.

.

Ali Kara

E-posta Yazdır PDF

KİM ADINA VARSIN??? YENİ ŞAFAK VE YARDAK.....

Allahın selam ve rahmeti samimi kardeşlerimize olsun. Resulullah aleyhisselama ve ali-ashabına- tabilerine de salat-selam olsun.

malumunuz yeni şafak denen masabaşı fitnecileri, sultanımız hakkında mesnetsiz bir haber yayınladı. ancak bu ve evvelce alimler toplantısı hakkında yazdığı provakasyon başlığı sadece gazetenin icraatı değildir, kesinlikle içerden birileriyle hazırlanmış ve arkasından neyin çıkacağı belli olmayan bir tezgah. Allahu teala cümle ihvanımızı özellikle sultanımızı ve hizmetinde olan tüm kardeşlerimizi sevenlerini muhafaza eylesin...

Ordakiler bedenen hizmet ederler, bizler ilmen hizmet ederiz, niyetimiz Allah rızası olunca hepimiz aaynı safta yek vucut olmuş oluruz. Bu hassasiyyetimizi muhafaza edelim, dışardan içimize sokulmak istenen zehirlere yaldızlı zehirlere aldanmayalım, zararı sadece kendimize olur.

zira Efendi Hazretlerimiz k.s. için herhangi bir mekanda sıkışıp kalmak ve orda hizmete mecbur edilmek gibi bir şey söz konusu olamaz, bütün alem onun hizmet sahasızır, bizler de güneşin doğup battığı bütün aleme şeriatı-tarikatı-sünneti seniyyeyi ulaştırma gaye ve hedefiyle hizmet etmeye gayret ediyoruz...Elhamdulillah.

Şimdi tüm ihvanımıza önemle bildirelim ki şafak paçavrasının iddia ettiği gibi Efndi hazretlerimiz İsmailağaya Çarşambaya gelmiyor-getirilmiyor iddiasını cevaplayalım; sonra da bu kapının bazı özelliklerini aktaralım ki ihvanımızın itikadı maneviyatı bozulmasın, istikamet üzere daim olalım.

Efendi Hazretleriİsmailağa'ya getirilmiyormuş..... Kuyruklu bir yalan  hatta iftiradır. Bizzat bu fakir cuma günü kürsüden vaaz ettiğimde Efendi Hazretlerimiz çıka geldi. Kim ona mani olabilir ki?? Bir kere mani olunsa sonra ne yapacaklar....Asla bunu düşünmek ihvan olana yakışmaz, yani Efendi hazretlerimiz bir şeyi yapmak istiyor da yapamıyor mu demek istiyorlar??? Haşa tasarruf sahibi olan zat ya direk yapar veya dolaylı yoldan yaptırır, illaki Allahın muradı yerine gelir kimse mani olamaz. Bizler hayırlısını isteyelim, gelmesi için lazım olan ahlaki manevi ve zahiri sebebleri hazırlayalım...

öyleya şimdi Efendi Hazretleri ismailağa ya gelse kaç kişi görebilecek? ve nekadar durabilecek? Çünkü eski evi çok küçüktür, orda rahat edemez, oranın havası oksijen durumu kısıtlıdır o yüzden akıllı olalım, onun gelmesini isteyeceğimize ona layık olalım ki bizden razı olsun, başkaları bizim içimize karışmasın.... Bir aile gibi olduğumuzu unutmayalım... Hepimiz Efendi Hazretlerimizin sağlığını düşünmemiz gerekir...

Kendim 30 seneden beri takip ederim bir sürü hizmetçi değişti kimisi kaydı gitti hatta cemaate bile gelmez. şimdi görev sırası olan hizmetçilere de dua etmek lazımdır, zira o hizmet hekesin işi değil içinden gelenler bilir. üstelik bazı kardeşler akraba olduğu için daha kolay hizmet edebiliyorlar, onların işini kolaylaştıralım da daha fazla efendi hazretlerini görme imkanımız olsun...

Hanesine gittiğimizde illa görüşeceğim mantığı dervişin ahlakı değildir, nasipse görüşürsün, hatta efndi hazretleri seni kabul ederse huzurna alır değilse dön git demek ister sen de tevazu ile döner gidersin.... Bu adabtır, riayet etmek lazımdır.

bir de şunu sormak lazım  daha düne kadar efendi hazretleri çavuşbaşında kalsın, biz burayı idare ederiz diyenler şimdi ne oldu da efendi hazretlerini ellerinin altında görmek istiyorlar???? Bu sırır anlayan bana mesaj çeksin... Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adersimi yazdım..

Biz efendi hazretlerine geldik teslim olduk rabıtamız onadır, ondan gayrısı din kardeşimiz tarikat ıhvanımız olarak severiz, ama efendi hazretleri manevi aynamızdır, ilahi nurların vesilesidir, oraya ve araya başkası giremez, teslimiyyet bunu gerektirir, başkalarının sevgisi, vesilemizin yanında çok çok düşükte kalır....

efendi hazretleri adına il ve ilçelerdehizmet eden hoca kardeşlerimize de çok iş düşüyor, Allah için doğruları usülüne göre cemaatlerine anlatsınlar, ahde vefa göstersinler, mürşidimizin namusunu korusunlar....  az söyleyeyim çok anlayın, özel meselelerimizi kendi aramızda dertleşelim biraraya gelip bazı şeyleri konuşlım ki sonra manevi tokat yemeyelim...

Aslında şunu hatırlatmak lazım:::

Efendi hazretlerimizin ismailağa ya gelmesini istememizden  evvel bazı şeylerin yapılması çözüme kavuşturulması lazımdır yoksa boşuna hayal kurmayalım:::

 

Selam ve hürmetle....

 

 

Perşembe, 05 Ocak 2012 19:22 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

BERAAT GECESİ

BERAAT GECESİ

 

Evvela Mukadderat-ı Beşeriye’nin tayin edildiği bu gecenin tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını ve zamanın kutbu, müceddidi, kamil-i mükemmil Mahmud Efendi Hazretleri için hayırlı uzun ömürlere vesile olmasını Cenâb-ı Haktan niyaz ederiz.

Duhan Sûresinin 2.3.ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir.
"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."

Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Eb-i Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir.

Bu gecenin fezâili çoktur. Bu mübarek ayın değerini bilerek ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.

Şöyleki; Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ayıdır.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
         Ebu Hüreyre (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edildiğine göre: Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (Aleyhisselam) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır” deyince
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Diye sordum. Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teâlâ, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kâhin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teâlâ onları bağışlamaz.

         Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. 
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku’ edenlere. 
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu". 
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu". 
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu." 
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın. 
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? 
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teâlâ, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder." 

         Hz. Aişe (Radıyallahu Anhâ) anlatıyor: "Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Allah-u Teâlâ Hazretleri, Nısf-u Şa'ban gecesinde (Beraat Gecesi) dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."

Yine Rasûlüllah Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki; "Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."

Rasûlüllah Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu gecede şöyle dua yaptığı rivayet edilmiştir;

اللهم أعوذ بك من عقابك وأعوذ برضاك من سخطك وأعوذ بك منك لاأحصي

 

ثناء عليك أنت كما أثنيت علي نفسك           

 

    "Allahım   ! Azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."

          Bu gecede yapılacak ibadet hususunda Mahmud Efendi Hazretlerimiz şöyle buyurmuşlardır;

            Kitaplarımızda her şey yazılıdır. Beraat gecesinde kılı­nacak 100 rekât namaz var, her rekâtında 10 ihlas-ı şerif oku­nacak. Bir gecede kılamazsan 10 günde 10'ar rekât kılarsın. 100 rekât olmuş olur. Ve bin tanede ihlâs okumuş olursun.

Rasûlüllah Efendimiz buyurdu ki; "Bin tane ihlâs-ı şerif okuyan kişi canını cehennemden satın almış olur." Kaza namazı da mühimdir, kazası olan da kaza kılsın. Bizim mezhe­bimizde kazası olan nafile kılamaz diye bir şey yok. Niye gel­din dünyaya? Niçin yaratıldık? Kazada kılacaksın, nafilede. Mevlâ Teâlâ buyuruyor; "Ben cinleri ve insanları ancak beni bilsinler ve ibadet etsinler için yarattım." (Zâriat 56)

Allah-u Teâlâ’dan cümlemizi bu geceden hakkıyla istifadeye muvaffak kılmasını niyaz ederiz.

Allah’ın Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun…

 

 

E-posta Yazdır PDF

HIRİSTİYANLARIN GELİŞİ - KIYAMET ALAMETLERİ

KIYAMET ALAMETLERİNDEN ALTISI

Aşağıdaki rivayeti yazmaya mecbur olduk, zira basında çıkan haberler işlerin son süratle bir yerlere doğru gittiğini gösteriyor. İbretle bakıp istikamet üzere olmaya çalışalım:

     عن عوف بن مالك ، قال : أتيت رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو في بناء له فسلمت عليه ، فقال لي :

     « أعوف ؟ » ، فقلت : نعم ، فقال لي : « ادخل » ، فقلت : أكلي أم بعضي ؟ فقال : « بل كلك » ،

فقال لي : « يا عوف ، اعدد ستا بين يدي الساعة ؛ أولهن موتي » ؛ فاستبكيت (1) حتى جعل يسكتني ،

 

ثم قال لي : « قل : إحدى » ، فقلت : إحدى ، فقال : « والثانية : فتح بيت المقدس » قال : « اثنتان »

فقلت : اثنتان ، فقال : « والثالثة : موتان يكون في أمتي ، يأخذهم مثل قعاص (2) الغنم ، قل : ثلاث » .

 

فقلت : ثلاث ، فقال : « والرابعة : فتنة تكون في أمتي وعظمها » فقال : « قل : أربع » ، قال فقلت :

 

     أربع ، « والخامسة : يفيض فيكم المال ، حتى إن الرجل ليعطى المائة دينار فيتسخطها ، قل : خمس » ،

     فقال : قلت : خمس ، « والسادسة : هدنة (3) بينكم وبين بني الأصفر ، فيسيرون إليكم على ثمانين را

ية ،

تحت كل راية اثنا عشر ألفا ، ففسطاط المسلمين يومئذ في أرض يقال لها          : الغوطة ، في مدينة يقال لها :

 

دمشق »

Avf ibni Malik r.a. derki: Nebi s.a.v in yanına vardım……Selam verdim, Avf senmisin? Dedi. Evet, dedim. Gir, dedi.

Sonra şöyle buyurdu:

Ey Avf, kıyametin önünde (vuku bulacak) altı şeyi say. İlki benim vefatımdır.

Ağladım, taki beni susturdu.

Sonra buyurdu: Bir (benim vefatım) de. Bir, dedim.  

İkincisi Beyti Makdis’in fethi. İki de.  İkincisidir dedim.

Sonra üçüncüsü: Ümmetimde olan iki ölüm. Onları davarları yakaladığı gibi yakalar. Üçüncüsüdür, de.  Üçüncüsü, dedim.

Dördüncüsü, Ümmetimde olan büyük bir fitnedir.  Dördüncüsüdür, de.  Dördüncüsü, dedim.

Beşincisi, İçinizde mal bollaşır, öyleki kişiye yüz altın verilir de bundan dolayı kızar. Beşincisidir, de. Beşincisi, dedim.

Altıncısı sulh/anlaştmadır. Sizinle beni esfar/Hıristiyanlar arasında olur. Size seksen sancakla gelirler, her sancağın altında on iki bin asker vardır. (Toplam 960 bin) o günde Müslümanları çadırları (yerleşimi) bir arazidedir ki oraya Ğavt denir, orası Dimaşk/Şam şehrindedir.  Sahih (Ahmed, Buhari, Müslim)

 

E-posta Yazdır PDF

İSLAMIN YÜCELİĞİ

 

İSLAMIN AZİZ OLMASI

1. CİLT 65. MEKTUBUN BAŞLIĞI VE KONUSU

Altmışbeşinci mektup, Hanı Azam’a yazılmıştır. İslamın zafiyetinden ve müslümanların acizliğinden esef ve üzüntülenmek, islam ehlini kuvvetlendirmeye teşvik, din hükümlerini icra etmeye teşvik hakkındadır.

MEKTUBUN TERCÜMESİ

Allahu subhanehu sizi kuvvetlendirsin, hükümlerin yüceltilmesinde islam düşmanlarına karşı size yardım etsin.

Sadık Haberci ki; O’nun ve âlinin üzerine salavatların en faziletlisi ve selamların en mükemmeli olsun, şöyle buyurdu: “İslam garib olarak başladı, yakında başladığı gibi dönecektir, gariblere müjdeler olsun.”

Muhakkak islamın garibliği bir hadde ulaştı ki kafirler, islama topluluk ortasında ta’n ediyorlar (söz ile hakaret ederek eziyyet ederler), müslü-manları zemmediyorlar, çekinmeden küfür hükümlerini icra ediyorlar, küfür ehlini cadde ve sokaklarda medhediyorlar. Müslümanlar aciz kalmışlar, islam hükümlerini işlemekten men edilmişler, şu lanetli kafirler yanında, şeriat hükümlerini işlemekte ta’n edilmişler.

Şiir:

Tatlıdır, misli yoktur. O ve zıttı atılmıştır.

Ondan yanak, göz ve ağız öpülür.

Subhanellahi ve bi hamdihi. Muhakkak şöyle denildi,

“Şeriat, kılıçların gölgesi altındadır.” (Hadisi şerif mealidir.)

Şerefli şeriatın revnakı (hakimiyyeti), meliklere ve sultanlara bağlan-mıştır. Şu an, kaide ters döndü, bu zamanda muamele alt-üst oldu.

Ey hasret, ey pişmanlık, ey vah!

Bu gün, şerefli varlığınızı ganimet biliyoruz. Şu kırık-zayıf meydanda sizden başka bir cengaver bilmiyoruz. Allahu subhanehu, yardımcınız ve destekçiniz olsun, Nebi ve O’nun yüce âli hürmetine, O’nun ve diğerlerinin üzerine salatlar, selamlar, tahıyyeler ve bereketler olsun.

Muhakkak hadisi şerifte şöyle geldi, “Sizden hiç biriniz, kendisine deli denmedikçe kamil mü’min olamaz.”

Dayanağı islam gayretinin son derece olması üzerine olan şu delilik, şu zamanda sizin şahsınızda hissediliyor. Bunun üzerine Allahu subhane-hu’ya hamd olsun.

Bu gün, kendisinde az amelin bol mükafat üzere tam bir itibarla ka-bul edildiği bir gündür. Ashabı Kehf’ten, kafirlerden kaçmaları ve uzaklaş-malarından başka bir amelin vakı’ olduğu bilinmez, hem de onlarda şu itibar ve şöhretin bulunmasıyla birlikte. Bakmazmısın, askerlerden az bir hizmet, az bir atılganlık, düşmanın galebe anında sadır olunca, o sebeble (askerlerimiz) çok itibarlara nail olurlar, bol mükafatlara ulaşırlar. Emniyet hali ve düşmanların sükunet vakti bunun hılafınadır.

Bu gün sizin için hasıl olan şu ‘sözle cihad’ (emri bil ma’ruf), onu ganimet bilmek ve şöyle demek lazımdır, “Daha yok mu?” Hem de bu sözle cihadın, öldürmek şeklindeki cihattan daha faziletli olduğunu itikat etmek lazımdır.

Bizim gibi aciz, yerinde oturan, elleri ve ayakları kesik olanlar (bir iş beceremeyenler), bu devletten mahrumdurlar.

Şiir:

Nimet sahiplerine nimetleri hazm-ı âsan olsun.

Miskin aşık için yudumladığı vardır.

Diğer bir şiir:

Meram hazimenden bazı alametler açıkladım,

Onlara ulaşmaktan hazlanmanı umarım.

Hazreti Hoca Ubeydullah Ahrar kuddise sırruhu derki, ‘Şayet şeyhlik ve irşad makamında olsaydım, asla alemdeki şeyhlerden hiç birisi mürid bulamazdı. Lakin gayb aleminden başka bir işle emrolundum.”

Bu, şeriatı rağbetlendirmek, dini kuvvetlendirmektir. Bu sebeble sultanlarla sohbeti seçmiş ve onları tasarrufu ile kendine boyun eğdirmiş, onlar vasıtasıyla şeriatı rağbetlendirmiştir. *****

Muhakkak Allahu subhanehu sözünüzü tesirli yaptı, şu taifenin büyüklerine (kaddesallahu esrarehum) olan sevginizin bereketi ile sözünüze tesir koydu. İslamiyyetinizin büyüklüğü, akranlar nazarında açığa çıktı.

Sizden istenen bu babta gayrettir. Şayet, islam ehli arasında tamamen yayılan küfür hükümlerinin ekserisini yerlebir ederseniz, ehli islam şu çirkin şeylerden korunmuş olursa, Allah, bizim ve diğer müslümanlar tarafından en hayırlı mükafatla sizi mükafatlandırsın.

Muhammed Mustafa Aleyhis-salatu ves-selam’ın dininde, evvelki saltanat vaktinde (kendinden bir asır evvelinde) inad/zıtlık anlaşılmıştı, bu saltanatta şu inat zahir değil. Eğer varsa, bizim bilgimiz yok. Burda da işin inada çekmesinden korku içindeyiz, bu durumda iş müslümanlar üzerine daralır.

Mısra’:

Korkum, dinimden başka şeyden değildir.

Allahu subhanehu bizi ve sizi, Resulerin Efendisine ittiba üzere sabit kılsın, O’nun ve âlinin üzerine salatlar ve selamlar olsun.

Bu fakir, o tarafa, sebeblerden biriyle geldim, gelişim üzere haberdar olmamanızı, bazı faideli kelimeler yazmamamı, azizlerden biriyle alakalı fıtrî münasebet sebebiyle hasıl olan sevgiden haber vermemeyi de doğru bulmadım.

Üzerine salat ve selam olan Peygamberimiz buyurdu:

“Her kim (din) kardeşini severse, ona bildirsin.”

Size ve hidayete tabi olan (diğerlerinin) tamamı üzerine selam olsun.

****

AÇIKLAMA: İşte Allah dostlarının tasarruf sahasının ne kadar geniş olduğunu bu ibarelerden anlamalıyız, onları sadece belli ölçüler ve kalıplar altına sıkıştırmamalıyız, Allahın rahmeti dünyada herkese şamildir, ahırette sadece mü’minlere şamildir. O halde dünyada alemi tasarrufuyla etkileyecek kutubların, gavsların, kamil mükemmil mürşidlerin işlerini dar mantığımızla tartmaya kalkmayalım, sonra terazimiz bu ağırlığı taşıayamayacağından mekanizmalarımız dağılır, tamamen hüsrana düşeriz.

Bütün kardeşlerimizi, islamın yücelmesi yolunda, kamil mürşidimizin asrın müceddidinin tasarruf ve uygulamalarına tam teslim olmaya, niçin? neden? demekten sakınarak tam teslim olmaya davet ediyoruz….. Selam ve dua ile…. A. kara

Cumartesi, 18 Haziran 2011 17:08 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

SEÇİM BİTTİ KAVGA BİTMEDİ....

Allahu tealaya hamd olsun, Habibine salat-u selam olsun.

Seçim atmosferini biraz olsun geride bıraktık, ancak bu dönem en fazla yara aldığımız kan kaybettiğimiz bir seçim dönemi oldu.

Bazı kardeşler bu iş ile çok meşgul olunca, son  anda gelen ve alışmadıkları minval üzere olan bir haber onları ve bizleri de şiddetle sarstı, ancak bu emrin kaynağına karşı olan edebin gereği üzere teslim olup istenileni yerine getirdiler. İnşaallah dünya ve ahırette kazananlar zümresinden olmuşlardır.

Diğer bazı kardeşler ise maalesef emri dinlemek şöyle dursun, böyle bir emrin kaynağına bile sü-i zan ederek veya dil uzataraf itaat etmediler ve kaybedenlerden oldular. İnşaallah tevbe edip hallerini düzeltirler.

Bir gurup partici taifesine gelince; bunlar ıhvan olmadıkları halde, kendileri gibi düşünüp hareket etmeyenler şiddetle kınayarak, küfrederek, hatta nerdeyse hainlik ve sapıklıkla itham ederek sınırı aşmışlardır.

MEseleyi böyle kısımlara ayırdıktansonra deriz ki; bizler bir davanın başarıya ulaşması ve muvaffak olması için evvela itaatin şart olduğunu bilmeliyiz. Başımızdaki Allah dostunun emir ve tavsiyelerini uygulamalıyız ki bereket ve isabet hasıl olsun. Bu hususu için islam tarihinde peygamberlerin hayatlarında çok misaller vardır.

Kur'anı kerimde Musa a.s. ve Hızır a.s. kıssası bunun en bariz örneğidir.

Talut'un ordusunu ikaz edip su içmemelerini tenbih etmesinden sonra dinlemeyip suyu içerek şişen ve savaştan geri kalan ekserisinin yoldan çıkması, kalan az bir gurubun (313 kişi) söz dinlemekle düşmanı mağlup etmesi çok büyük bir ibrettir.

Uhud savaşında söz dinlemeyen 40 küsür okçunun verdiği zarar da hatırlanması lazımdır.

O halde netice olarak şöyle denebilir: ALlahu teala dostlarına ilham eder, dilediği tasarrufu yaptırır, bizler anlasak ta anlamasak ta tabi olmalıyız ve söz dinleyerek şeref kazanıp ümmetin birliğini muhafaza etmeliyiz. Bu gün böyle denilmiştir, yarın başka türlü denebilir, bu siyasi manevralar "Harb hiledir" hadisi şerifince iyi anlaşılmalıdır.

Sadece benim dediğime geleceksiniz mantığı ile ümmeti toparlamak ve başarıya ulaşmak asla mümkün değildir.

Ancak "Başarı Allah tandır, biz çalışmakla emrolunduk" deyip te, çalışmasını masum göstermeye kimse kalkışmasın, zira başarının belli ana kaideleri vardır. O kaideleri yapmadığın halde istediğin kadar çalış hava alırsın belki de mesul olursun, zira müslümanları yanlışa sevketmek te vebaldir.

Başarıda evvela samimiyyet lazımdır, adaletli olmak lazımdır, güzel ahlaklı olmak lazımdır.

Kızgınlığında sitem edebilrsin ama küfrederse, o hacayı takmam, şeyh te olsa kabul etmem, dersen, seni de kimse kabul etmez.....

İyi düşünelim, daha düne kadar baş tacı ettiğimiz kimseleri, şimdi en kötü kişiler olarak ilan etmek, hatta küfür ve hakaretler yağdırarak işi kavgaya, saldırıya götürmek hangi islamcılığın hangi maneviyatçılığın işidir????

"ONlar, kendi aralarında son derece merhametlidirler, kafirlere karşı son derece şiddetlidirler....." ayetini unutmamalıyız.

ALlahu teala islamın hakimiyyetine götüren sebeblere ciddi olarak sarılmayı, ilim amel ihlas üçlüsünü tamamlayarak ilahi adaletin tezahürüne mazhar olmayı cümlemize nasib eylesin...

Saldıran kardeşlere de tavsiyemiz acele tarafında tevbe edip helallik alsınlar, samimi kimselerin kalbini kırmasınlar.....

 

Sayfa 5 - 10

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.