.

.

Ali Kara

E-posta Yazdır PDF

HOCA'YA GANİ GANİ RAHMET, KALANLARA SEBAT İSTİKAMET

Bu gün 27 şubat 2010 öğlenden önce rahmeti rahmana kavuştu, artık ilahi rahmete nail olmuştur.

kalanlara ittifak ve istikamet üzere hizmet nasib olmasını dileriz.

Ruhu için yasin ve hatimler okunursa bu akşam yatsıdan sonraki sohbetimizde duasını yapacağız....

Ümmetin başı sağolsun....

E-posta Yazdır PDF

ŞEHİDİN HALİ VE TEMENNİSİ

ALİ  İMRAN SURESİ 170  - 171 . AYETLER

 

ŞEHİDLERİN TEMENNİLERİ

 

 

فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللهُ مِنْ فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْ أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ

 

وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ 170

 

يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِنَ اللهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ اللهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُؤْمِنِينَ 171

                              

 Ayetlerin Mealleri:        

170- Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine ver- dikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşleri hakkında hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesi nin sevincini duymaktadırlar.

171- Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Al- lah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

Ali İmran Suresi 170- 171. Ayetlerin Tefsiri:

فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللهُ مِنْ فَضْلِهِ  

(Allahın, fazlından onlara verdiği ile ferahlanırlar.) Şehadete muvaffak etmesidir. Ebedi ha yata nail olmak, Allaha yakın olmak, cennet nimetleri ile nimetlen mek.

Resulullah’tan şöyle rivayet edilmiştir “Kardeşleriniz Uhud’da şehid olunca Allahu Teala onların ruhlarını yeşil kuşların havsa- lalarına (kursak) koydu. Cennet nehirlerinde dolaşırlar, meyvala- rından yerler, Arşın gölgesinde asılı kandillere sığınırlar.”

وَيَسْتَبْشِرُونَ   (Müjdelenirler) Müjdeler ile sevinirler.

بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ   (Henüz kendilerine kavuşmayanlar ile.)

 Henüz öldürülmeyen kardeşleri ile.

مِنْ خَلْفِهِمْ   (Arkalarından.)

 Onlardan sonra hayatta kalanlar. Kendileri onları şehid olarak geçmişlerdi. Denildiki onlara kavuş- mamış, onların fazilet ve menzilini bilmemişler.

أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ   (Onlara korku yok, onlar mahzunda değillerdir.)

 Mana: Ahıret hallerinde kendilerine beyan edilenler ile müjdelenirler, kendilerinden sonra öldürülüp şehit olacakları hallerini, ölmekle dirileceklerini ve korku elden çıkan şeyin korkusu ve üzüntüsü olmayacağını bilmekle sevinirler. Burdan anlaşıldığına göre insan şu beden değildir. Belki zatıyla idrak edici olan bir cevherdir. (ruhtur) Bedenin harap olması ile yok olmaz. İdrak etmesi, elem duyması lezzetlemeside bedene bağlı değildir.

Şehidlerin halinin zikredilmesi ve sonra gelenler ile müjde lenmesi cihada, teşvik, şehadete rağbetlendirmek, itaatlere ibadet lere yapışmaya teşvik, kerdeşleri içinde kendinde olan nimetleri temenni etmek, mü’minleri felah ve ilerde fevzü necat ile müjde- lemektir.

Bilki Hadisi şerifte bahsedilen şehid Allah yolunda öldürülen den başka dokuz türlüdür. Şehadet nübüvvetten üçüncü derece- dir.

Karın ağrısından, vebadan, suda boğulan, yanan, yıkıntı altın da kalan, hamile  doğumda, canavarın parçalaması ile ölenler. Allah yolunda savaşta ölen ve son olarak aşktan ölen. Zira bunun hakkında şöyle buyurmuştur: “Her kim aşık olup iffetinden dolayı gizlese, sonra ölse şehid olarak ölür.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kişinin ayrılıkta (uzak yerde) ölmesi şehadettir.  Ölüme hazırlanın ca sağına ve soluna bakar, ancak yabancıları görür (kimsesini bulamaz) ehlini evladını hatırlar nefes alır verir. Her nefesi ile, Allahu Teala binlerce bin kere günahını siler ve binlerce bin kere iyilik yazar. Onu şehidler mührü ile mühürler.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ashabının şehid olması için dua ederlerdi. İmamı Mucahidden rivayet edildiki Hazreti Ömer (Radıyellahu anhu) minber üzerinde iken “Adin cennetlerine girerler” ayetini okudu. Sonra buyurdu ki “Adin cenneti nedir? Bilirmisiniz? Cennette bir saray var ki onun beş bin kapısı var. Her kapı üzerinde yirmi bin huri var. Oraya ancak Nebi girebilir. Şu kabir sahibine müjde olsun diyerek Resulullahın (Sallallahu aleyhi ve sellem) kabrine doğru işaret etti. Veya Sıddık oraya girebilir diyerek Ebu Bekir Sıddık’ın kabrini işaret etti. Veya şehid oraya girebilir. Ömer için şehid olmak nerden olsun” (Netice de şehid olmuştur.)

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki “Her kim sadaketle Allah’tan şehidlik isterse yatağında ölse de Allah onu şehidlerin mevzilerine ulaştırır.”

يَسْتَبْشِرُونَ   (Müjdelenirler.)

 Te’kid için bu lafzı tekrar etti. Veya ilerisini bağlamak için bunu getirdi.

بِنِعْمَةٍ مِنَ اللهِ وَفَضْلٍ   (Allah’tan bir nimet ve fazıl ile.)

 Amelleri ne karşılık sevap ve ziyade ecirler. Veya cemalini göstermesi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu “Allah şehide beş keramet verdi ki peygamberlerden birine bunları ver- medi. Birisi onların ruhunu vasıta olmadan Allahu Teala kudretiye alır. İkincisi yıkanmazlar. Üçüncüsü kefenlenmezler, belki elbise- leri ile gömülürler. Dördüncüsü ölü diye isimlendirilmezler. Beşinci si şefaat edilenlere her gün şefaat ederler.”

Bu hadisi şerif rivayeti sahih ise bundan murad büyük şehadettir ki, Allah yolunda geri dönmeksizin ilerleyen, kelimei tevhidi ila ve dini aziz etmek için öldürülmektir.

 

وَأَنَّ اللهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُؤْمِنِينَ   (Ve Allah, muhakkak mü’minle rin ecrini zayi etmez.)

 İmanı olanın amelleri zayi olmaz, fakat imanı olmayanın amelleri yok olur, mükafatı zayi olur.

 

E-posta Yazdır PDF

ATATÜRK'E DUA.....

Hutbede ATATÜRK'e duaya TEPKİ
25 Ocak 2011 Salı 10:26
Konu; hutbede Mustafa Kemal Paşa'ya dua edilmesiydi...

Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi, bir 'cuma hatırası'nı anlattı ve tepki gösterdi.

Konu; hutbede Mustafa Kemal Paşa'ya dua edilmesiydi.

Eygi, Diyanet'e çağrıda bulundu.

İşte, Eygi'nin yazısının ilgili kısmı:

Cami Minberinden M. Kemal Paşa'ya Dua


Geçtiğimiz 29 Ekim 2010 Cuma günü otomobille Ankara'ya gidiyordum. Cuma'yı Kaynaşlı ilçesinde kıldım. Hatip efendi, hutbede Mustafa Kemal Paşaya dua etti. Malum eskiden Cuma hutbelerinde zamanın Halifesi ve Padişahına dua edilirmiş. Mustafa Kemal Paşanın vefatından bu yana 73 yıl geçti... Hutbelerde bazı paşalara dua edilecekse, niçin Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşa'ya, Mareşal Fevzi Çakmak'a, İzmir Fatihi Sakallı Nurettin Paşaya ve diğerlerine de ismen dua edilmiyor?

28 Şubattan sonra, Ergenekoncular ve Derin Devlet, Diyanet'e birtakım elemanlar soktular, sızdılar.

Din işlerine kesinlikle siyaset karıştırılmamalıdır.

Yine din işlerine ideoloji karıştırılmamalıdır.

Din işlerine İslamcılık ideolojisi de karıştırılmamalıdır.

Mustafa Kemal Paşa sağlığında hutbelerde kendisine dua ettirtmemiştir. Diyanet'teki Derin Devletçiler ve Ergenekoncular kraldan daha kralcı, paşadan daha paşacı olmasınlar.

İslam dini böyle şeyleri kaldırmaz.

Dua edilecekse, şahıs ismi vermeden "Şehitlerimize, gazilerimize, dinimize hizmet edenlere..." şeklinde anonim dua yapılmalıdır.

Din, siyasetin üzerindedir.

Din, resmî ideolojinin ve diğer ideolojilerin üzerindedir.

Din, siyasete ve ideolojiye alet edilmemelidir.

Siyaset dine hizmet edebilir...

Kemalizm, Mustafa Kemal Paşanın vefatından sonra çıkartılmış bir ideolojidir ve İslam ile bağdaşmaz ve uyuşmaz.

cami minberi mübarek ve ulvî bir makamdır, Resulullah Efendimizin (salât ve selam olsun ona) makamıdır.

Hutbede Cenab-ı Hakk'a hamd ü sena edilir, Resulullah Efendimize salât ve selam getirilir, onunAshabına, etbaına, Ehl-i Beytine dua edilir. Zamanın İmamına da dua edilir ve sonra Müslümanlara nasihat edilir. Bunun dışında para verin, yardım edin demek olmaz... Yardım toplanacaksa minberden söylenmez, cemaate başka şekilde duyurulur.

Bu hususu muhterem Diyanet İşleri Başkanlığına selam ve hürmetlerimle arz ediyorum. Lütfen bu çirkin uygulamayı durdursunlar, kaldırsınlar.

E-posta Yazdır PDF

MUAVİYE HAZRETLERİNİN r.a. RİVAYETLERİNDEN

MUAVİYE HAZRETLERİNİN r.a. RİVAYETLERİNDEN

HAZRETİ MUAVİYE’DEN R.A. BAZI RİVAYETLER

 

HAZRETİ MUAVİYE'Yİ r.a. SEVMİYEN PROF. KARAMAN'A BİLDİRİLİR.....

Şu rivayetlerin sahibinin hiç mi kıymeti yok…. Dinimizde ahlakımızda bunların yeri ve tesiri yok mu?

Bana bir harf öğretenin kölesi olurum buyurulduğuna göre, şu aşağıdaki ilimleri öğrenip istifade ediyorsak halimiz nasıl olmalı? Sevmek mi sevmemek mi? Lütfen insafla okuyup halinizi düzeltin, müçtehid alimlerin önüne geçmeyin……

إتحاف الخيرة المهرة - (1 / 198)

262/5- وَرَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ : حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ ، عَنْ ثَوْرٍ ، عَنْ

خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم قَالَ : الله ، عَزَّ

وَجَلَّ ، لاَ يُغْلَبُ ، وَلاَ يُخْلَبُ ، وَلاَ يُنَبَّأُ بِمَا لاَ يَعْلَمُ ، مَنْ يُرِدِ الله بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ ،

وَمَنْ لَمْ يُفَقَّهْ لَمْ يُبَالِ بِهِ.

Muaviye bin Ebu Suyfan’dan (r.anhuma), Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allahu azze ve celle’ye galip olunmaz, ona hile yapılamaz ve ona bilmediği bir şey haber verilmez (her şeyi bilir). Allah kim için hayır murad etmişse, onu dinde fakih kılr. Kimi dinde anlayışlı yapmamışsa, o kişiye değer vermez.”

 

إتحاف الخيرة المهرة - (1 / 217)

300- وَقَالَ أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ : حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ خَارِجَةَ ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ ، عَنْ

صَفْوَانَ بْنِ عَمْرٍو ، عَنْ أَبِي هزَان ، عَنْ مُعَاوِيَةَ : سَمِعْتُ رَسُولَ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم ،

يَقُولُ : إِنَّمَا أَنَا مُبَلِّغٌ وَالله ، عَزَّ وَجَلَّ ، يَهْدِي ، وَقَاسِمٌ ، وَالله تَعَالَى يُعْطِي ، فَمَنْ بَلَّغَهُ عَنِّي

بِحُسْنِ هُدًى وَحُسْنِ رَعَةٍ ، فَذَلِكَ الَّذِي يُبَارِكُ الله لَهُ ، وَمَنْ بَلَّغَهُ عَنِّي بِسُوءٍ رَعَةٍ وَسُوءِ هُدًى

، فَذَاكَ الَّذِي لاَ يُبَارِكُ الله لَهُ ، وَهُوَ كَالآكِلِ لاَ يَشْبَعُ .@

Muaviye r.anhu derki: İşittim ki Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle diyordu: “Ancak ben tebliğ ediciyim, Allahu teala hidayet eder. Ben taksim ediciyim, Allahu teala verir. Kime benden güzel bir hidayet ve ittiba ulaşmış ise, Allahu teala o şeyde onun için bereket yapar. Kime de benden kötü bir hidayet ve tebaiyyet gelmişse, o şeyde Allahu teala o kişi için bereket yapmaz. Bu kişi, yeyip doymayan gibidir.”

 

إتحاف الخيرة المهرة - (1 / 221)

314- قَالَ : وَحَدَّثَنَا رَوْحٌ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ أَبِي الْفَيْضِ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم ، قَالَ : مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا ، فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ.

Muaviye r.anhu der ki: Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim bilerek benim üzerime yalan söylerse (demediğim şeyi dediğimi söylerse), cehennemden yerini hazırlasın.”

إتحاف الخيرة المهرة - (2 / 119)

1163- قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ : وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ ، عَنْ عَطَاءٍ الْخُرَسَانِيِّ ، عَنْ

مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ ، قَالَ : زُرْتُ أُخْتِي أُمَّ حَبِيبَةَ ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم يُصَلِّي

فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ قَدْ خَالَفَ بَيْنَ طَرَفَيْهِ .

Muaviye r.anhu der ki: “Kız kardeşin Ümmü Habibe’yi (r.anha) ziyaret ettim, gördüm ki Resulullah sallahu aleyhi ve sellem, bir örtü altında namaz kılıyordu. Örtünün iki tarafını (karşılıklı olarak) üzerine almıştı.” (Yani örtüyü iki tarafından ters olarak üzerine bürümüştü,bir ytarafı sol omuzdan atılır, diğer tarafı sağ omuzdan atılır. Böylece izar ve rida gibi olur.) (Bu rivayetten, Muaviye r.anhu Hazretlerinin de Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem’in akrabası olduğu anlaşılmıştır.)

إتحاف الخيرة المهرة - (2 / 119)

1163/2- رَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ : حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ ،

أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ الْخُرَسَانِيُّ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ ، قَالَ : دَخَلْتُ عَلَى أُمِّ حَبِيبَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى الله عَلَيه

وسَلَّم ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم قَائِمًا يُصَلِّي فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ فَقُلْتُ : يَا أُمَّ حَبِيبَةَ ،

أَيُصَلِّي النَّبِيُّ صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ ؟ قَالَتْ : نَعَمْ ، وَهُوَ الثَّوْبُ الَّذِي كَانَ فِيهِ مَاكَانَ - يعْنِي : الْجِمَاعَ.

Muaviye r.anhu der ki: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Ümmü Habibe’nin (r.anha) yanına girdim, gördüm ki Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sallahu aleyhi ve sellem ayakta olarak bir elbiseye bürünmüş halde namaz kılıyordu. Dedim ki: Ya Ümmü Habibe! Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sallahu aleyhi ve sellem bir kat elbise ile mi namaz kılıyor?

Dedi ki : Evet! ……………..

 

إتحاف الخيرة المهرة - (2 / 256)

1461- وَعَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ عَلِيٍّ قَالَ : صَلَّى بِنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي سُفْيَانَ الْمَغْرِبَ ثَلاَثًا ، فَقَامَ فِي

رَكْعَتَيْنِ ، فَسَبَّحُوا بِهِ ، فَأَوْمَأَ إِلَيْهِمْ أَنْ قُومُوا ، فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ وَسَلَّمَ ، انْصَرَفَ فَخَطَبَهُمْ ثُمَّ

قَالَ : رَأَيْتُ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ كَالَّذِي رَأَيْتُمُونِي فَعَلْتُ ، وَلَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُهُ

فَعَلَهُ لَمْ أَفْعَلْهُ. رواه أبو يعلى.

Muaviye bin Ali derki, Ebu Sufyan oğlu Muaviye bize akşam namazı kıldırdı, ikinci rekatta (oturmadan) ayağa kalktı, tesbih ettiler (uyardılar), kendisi cemaate ima ile kalkmalarını işaret etti. Namazı bitirdikten sonra dönüp cemaate hitap etti, sonra dedi: Resulullah sallahu aleyhi ve sellem’i, benim yaptığımı gördüğünüz şeyi yaparken görmüştüm. Şayet onun, böyle yaparken görmeseydim, asla böyle yapmazdım.”

إتحاف الخيرة المهرة - (3 / 338)

2865- قَالَ أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ : حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ ، عَنْ عَبْدِ الله بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ

عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْحَنَفِيَّةِ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ , رَضِيَ الله عَنْهُ , قَالَ : قَالَ رَسُولُ الله صَلَّى الله عَلَيه

وسَلَّم : الْعُمْرَى جَائِزَةٌ لأَهْلِهَا.

Muaviye r.anhu der ki: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Umra (ömür boyunca kullanmak için bir şeyi hibe etmek), ehli için caizdir.”

إتحاف الخيرة المهرة - (4 / 69)

3187- قَالَ : وَحَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَاصِمٍ ، عَنِ الْجَرِيرِيِّ ، عَنْ أَبِي

بُرَيْدَةَ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم : خَيْرُكُمْ

خَيْرُكُمْ لأَهْلِهِ.

Muaviye r.anhu der ki: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlınız, ehli (hanımı) için en hayırlı olanınızdır.”

إتحاف الخيرة المهرة - (4 / 400)

3826- قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ ، وَأَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ : حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ ، سَمِعْتُ رَسُولَ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم يَقُولُ : مَا مِنْ شَيْءٍ يُصِيبُ الْمُؤْمِنَ فِي جَسَدِهِ يُؤْذِيهِ إِلاَّ كَفَّرَ بِهِ عَنْهُ مِنْ سَيِّئَاتِهِ.

Muaviye r.anhu der ki: İşittim ki Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’minin cesedine isabet edip ona eziyyet veren bir şey yok ki, o sebeble günahlarına keffaret olmasın.”

إتحاف الخيرة المهرة - (5 / 18)

4162- قَالَ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ : حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ ، عَنْ جَدِّهِ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ , رَضِيَ الله عَنْهُ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم : تَوَضَّؤُوا ، قَالَ : فَلَمَّا نَظَرَ إِلَيَّ ، فَقَالَ : يَا مُعَاوِيَةُ ، إِنْ وُلِّيتَ أَمْرًا فَاتّقِ الله وَاعْدِلْ ، قَالَ : فَمَا زِلْتُ أَظُنُّ أَنِّي مُبْتَلًى بِعَمَلٍ ، لِقَوْلِ رَسُولِ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم حَتَّى وُلِّيتُ.

Muaviye r.anhu der ki: İ Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Abdet alınız!  Bana bakınca şöyle buyurdu: “Ey Muaviye! Eğer emre (idareciliğe) tayin edilirsen Allah’tan kork ve adaletli ol.”

Resulullah’ın (sallahu aleyhi ve sellem) bu sözüne binaen, görev işi ile imtihan edileceğim zannımdan ayrılmadım, taki görevlendirildiğim ana kadar.

 

إتحاف الخيرة المهرة - (5 / 60)

4232- وَقَالَ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ : حَدَّثَنَا أبو هِشَامٌ ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ ، عَنْ عَاصِمٍ ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ , رَضِيَ الله عَنْهُ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم : مَنْ مَاتَ وَلَيْسَ لَهُ إِمَامٌ ، مَاتَ مِيتَةَ جَاهِلِيَّةٍ.

Muaviye r.anhu derki: İşittim ki Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim, imamı olmadığı halde ölürse, cahiliyye ölümü üzere ölmüştür.”

 

إتحاف الخيرة المهرة - (5 / 62)

4237- قَالَ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ : حَدَّثَنَا خَلِيفَةُ بْنُ خَيَّاطٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عُقْبَةَ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ , رَضِيَ الله عَنْهُ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم ، يَقُولُ : يَكُونُ أُمَرَاءُ لاَ يُرَدُّ عَلَيْهِمْ ، يَتَهَافَتُونَ فِي النَّارِ ، يَتْبَعُ بَعْضُهُمْ بَعْضًا.

Muaviye r.anhu derki: İşittim ki Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle diyordu: “Bir takım emirler (idareciler) olacaktır ki onlar (ın sözü) ret olunmaz.cehenneme düşeceklerdir, bazısı bazısını takip eder.” (Peşpeşe gelecek olan bazı zalim idarecilerin cehenneme düşeceğini haber vermiştir.)

إتحاف الخيرة المهرة - (5 / 528)

5184- قَالَ مُسَدَّدٌ : حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ الْمُثَنَّى ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ ، عَنْ وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ ، عَنْ أَخِيهِ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم قَالَ : اشْفَعُوا إِلَيَّ تُؤْجَرُوا وَإِنِّي لأُرِيدُ الأَمْرَ فَأُؤَخِّرُهُ كَيْ تَشْفَعُوا إِلَيَّ فَتُؤْجَرُوا.

Muaviye r.anhu der ki: Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bana (insanların ulaşması için) aracı olun ki mükafatlanasınız. Muhakkak ben, bir işi yapmak istiyorum da, sizin aracı olarak mükafaatlanmanız için o işi erteliyorum.”

إتحاف الخيرة المهرة - (7 / 349)

7033- وعن ثابت بن سعد ، عن معاوية ، رضي الله عنه ، قال : قال رسول الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم : لا تزال طائفة من أمتي يقاتلون على الحق , أو قال : ظاهرين على الحق , حتى يأتيهم أمر الله وهم كذلك.  ورواه أبو بكر بن أبي شَيْبَة.

Muaviye r.anhu derki: Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ümmetimden bir taife, hak üzere savaşmakta daim olacaktır. Veya şöyle dedi: Hak üzere galib oldukları halde… Taki Allah’ın emri onlara gelene kadar; onlar bu halde (galib oldukları halde veya açıkta zahir) oldukları halde iken.”

إتحاف الخيرة المهرة - (7 / 411)

7210- وَعَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ , رضي الله عنهما ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم ، يَقُولُ : إِنَّ رَجُلاً مِمَّنْ كَانَ قَبْلَكُمْ ، لَقِيَ رَجُلاً عَالِمًا , أَو عَابِدًا ، فَقَالَ : إِنَّ الآخَرَ قَتَلَ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ نَفْسًا كُلَّهَا يَقْتُلُهَا ظُلْمًا ، فَهَلْ تَجِدُ لَهُ مِنْ تَوْبَةٍ ؟ قَالَ : لَئِنْ قُلْتُ لَكَ : إِنَّ اللَّهَ لاَ يَتُوبُ عَلَى مَنْ تَابَ قَدْ كَذَبْتُ ، هَاهُنَا دَيْرٌ فِيهِ قَوْمٌ يَتَعَبَّدُونَ ، فَأْتِهِمْ فَاعْبُدِ اللَّهَ مَعَهُمْ ، لَعَلَّ اللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْكَ ، فَانْطَلَقَ إِلَيْهِمْ ، فَمَاتَ قَبْلَ أَنْ يَأْتِيَهُمْ ، فَاخْتَصَمَ فِيهِ مَلاَئِكَةُ الْعَذَابِ وَمَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ ، فَبَعَثَ اللَّهُ مَلَكًا أَنْ قِيسُوا مَا بَيْنَ الْمَكَانَيْنِ ، فَأَيُّهُمَا كَانَ أَقْرَبَ فَهُمْ مِنْهُ ، فَقَاسُوهُ ، فَوَجَدُوهُ أَقْرَبَ إِلَى دَيْرِ التَّوَّابِينَ بِأُنْمُلَةٍ ، فَغَفَرَ اللَّهُ لَهُ.

رَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ ، وَالطَّبَرَانِيُّ بِإِسْنَادَيْنِ أَحَدُهُمَا جَيِّدٌ.@

 

مسند أحمد - الرسالة - (45 / 395)

 

عَنْ سُوَيْدِ بْنِ قَيْسٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ حُدَيْجٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ أَنَّهُ سَأَلَ أُخْتَهُ أُمَّ حَبِيبَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُصَلِّي فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ الَّذِي يُجَامِعُهَا فِيهِ قَالَتْ نَعَمْ إِذَا لَمْ يَكُنْ فِيهِ أَذًى

 

مسند الطيالسي - (2 / 306)

عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ ، قَالَ : قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ ابْنُ ثَلاَثٍ وَسِتِّينَ ، وَأَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ وَهُوَ ابْنُ ثَلاَثٍ وَسِتِّينَ ، وَعُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ وَهُوَ ابْنُ ثَلاَثٍ وَسِتِّينَ.

 

مسند الطيالسي - (2 / 311)

1054- حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ مُطَرِّفٍ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ ، قَالَ : لَيْلَةُ الْقَدْرِ لَيْلَةُ سَبْعٍ وَعِشْرِينَ. هَكَذَا قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَبَلَغَنِي أَنَّ مُعَاذَ بْنَ مُعَاذٍ رَفَعَهُ.

 

مسند الطيالسي - (2 / 314)

1059- حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ، قَالَ : أَخْبَرَنِي جَرَادٌ ، قَالَ : سَمِعْتُ رَجَاءَ بْنَ حَيْوَةَ ، يُحَدِّثُ ، عَنْ مُعَاوِيَةَ ، قَالَ : قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ.

 

مسند الربيع - (1 / 127)

310 أبو عبيدة عن جابر بن زيد قال بلغني عن معاوية بن أبي سفيان حين قدم من مكة ورقي المنبر فقال يا أهل المدينة أين علماؤكم سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول لهذا اليوم يوم عاشوراء لم يكتب الله عليكم صومه وأنا صائمه فمن شاء فليصم ومن شاء فليفطر ولكن في صيامه ثواب عظيم وأجر كريم

مسند الشاميين - (1 / 351)

 

عن أبي عبد رب عن معاوية قال سمعت رسول الله صلى الله عليه و سلم يقول : إنما مثل أحدكم مثل الوعاء إذا طاب أعلاه طاب أسفله وإذا خبث أعلاه خبث أسفله

السنن الكبرى للبيهقي وفي ذيله الجوهر النقي - (3 / 272)

 

عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِى سُفْيَانَ عَنِ النَّبِىِّ -صلى الله عليه وسلم- أَنَّهُ قَالَ :« لاَ تَرْكَبُوا الْخَزَّ وَلاَ النِّمَارَ ». وَكَأَنَّهُ -صلى الله عليه وسلم- كَرِهَ زِىَّ الْعَجَمِ فِى مَرَاكِبِهِمْ وَاسْتَحَبَّ الْقَصْدَ فِى اللِّبَاسِ وَالْمَرْكَبِ.

 

 

بلوغ المرام من أدلة الأحكام - (1 / 28)

80- وَعَنْ مُعَاوِيَةَ - رضي الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - - الْعَيْنُ وِكَاءُ السَّهِ, فَإِذَا نَامَتْ اَلْعَيْنَانِ اِسْتَطْلَقَ اَلْوِكَاءُ – رَوَاهُ أَحْمَدُ, وَالطَّبَرَانِيُّ وَزَادَ - وَمَنْ نَامَ فَلْيَتَوَضَّأْ

 

بلوغ المرام من أدلة الأحكام - (1 / 61)

- صحيح. رواه البخاري (612) وفي رواية له برقم (914) من طريق أبي أمامة بن سهل بن حنيف قال: سمعت معاوية بن أبي سفيان، وهو جالس على المنبر، أذن المؤذن قال: الله أكبر. الله أكبر. قال معاوية: الله أكبر. الله أكبر. قال: أشهد أن لا إله إلا الله. فقال معاوية: أنا فقال: أشهد أن محمدا رسول الله. فقال معاوية: وأنا. فلما قضى التأذين. قال: يا أيها الناس! إني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم على هذا المجلس –حين أذن المؤذن- يقول: ما سمعتم مني من مقالتي.

 

بلوغ المرام من أدلة الأحكام - (1 / 496)

 

1243 - وَعَنْ مُعَاوِيَةَ - رضي الله عنه - عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - أَنَّهُ قَالَ فِي شَارِبِ اَلْخَمْرِ: - إِذَا شَرِبَ فَاجْلِدُوهُ, ثُمَّ إِذَا شَرِبَ [ اَلثَّانِيَةِ ] فَاجْلِدُوهُ, ثُمَّ إِذَا شَرِبَ اَلثَّالِثَةِ فَاجْلِدُوهُ, ثُمَّ إِذَا شَرِبَ اَلرَّابِعَةِ فَاضْرِبُوا عُنُقَهُ - أَخْرَجَهُ أَحْمَدُ وَهَذَا لَفْظُهُ, وَالْأَرْبَعَة ُ (1) .

 

بلوغ المرام من أدلة الأحكام - (1 / 590)

1522- وَعَنْ مُعَاوِيَةَ - رضي الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - - مَنْ يُرِدِ اَللَّهُ بِهِ خَيْرًا, يُفَقِّهْهُ فِي اَلدِّينِ - مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . (

 

تهذيب الاثار مسند عمر بن الخطاب - (1 / 83)

 

عن معاوية ، قال ، قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إياكم والمدح ، فإنه الذبح .

 

التمهيد لما في الموطأ من المعاني والأسانيد - (18 / 23)

 

عن راشد بن سعد عن معاوية قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: "إنك إن اتبعت عورات الناس أفسدتهم أو كدت أن تفسدهم" .

 

التمهيد لما في الموطأ من المعاني والأسانيد - (24 / 72)

 

قال حدثنا ابن لهيعة عن جعفر بن ربيعة عن ربيعة بن يزيد عن عبد الله بن عامر اليحصبي عن معاوية بن أبي سفيان أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "خير الأسماء عبد الله وعبد الرحمن وحارث وهمام حارث يحرث لدنياه وهمام يهم بالخير وشر الأسماء حرب ومرة" وهذا مما قلنا من باب الفأل لأنه صلى الله عليه وسلم كان يعجبه الاسم الحسن والفأل الحسن وكان يكره الاسم القبيح لأنه كان يتفاءل بالحسن من الأسماء

 

البدر المنير في تخريج الأحاديث والأثار الواقعة في الشرح الكبير - (4 / 36)

 

عَن مُعَاوِيَة بن أبي سُفْيَان ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْه ، «أَنه كَانَ يعلم النَّاس التَّشَهُّد وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَر ، عَن النَّبِي - صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسلم - : التَّحِيَّات لله والصلوات والطيبات ، السَّلَام عَلَيْك أَيهَا النَّبِي وَرَحْمَة الله وَبَرَكَاته ، السَّلَام علينا وَعَلَى عباد الله الصَّالِحين ، أشهد أَن لَا إِلَه إِلَّا الله ، وَأشْهد أَن مُحَمَّدًا عَبده وَرَسُوله» .

 

 

شرح سنن أبي داود ـ عبد المحسن العباد - (26 / 230)

 

عن أبي عامر الهوزني عن معاوية بن أبي سفيان أنه قام فينا فقال: (ألا إن رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم قام فينا فقال: ألا إن من قبلكم من أهل الكتاب افترقوا على ثنتين وسبعين ملة، وإن هذه الملة ستفترق على ثلاث وسبعين: ثنتان وسبعون في النار، وواحدة في الجنة، وهي الجماعة)

 

 

Şu rivayetlerin hiç mi hatırı yok, bu kadar ilmi ve dini hükümleri ihtiva eden bir çok hadisi şerif makbul kitablar almış ve bize aktarmış, ravilerini ve özellikle Muaviye r. A. Hazretlerini makbul ve adil bir ravi kabul ederek rivayetleri bize ulaştırdılar. Şimdi bu zatı sevmemek, artık işi nereye götürür, maazallah onun naklettiği hükümleri de sevmemeye ve itibar etmemeye götürür, zira size (ilahiyyatçı Prof taifesine) göre sevilmeyen günahkar birinin sözü de alınmaz dı ya……

Allahu Teala bizleri ehli sünnetten ayırmasın… Ashabın tamamını sevmeye muvaffak eylesin…

 

Salı, 24 Şubat 2015 14:56 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

YILBAŞIYLA NEREYE.....

 

YILBAŞI - NOEL – FELAKETİ

Malumunuz yaklaşan sene başı –yılbaşı- ile alakalı olarak dünyanın Hıristiyan kesiminde özel dini merasimler ve kutlamalar, eğlenceler v.s İslam dışı icraatlar yapılmaktadır.

Onların tatbikatları, dini veya dünyevi uygulamaları bizi ilgilendirmez, zaten onlar hayvandan aşağı seviyede olduklarından bu halleriyle dalalet üzere oldukları sabitlenmiş oluyor. Onlar için en önemli iş evvela imandır, tasdiktir, yani son dini, olduğu gibi tamamıyla tasdik ederek kabullen-mektir.

Peki İslam alemine ne oluyor da ehli küfrün değer verdiği günlere merasimlere katılıyorlar, İncil dağıtıyorlar, noeli, tebrik ediyorlar, çam ağaçlarını doğrayıp süsleyerek ışıklandırarak vitrinleri kilise bahçesine çeviriyorlar. Eğlenmek için hertürlü hazırlığı yapıp, kumar ve içki nevilerini temin etmek için kuyruklara giriyorlar???

Bunları ikaz edecek ilim ve takva sahipleri kalmadı mı???

Din adamları taifesi maaşlarının artırılması için ve sair haklar için ses yükseltirken milletin islamdan çıkması karşısında neden sessiz???

Allahu Teala buyurdu:

“Zalimlere azıcık olsun meyletmeyin, ateş size dokunur da, Allah’tan başka dost bulamazsınız, sonra yardım da olunmazsınız.”

Bu ayeti kerime asla ehli kitaba meyledilmemesini, onlara tabi olunup peşlerinden gidilmemesi gerektiğini beyan eder. Ayetin sonunda yardım olunmazsınız buyurmakla büyük bir tehdidi bildirmiş oluyor, zira hadisi şeriflerde kıyamet alametlerinden bahsederken şöyle zikredilmiştir:

“Ahır zamanda ümmetimden bir takım kimseler, içki içerler, çalgı çalarak eğlenirler, o halde gecelerler. Sabahleyin uyandık-larında bazıları domuz, bazıları maymun suretine dönmüştür.”

Diğer bazı rivayetlerde:

“Kötülüklerin yayıldığı ahır zamanda artık ateşten rüzgarların gelmesini, üzerinize taş yağmasını ve şekillerin değiştirilmesini bekleyin…”

Şeklinde buyrularak ümmet şiddetle sakındırılmıştır.

O halde Allahın azabının aniden gece yarısı veya kuşluk vaktinde gelemsinden emin mi olduk???? Bu gibi belaların gelmesinden ancak zalimler topluluğu emin olur…

Muhterem kardeşlerim! Memleketin gidişinin nekadar feci olduğunu görmüyormuyuz? Eğitim kurumlarındaki rezillik ve dinsizliğin ne safhaya geldiğini anlamıyormuyuz, T.v ve diğer basın yayın aletlerinin, rezillik ve küfür saçtığını anlamıyormuyuz? Basıret gözümüz kapanmış mı, hakkı hakikatı anlayıp çaresine bakmayacakmıyız, yoksa kör ve sağır bir halde dünyalık nimetlerin peşinde şu ömrü tüketecekmiyiz?

İdarecilere yakın olan kişileri bulup onlar vasıtasıyla bazı şeyleri durdurmak mümkündür, imkanı olanın bunu yapması üzerine büyük bir vazifedir, aksi halde vebaldir.

İslama ve ehli sünnete muhalif kişiler ve sözleri süratle yayılmakta, yetkililerin gözü önünde iş çığırından çıkmakta, onlar sa hala daha oy seviyesini düşürmemek için her türlü rezilliğe göz yummaktadırlar. Bu mu hak ve adalet, bu mu islama faideli olmak, bu mu dik durmak?

Bilsek ki yılbaşı gecesi deprem olacak veya büyük bir felaket olacak, acaba ne yaparız??? Belki de camiden çıkmayız, namaz kılarız Kur’an okuruz ibadetle ölelim deriz. Fakat aynı tehlikeleri haber veren ayetleri duymaz gibiyiz ve Allahın azabından emni olmuş gibi rahat dolaşırız….

“Yeryüzünde dolaşırken sizi yere batırmasından emin mi oldunuz??? “ mealine gelen ayetleri hiç mi duymadık???

Bu gidişattan anlaşılan şu ki, Müslümanların imanı çok zayıf, yakinen Allaha ve azabının hak olduğuna iman edilmemiş, ahırette mesul olunduğuna, şiddetle hesaba çekileceğine sağlam şekilde inanılmamış….

Böyle zayıf bir imanla nereye kadar gidebilir, kabre kadar varabilirmiyiz??? Sorgu meleklerine rahat bir şekilde cevab verebilirmiyiz??

El cevab::: Hayırrrr….

Allahu Teala ahır zaman afetlerinden fitnelerinden bütün din kardeşlerimizi neslimizi muhafaza eylesin….. Amin.

Pazartesi, 27 Aralık 2010 19:52 tarihinde güncellendi

Sayfa 8 - 10

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.