.

.

Diyaloğa

E-posta Yazdır PDF

DİYALOGÇULARA REDDİYELER – 1

Bu yazılarımızda, diyalog işini kendilerine meslek edinenlere, delillerle cevablar yazacağız.

İnşallah sizler de bu yazılarımızı ilgili kişilere sitelere ve sahifelere aktarırsanız, bu fitnenin önlenmesinde bir miktar hizmet etmiş oluruz. Mahmud Efendi Hazretleri k.s. umre seferinde Medine-i Münevvere’de iken bu hususta reddiye yapmamızı bütün hoca kardeşlerimize emir buyurmuştur.

Bu açıklamalarımızın, din dertlisi kardeşlerimiz için destek olup, muhalifler için de ikaz ve irşada sebeb olmasını dileriz.

Şimdi İbrahim a.s. ile alakalı bazı ayetleri zikredelim de, bu yüce peygamberi sahiplenmeye kalkan ehli kitaba, Kur’an diliyle cevab verelim:

 

    {يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَاجُّونَ فِي إِبْرَاهِيمَ     وما أنزلت التوراة والإنجيل إلا من بعده

 

أفلا تعقلون }

 

Bu ayette (Ali İmran:65) Mevla Teala mealen buyuruyor:

“Ey Ehli kitab! İbrahim hakkında niçin mücadele edersiniz; halbuki Tevrat ve İncil ondan sonra indirildi. Hala daha akıllanmayacakmısınız!”

Bu ayeti kerimenin açıklamalarında şöyle denildi: Onların İbrahim a.s hakkındaki mücadeleleri, yahudilerin şu sözü: İbrahim Yahudi idi ve Hıristiyanların şu sözü: İbrahim Hıristiyan idi.

Allahu Teala her iki fırkayı da red ederek, yaptıkları haksız mücadeleyi iptal etmiştir ve İbrahim a.s zamanında Yahudilik ve Hıristiyanlık olmadığını, Tevrat ve İncilin daha sonraları indirildiğini beyan etmiştir.

O halde iki kitab ehli mensublarının iddia ettikleri ve İbrahim a.s. ın kendilerinden olduğu şeklindeki sözleri açık bir iftira olup, bir çok iddiaları gibi kuru bir söz olarak kalmış, boş bir iddiadır.

Şimdi bile bu iddiayı savunan bir takım zavallılar, özellikle yağcı yardakçı sözümona Müslüman diyalog sapkınları, Kur’anın bu açık ifadesine rağmen üç din mensubunu aynı peygamberi kabul etmekle birleştiğini v.s. buhtan ve iftiraları çekinmeden söylemektedirler.

 

Diğer bir ayette şöyle buyruldu: (Bakara: 140)

 

    {أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ     وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطَ كَانُوا هُوداً

 

أَوْ نَصَارَى قُلْ أَأَنْتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللَّهُ}  

 

“Yoksa şöyle mi derler: Muhakkak İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları da Yahudi veya Hıristiyan idi. Deki: Siz Allah’tan daha iyi mi bileceksiniz!”

Bu ayeti kerimeyle de, meselenin hakikatını ALlahu tealanın herkesten daha iyi bildiği açıkça beyan edilmiş oluyor. Başkaları bunun hılafını iddia ederse, ayeti kerimenin devamında bildirildiği gibi iftiracı zalimlerden olur ki, onların zulmüne denk başka bir zulüm bulunmaz. O halde bu zalimlere kimler ortak oluyor? Niçin ortak oluyorlar? Hedeflerinde ne var? Bu gibi yüzlerce soruyu size bırakıyoruz…

 

Şimdi Ali İmran suresi 67. ayeti kerimenin beyanıyla, İbrahim a.s. ın nasıl bir peygamber olduğu, hangi usul üzere bulunduğunu görelim:

 

    {مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيّاً وَلا نَصْرَانِيّاً وَلَكِنْ كَانَ حَنِيفاً مُسْلِماً

 

وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ}

 

“İbrahim, Yahudi ve Hıristiyan değildi. Lakin hanîf Müslüman idi, müşriklerden de değildi.”

Hanif: Bütün batıllardan uzaklaşıp hakka yönelmiş, sadece Allaha teslim olmuş idi.

Yani: Tevhid inancı üzere olup, ehli kitabın ve müşriklerin vasıflarından son derece uzak, tertemiz bir Müslüman idi.

O halde, üç ilah iddiasındaki Hıristiyanlar, veya Allah’a oğul-kız isnad eden Yahudiler, asla İbrahim a.s. ile münasebeti olmayan inkarcı kafirlerdir. Bunların İbrahimi a.s. seviyoruz demeleri de geçersizdir, onların sevgi iddiası İbrahime a.s. ulaşmayan, boş kuru bir iddiadır.

 

Netice: Bir takım kötü niyetli ve güya din adamı (İlahiyatçı-prof. v.s. takımı) namındaki, dinini az menfaat karşılığında satmaya cüret eden zavallılara açıkça sözleriz ki; yaptığınız yanlışlık veya saptırma veya ihanet, basıret sahibi ilim ehline gizli değildir. Daha fazla batmadan ve cahilleri de batırmadan, ahıret sorumluluğundan kurtulmanın çaresine bakın, yaptığınız yanlışlıkları açıklayarak tevbenizin samimi olduğunu ispat edin.

 

Yoksa H. Karaman gibileri, kendisine deliller getirilince, “Ben o sözümü açıkladım, muradım o değildi, v.s.” sözlerle kimse kıvırmasın. Yanlışa sebeb olanlar, yanlışları kadar düzeltmeye de çalışmalıdırlar, yoksa tevbe sahih olmaz.

 

www.alikarahoca.net

 

 

 

  

 

 

Perşembe, 12 Mayıs 2011 17:41 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

DİYALOGÇULARA MEYDAN OKUDU.......

  

Açık Cevap Veriniz

 

Mehmet Şevket Eygi | Milli Gazete

06 Mayıs 2011 Cuma 06:20

Muhterem Diyalogçu kardeşime... Selamdan

Birinci soru: Bir tv kanalında bir Alman Diyalog programı yapıyor. Başlangıçta ekranda Sultanahmet Camii görünüyor. Onun arka planından bir haç yükseliyor yükseliyor, camiden büyük hale geliyor. Böyle bir şeyi İslam dini, Tevhid akidesi kabul eder mi? Bunun te'vili var mıdır? Lütfen samimi olunuz ve açık cevap veriniz.

İkinci soru: Mardin'de tarihi Kasımiye medresesinde Dinlerarası Diyalog (veya festival) yapılıyor. Çeşitli kiliselere mensup papazlar, patrikler... Diyanet'in bir müftüsü... Çanlar çılgınca çalınıyor, aynı zamanda Ezan'lar okunmaya başlıyor. Medresenin avlusunda bir havuz var, ortasında tahtadan derme çatma bir köprü yapılmış. Çanlar çalar, Ezan'lar okunurken papazlar ve müftü cenapları tantana ile oradan geçiyorlar. Rivayete göre o köprü Sırat köprüsünü temsil ediyormuş ve üç dinin mensupları oradan geçip Cennet'e giriyormuş... Böyle bir rezalet 1400 yıllık İslam tarihinde görülmüş müdür?

Üçüncü soru: Bir cemaatin gazetesinde "Ehl-i Kitab ile Amentü'de İttifakımız Var" başlıklı bir Diyalog yazısı çıkıyor. Özeti şu: Ehl-i Kitab ile Allah'a, Peygamberlere, ilahi kitaplara iman konusunda birlik halindeymişiz...

Şimdi soruyorum: Biz Müslümanlar Tevhid inancına, Hıristiyanlar Teslis inancına bağlıdır. Tevhid ile Teslis birbiriyle bağdaşır ve uyuşur mu?.. Ehl-i Kitab Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamın peygamberliğine, davetine inanmıyor, onu tekzib ediyor. Peki onlarla peygamberlik konusunda nasıl ittifak etmiş oluyoruz? Yine onlar Kur'an-ı Kerimi kabul etmezken, İlahi kitaplar konusunda nasıl birlik olabiliriz? Lütfen zırva te'villeri bırakalım, mertçe cevap verelim.

Size şu anda üç soru yönelttim. Lütfen beni kötülemeyi bırakın ve bunlara açık ve gerekçeli cevaplar verin.

Cevaplandırırken isim, soyadı, adres, kimlik numarası vermeyi unutmayınız. Bendeniz ismimle imzamla yazıyorum...

Ehl-i Sünnet Müslümanları ahmak değildir.

Bana levm etmekle, beni kötülemekle kendinizi temize çıkaramazsınız.

Var mı cesaretiniz?.. İcazetli ulemadan, fukahadan bir şura toplansın ve sizin şu meşhur Diyalog ve Hoşgörü akidenizi tartışsın ve sonunda fetva versin.

Haklı olduğunuzu söylüyorsunuz, peki böyle bir şura toplanmasını niçin istemiyorsunuz?

Dikkat  buyurunuz: İcazetli ulema ve fukaha dedim... Müctehitlikleri ve din alimlikleri kendilerinden menkul bazı ilahiyatçılar demedim.

Yine var mısınız, şu Diyalog işini İslam dünyasının icazetli ulemasına, fukahasına, müftülerine soralım?..

Kahire'ye, Şam'a, Hindistan ve Pakistan ulemasına, Afganistan'a, Afrika ülkeleri müftülerine soralım...

Var mı cesaretiniz?

 

NOT:

Allah razı olsun Şevket Eygi hoca elinden ve ve dilinden geleni yapıyor..... Bizler de boş durmayalım kardeşler bunları avam halka yayalım.....

 

Pazartesi, 09 Mayıs 2011 13:44 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

DİYALOGÇULAR YAHUDİ EŞŞEĞİYMİŞ

Yahudi olmayanlar EŞEKLERİYMİŞ
24 Ekim 2010 Pazar 09:11
Irkçılığı ve küstahlığı had safhaya ulaşmış bir haham.

Korsan İsrail’in önde gelen hahamlarından Avadia Yusuf, ırkçılığı ve küstahlığı had safhaya ulaştırarak yahudi olmayanların, "EŞEK" olduklarını ve sırf yahudilere hizmet etmek için yaratıldıklarını söyledi.

FHA- Yahudi olmayanları hayvanlara benzeten Şas Partisi manevi lideri ve siyonist haham Avadia Yusuf, yahudi olmayanların dünyada hiç bir konumu olmadığını ve sırf yahudilere hizmet etmeye layık olduklarını ileri sürdü.

Siyonist haham, bu haberin basına yansımasından bile zerrece çekinmeyerek " Bu bir Yahudi inancıdır ve her Yahudi bunu çok iyi bilir. Artık bu inançlarımızı kimseden gizlememize gerek yok! Dünya bizimdir ve Yahudi olmayan herkes bizim kölemiz olmak zorundadır! Lafı hiç eveleyip gevelemeden ilan ediyorum: Yahudi olmayanlar ırgat gibi üretmeli ve bizler de beyefendiler gibi oturup yemeliyiz, bu bize Tevrat'ın emri ve inancımızın gereğidir" dedi.

Yahudi hahamın, Tevrat'tan alınma bir ananç olduğunu ve her Yahudi'nin inandığı yasalar gereği "İman ettiği" bu saçma inancın nedenini açıklarken ileri sürdüğü mantık ise, dudakları uçuklatacak ve "HİTLER'E RAHMET OKUTACAK" CİNSTEN !!!

İŞTE YAHUDİ HAHAMIN DİNİ İNANCININ SAPIK MANTIĞI

Yahudi Haham Avadia, Yahudi olmayanların yaşama haklarının bile olmamasına ve Yahudiler tarafından öldürülebileceğine, onların uzun yaşamalarının nedeninin ise sırf Yahudi efendilerine daha fazla hizmet etmeleri olduğunu öne sürerek Hırıstıyan ve Müslümanlara inanılmaz bir hakaretle "YAHUDİLER İÇİN YAŞAYAN EŞŞEKLER" yakkıştırmasında bulundu ve şöyle dedi:

"Yahudi olmayanların da herkes gibi ölmesi gerekirken, tanrı onlara bayağı uzun bir ömür veriyor, bunun nedeni ne olabilir? Neden apaçok ortadadır! Eşeği ölen bir adamın durumunu düşünün, bu durumda bu adam, sırtına binmek için para ödediği eşeğini kaybetmekle, parasını kaybetmiş olmaz mı?"

İşte yahudi olmayanların uzun ömrünün sebebi de budur, onlar Yahudilerin eşeğidirler ve Yahudileri sırtlarında taşımak için yaratılmış eşeklerdir, uzun yaşamaları da , yahudiler için iyi çalışmaları içindir ve neticede Yahudiler için Allah'ın bir lütfudur!"

Perşembe, 20 Ocak 2011 09:21 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

KİLİSE KUR AN YAKACAK....DİYALOGÇULAR BAKACAK....

Halkı Kur'an yakmaya çağırdı!

Amerikan Kilisesi önümüzdeki 11 Eylül gününde Amerikalıları Kur'an-ı Kerim yakmaya çağırdı...

11 Eylül saldırılarından sonra 7 milyonluk Amerikan Müslümanlarının medeni haklarında kısıtlamalar yaşandığı belirtilerek, özellikle "Terörle Mücadele" kampanyası kapsamında birçok Müslüman'ın tutuklandığı, evlerine baskınlar düzenlendiği, haksız muamelelere maruz kaldığı kaydedildi.

Amerikan Kilisesi önümüzdeki 11 Eylül gününde Amerikalıları Kur'an-ı Kerim yakmaya davet etti. İslam Online haber portalında geçen haberde bu çirkin ve aşırı çağrıya karşı Amerika Muslümanları Birliği KEYR'den sert cevap geldi. KEYR önümüzdeki Ağustos ayında da Hükümet yetkilerine, gazetecilere ve Amerikan halkına Kur'an-ı Kerim dağıtacaklarını duyurdu.

Kilise Kur'an-ı Kerimi yakmaya çağırdı

Orlando Sentinal Gazetesi'nin bildirdiğine göre Florida'da bulunan bir Amerikan kilisesinin rahibi Teyri Conzi cemaat üyelerine yaptığı vaazında Kur'an'ın insanları Cehenneme sürüklediğini bunun için hak ettiği yer Cehenneme atılması gerektiğini, yakılıp yırtılmasını söyledi. Kilisenin internet sayfasında da 11 Eylül, Kur'an-ı Kerim yakma ve yırtma günü olarak ilan edilerek, bu günde kendilerinin böyle bir eylem gerçekleştireceklerini Amerikalıların da bu eyleme katılmaları çağrısında bulunuldu.

Sessis kalmayacağız

Kilisenin bundan önce de İslam'ı karalayan bir çok eylem gerçekleştirildiği bildirilen haberde, Amerikan Müslümanları Birliği KEYR'in bu tür çirkin eylemlere sessiz kalmayacaklarının altı çizildi ve Ramazan ayında Kur'an dağıtımı yaparak bu çirkin girişime karşılık verileceği bildirildi.

KEYR'in basın sorumlusu İbrahim Hubır Amerikalı Müslümanları bu girişimlerinde desteksiz bırakılmaması gerektiğinin altını çizerek, Batı'da özelliklede ABD'de İslam fobya furyasının arttırıldığına dikkat çekti.

11 Eylül saldırılarından sonra 7 milyonluk Amerikan Müslümanlarının medeni haklarında kısıtlamalar yaşandığı belirtilerek, özellikle "Terörle Mücadele" kampanyası kapsamında birçok Müslüman'ın tutuklandığı, evlerine baskınlar düzenlendiği, haksız muamelelere maruz kaldığı kaydedildi.

Perşembe, 20 Ocak 2011 09:38 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

GÜLEN HAREKETİNİ TANIMAK.....

İnternet yazılı basında geçenlerde bir yazı gördük... Bir müddet belki red edilir diye bekledik ama kimsenin bir şikayeti yok galiba..... Ancak ehli sünnet olanların bunu kabullenmesi imkansız......

<<< Cemaat üyelerinin evlendikleri yabancılar dinlerini değiştirip Müslüman mı oluyorlar?

Hayır. Gülen, İslam uygarlığının vaktinin artık geldiğine inanıyor. Bu uygarlığı Arap Müslümanlığının sağlayamadığını, tarihte bir ara bir uygarlık yaratıp çöktüğünü, bundan böyle çok daha insan temelli bir Anadolu Müslümanlığının ortaya çıkacağını düşünüyor. Anadolu İslamı’nın, Türk kalkınması ve Rönesansı üzerinden İslam âleminde yepyeni bir dinamizm yaratacağını öngörüyor. O yüzden de Müslüman Türklerin dünyada yaygınlaşması, cemaat değerleri üzerinden bir yeni Türk Müslümanlığı Rönesansı’nı başlatmasını istiyor. Burada farklı din ve kökendeki insanlar arasındaki ilişki, din değiştirme üzerinden değil, “iman” üzerinden, “değerler” üzerinden yürüyor. “Dinin, milletin ne olursa olsun, bu hümanistik değerleri kabul et” yaklaşımıdır bu.

Gülen hareketi, Müslümanlaştırmak üzerine yürümüyor muydu?

Başta öyleydi. Başta bir din toplumu yaratma isteği muhakkak ki vardı. Şimdi vardığı nokta, bir Türk-İslam uygarlığı yaratmak. Gülen buna “Anadolu İslamı” diyor. Sorulduğunda, “İslam evrenseldir ama, Anadolu’nun değerlerinin yansıdığı bir İslam anlayışı da vardır” diyor. Hoşgörü, diyalog ve çeşitliliğe dayanan bir İslam anlayışı bu. Kendisiyle yaptığımız uzun konuşmalardan biliyorum. Gülen, Batı’dan kopulmamasını istiyor. Bugün dünyada bir İslam âlemi olmadığını, sadece Müslüman toplumlar olduğunu söylüyor. “Bir İslam âlemi olmadığı için de ortak düşünen, hareket eden bir blok yok” diyor.

İslam âlemi yok demek, bir İslam uygarlığı yok mu demek?

Aynen öyle. Bir İslam dini var, Müslüman toplumlar var ama İslam uygarlığı yok. Üstelik İslam toplumlarında yönetenle yönetilen arasında Batı’dakinin aksine büyük bir kopuş da var. Çünkü orada milletin devleti yok. Hep devletin milleti var. Gülen bunun çok farkında ve “bu, İslam’ın özünden uzaklaşmadır” diyor. Gülen şunu da söylüyor. “İslam’ın, siyasete ve devlete ilişkin hükümleri yüzde üçü, beşi aşmaz” diyor.

Yani şeriat devleti diye bir şey olamaz, öyle mi?

Evet. “İslam’ın daha çok ibadete, imana, ahlaklı davranışa ve ahlaklı topluma yönelik ilkeleri vardır. Gerisi, insanların kendi aralarında vardıkları karar ve kurallarla oluşturacakları yönetimlerdir. İşte insanların ürettiği bu kurallar ve hukuk, dinin esaslarıyla çelişmemelidir. Dinin içinde siyasal olan kısım yüzde üçtür, beştir. İnsanın yaptığı hukukun çelişmemesi gereken kısım da budur. Onun ötesinde siyaset de, hukuk da dünyevi bir olgudur” diyor. Bu çok önemli. Çünkü böylece toplumu radikalize etmiyor.

Sivil hukukun, dinin yüzde üçlük kısmına aykırı olmaması da önemli değil mi?

Ama din yahu bu...

Ama dinin bu yüzde 3-5’lik bölümünün içinde kadını mirastan mahrum eden, onun tek başına şahitliğini tanımayan, faizi yasaklayan pek çok kural var. Ticaret hukukundan ceza hukukuna varıncaya kadar pek çok hüküm var. Öyle değil mi?

Fethullah Gülen, “bunların çoğu tarihî bir dönemde, bir toplumun yaşam tarzından çıkan yorumlardır” diyor.

Kadının örtünmesine, başörtüsüne de tarihî bir yorum olarak mı bakıyor?

“Örtünme, amir hüküm değildir. İslam’ın zorunlu kurallarından biri değildir. Örtünmenin kendisi de, biçimi de tercihe dayalıdır. Esas olan kadının kendini teşhir etmemesidir” diyor. Türban krizi bağlamında bir başka şey daha söylüyor. “İman eden kişi örtünmek istiyorsa, onu zorla açmak kötü bir şeydir. Ama örtündüğü için okuyamamak daha kötü bir şeydir. O yüzden daha az kötüyü tercih emek lazım” diyor.

Türbanlı kızlara başınızı açın ve üniversitenize devam edin mi diyor?

Aynen öyle. Bu o kadar rahatlatan bir şey ki...

Gülen önemsenen bir adam olduğu için ona her yerden bilgi gittiğini söylediniz. Ne demek istediniz?

Hareketi, iki buçuk yıllık incelemeden sonra benim çıkardığım sonuç şu... Bir Selefi İslam diye cihadist bir İslam var. Bir de İran’da olduğu gibi radikal bir Şia var. Şimdi bunlara karşı bir de Fethullah Gülen gibi şiddeti dışlayan, moderniteyle ve Batı’yla İslam’ın uyumlu hale gelmesini Müslümanlar için uygun gören biri var. Batı dünyası böyle birine olumlu bakıyor. Batı, bu adamı yarattı demek değil bu. Tam tersine hiç öyle yatırım falan yapmaz. Bakar ki böyle bir güç doğuyor. Batı ondan faydalanmak ister. Şimdi ortada böyle Fethullah Gülen gibi biri ve hareketi varken, İslam dünyasındaki radikal hareketlere karşı onun da görüşlerini alacaklardır ve onun da saflarında olmasını isteyeceklerdir... >>>

NOT:

Yazıyı esefle okudum, röpörtaj olduğundan yazarın kendi görüşleri kendi çıkardığı hükümlerdir diye hüsnü zan etmeye çalıştım ama yine de bu gibi yazılara reddiye yapılmadığından işin ciddi olduğu anlaşılmakta zorluk çekilmez.

Hümanistlik mi yoksa Allahın kullarını yaratanı hatırına sevmek mi? Kullara hizmeti Allaha hizmet için yapmak mı?  Bizim mükemmel tabirlerimiz dururken niçin avrupalının diliyle konuşurlar acaba???

Cemaat üyelerinin evlendiği yabancılar acaba erkek mi yoksa bayan mı?  Bir bayan müslüman yabancı dinli ile nasıl evlenebilir???  Müslüman erkek niçin yabancı bir kadınla evlensin? Şu memlekette nice sahipsiz kızlar helak olurken kötü yola düşerken islam aleminde mülteci kamplarında milyonlar perişanken sen nasıl yabancı kadınla evleneceksin???

Anadolu islamı.... Bu tabir türkçülerin türk islam sentezine benziyor arapların arap ırkçılığı gibi.  Bu denemeleri yapanlar ne halde, başkalarının sonundan ibret almak lazım.

Müslümanlaştırmak, yani islamı tebliğ ve tatbik ederek alemi kurtarmaya çalışmak Allahın emri ve Resulullahın s.a.v davası değilmi? İlayı kelimetullah...

Şeriat devleti olmaz diyor, ama ahır zamandan bahseden hadisi şerifler islamın tüm dünyaya hakim olacağını ve islam adaletiyle hükmedileceğini bildiriyor, İsa a.s. ın kırk yıl kadar hüküm süreceğini haçı kıracağını domuzları öldüreceğini v.s. beyan ediyor..... Kim neyi iddia ediyor dikkat etsin..... Boşuna çalışmasınlar....

Şeriat islamın kendisidir, Ö.N.Bilmen in ıstılahatı fıkhiyye kamusunda böyle der, ancak dinin ahkam kısmına da şeriat denir, bu durumda dinin yüzde 3 , 5 i değil belki yarıya yakını ahkamdır, zaten bir fıkıh kitabı okusaydılar (Nur risalesinden başka birşey bilmezler ki) fıkhın içinde bahsedilen namaz ve diğer ibadetlerin diğer ahkama göre belkide dörttebir kadar az olduğunu kendi gözleriyle görürler. Mülteka isimli meşhur fıkıh kitabında 55 kadar bölüm vardır bunların çok az kısmı ibadetlerden bahseder.... iyi mütaala etmeyenler bilgi dışı konuşur....

Daha az kötüyü tercih, yani ehveni şer kaidesi.... Ancak bu kaide hakkında nass olmayan yerlerdedir, yani kişinin tercihinde kaldığı muamelelerde hakkında kati delil yoksa az zararlı olanı alınır, yazarın dediği gibi okuldan geri kalmak çok büyük zararsa o zaman başını açarak okula git ve az zararı tercih et, bu mu islamın hükmü??? Zavallılar, kadının Rabbi onun örtünmesini ve erkeklere karışık olmamasını emretmiş, ayrıca gözlerin yumulmasını da her iki cinse emretmiş... Bunun üzerine mükellefler ne yapabilir, ancak bu hükmü en güzel şekilde tatbik.... Bu hükmü çağın gereğine göre değiştirmeye kalkarsanız o zaman din nerde kalır, iman nerde kalır, herkes aynı şeyi yapabilir...... şarap yerine birayı tercih edebilir, oruç yerine iftar edip kendini oruçsuzlardan gösterebilir, zina yerine flörtü tercih eder v.s.....

Şianın ve vehhabilerin iki zıt kutbu arasında güya orta yol, halbuki orta yol ehli sünnet yoludur ifrat ve tefriti reddeden ehli sünnet aynı zamanda küfre karşı cihadı da emretmektedir. Bu sünnet olan yol dururken tabiiki avrupa işlerine gelenleri besleyip reklam edecek, okul açmasına izin verecek... sen git bir medrese aç bakalım, şeriartı öğret ve yaşamaya çalış bakalım, kıyameti koparırlar... işte avrupada örtü çarşaf peçe meselesi, minare ve mescid yapımı meseleleri, karikatür ve diğer iftiraları...... Kafirin çirkin yüzünü görmeyen göz ne işe yarar, küfrü düşman bilmeyen kalb ne işe yarar, hakkı söylemeyen dil ne işe yarar sadece sahibine yük ve mesuliyyet olur.....

 

Pazartesi, 19 Temmuz 2010 17:34 tarihinde güncellendi

Sayfa 6 - 20

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.