanlara verenler!

Neye imân etmeniz emrediliyorsa ; ona imân edin!

Kur’ân’ın ve Sünnet’in, işinize gelen kısımlarına değil : tamâmına imân edin!

Kültürlenmek, mastır ve doktora yapmak, sâdece okumuş olmak için değil :

İslâm’ı YAŞAMAK gâyesiyle imân edin.

Ecelin, kabrin, cennet ve cehennemin, azâbın ve mükâfatın şu’urunda olacak şekilde imân edin!

( Dört tâne gayr-ı müslîme verdiği pek Meşrû’ hak ve hukuk fermanlarını ballandıra-ballandıra halka gösterip anlatarak ; şu muhteşem İslâm Mücâhidi Fâtih Muhammed Hân’ı, sanki bütün dinsizlik ve gavurluk faaliyetlerine ve İslâm Hükümlerine riâyet edilmemesine karşı “Hoşgörü” (yâni “Boşgörü) gösteren ve ALLAH’a isyân eden âsîleri görmezden gelen bir tâvizci insan imiş gibi tanıtan ; ve bu sakat “Bana neci” zihniyeti de, günümüz müslümanına zerk etmeğe çalışan bozuk itikâdlilere ithâf olunur. ALLAH hidâyet etsin. (Âmin.)

Alıntı: Umuthan ACAR
Salı, 19 Ocak 2010 08:11 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

MUHTEŞEM SÜLEYMAN....

kanuni.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Kanuni'yi 'MUHTEŞEM' yapan 'OLAY'

Kanuni Sultan Süleyman'ın, Fransa Kralı 1. François'ya yazdığı mektup Paris'te sergilendi. Mektupta, Almanlara esir düşen François'nın Osmanlı padişahından yardım isteyişi ve Kanuni'nin de François'yı esaretten kurtarışına ilişkin önemli detaylar var.

Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1526 yılında yazılan ve 1990 yılında bulunan mektup, Türk-Fransız diplomatik ilişkilerinin başlangıcını aydınlatıyor ve Kanuni Süleyman'ı Avrupa'da "Muhteşem Süleyman" yapan olaya ışık tutuyor.

Fransa'da Türkiye Mevsimi faaliyetleri çerçevesinde, Paris yakınlarındaki Ecouen Şatosu'ndaki Ulusal Rönesans Müzesi'nde başlayan "Birinci François ve Muhteşem Süleyman: Rönesans'ta Diplomasi Yolları" adlı sergide, Kanuni'nin, François'ya yazdığı üç mektup sergileniyor. Bunlardan biri, Türkiye Mevsimi çerçevesinde ilk kez kamuya açılıyor. Fransa Kralı Birinci François, 1525'te Pavie Savaşı'nda, Roma Germen (Alman) İmparatoru Şarlken'e esir düşünce, Büyükelçi Frankipan aracılığıyla Kanuni'ye stratejik bir mektup göndererek yardım ister. Kanuni Sultan Süleyman da sergilenen mektupta verdiği yanıtla, François'ya yardım edeceğini duyurur. Bunun üzerine, Osmanlı ve Fransız devletleri arasında sıkışacağını anlayan Şarlken, François'yı serbest bırakmak zorunda kalır.

SEN Kİ FRANSA ÜLKESİNİN KRALI FRANÇOİS'NIN

"Ben ki, Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Rum'un ve Dulkadir Vilayeti'nin ve Diyarbakır'ın ve Azerbaycan'ın Acem'in ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen'in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd Hân'ın torunu, Sultan Selim Hân'ın oğlu, Sultan Süleyman Hân'ım.

Sen ki, Fransa ülkesinin kralı François'sın. Sarayıma, sadık ajanın Frankipan ile bir mektup gönderdin. Mektubun yanısıra sözlü bazı haberlerle de, düşmanın topraklarınızı ele geçirdiğini, halihazırda tutsak olduğunuzu ve kurtulmak için benden yardım ve meded umduğunuzu söylemişsiniz. Her ne demişseniz benim yüksek katıma arz olunup, detaylarıyla tarafımdan öğrenilmiştir.

Padişahların savaş kaybetmesi ve esir düşmesi olağanüstü şaşırtıcı değildir. Cesur olun ve yok edilmenize izin vermeyin. Bizim ulu ecdadımız (nur içinde yatsınlar), daima düşmanı kovmak ve toprak fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Gece ve gündüz atımız eğerli, kılıcımız kuşanılmıştır. Allah hayırlar versin ve Allahın dediği ne ise o olsun."

E-posta Yazdır PDF

Osmanlıda Unvanlar

osmn_paa.jpg        Devlet-i Âli Osman'da devlet teşkilatı son derece muntazamdı. Bu sistemde kullanılan bir takım unvanlar vardı. Halen bunlardan bir kısmı kullanılmaktadır. Bu unvanlar alfabetik sıraya göre şöyledir:

ADLİ: "Adil". II. Bayezid, III. Mehmed ve II. Mahmud'a verilmiştir.

AĞA: "Komutan". Ordudaki kıdemli görevlilere ve Yeniçeri ağası ve Kızlar ağası gibi saray korumalarına verilmiştir.

AHRETLİK: "Manevi evlat". Dürrüşehvar'a verilmiştir. (son halife Abdülmecîd efendinin kızı)

AK BAŞLI: "Ak başlıklı". Aktimur'a verilmiştir.

ALP: "Kahraman asker". Daha çok ilk dönemde kullanılmakla beraber kabilevi yapılanma sona erdiği dönemde de kullanılmaya devam edilmiştir.

AMCAZADE: Amca çocuğu.

ARSLAN: "Arslan veya Arslan yürekli".

AVCI: IV. Mehmed'e verilmiştir. Hayatındaki en önde gelen uğraşısı idi. Edirne civarında kendisini bu iptilaya kaptırmıştı.

BAHİR: "Denizci"

BAHTİ: "Talihli". I. Ahmed'e verilmiş ve onun tarafından şiirlerinde maslah olarak kullanılmıştır.

Sayfa 1 - 4

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.