Dişe
dolgu veya kaplama yaptırmanın dinimizce bir sakıncası var mıdır? Eğer
yoksa, diş dolgusu ve kaplama yaptırmadan önce nelere dikkat etmeliyiz?
Sadece boy abdestli olmak yeterli midir? Namaz abdesti de şart mıdır?
Neler önerirsiniz?
Dinimizde diş sağlığını korumak ve tedavi
maksadıyla dişe dolgu ve kaplama yaptırmanın, abdest ve boy abdesti
yönünden bir sakıncası yoktur. Bu durumda dolgu veya kaplama, yaraya
sarılan sargı gibidir. Boy abdesti alırken üzerine suyun değmesi
yeterlidir.
Dolgu yahut kaplama yaptırmadan önce abdest veya
boy abdesti almak iyidir. Hanımlar, çok acil durumlar dışında hayızlı
veya nifaslı olmadığı dönemlerde diş tedavisi yaptırmayı tercih
etmelidir. Mümkün olmazsa sadece abdestli olmaları yeterlidir.
fıkıhta şu kaide vardır: Zaruretler, mahzur olan -sakıncalı- şeyleri mubah eder. Dolgu ve kaplama yapmak zaruret olursa, engel kalmaz. Ancak gösteriş ve süs için olmamalı.
Çarşamba, 03 Eylül 2008 07:12 tarihinde güncellendi
Perşembe, 28 Ağustos 2008 08:12
Ali Kara
HİLAL TARTIŞMALARI
-Basında Hilal-
<<İslam
Dünyasının klasikleşmiş Hilal tartışması bu yılda başladı. Tartışma'nın
sebepleri arasında hem fıkhi yaklaşım farklılıkları hem de siyasal sebepler
bulunuyor. Bir görüşe göre Ramazan hilali'ni görmek demek Hadislerin lafzi
olarak anlaşılması sonucunda çıplak gözle hilali görmek demek. Bu görüşe sahip
Müslümanlar herhangi bilimsel sonucu değil insan gözünü esas alıyorlar. Başka
bir görüşe göre ise Ramazan Hilali'nin gözlemlenmesi demek her türlü araçla
Ramazan hilali'ni gözlemek anlamına geliyor. Bu sebeple bilimsel veriler bu
görüş sahiplerine delil oluşturuyor.
Dünyanın
farklı yerlerinde araştırmalarını sürdüren Müslüman astronomlar Hilal'in
gözlenmesi konusunda uzmanlaşmış durumdalar.
Ayrıca
Dünya'nın herhangi bir yerinde hilalin görülmesiyle mi Ramazan ayına başlanmalı
yoksa herkes kendi bölgesinde hilalin görülmesiyle mi aya başlamalı? sorusuna
verilen cevaplar da tartışma sebebi. Aylar'ın dünya çapında standart olduğunu
düşünen kesim dünyada ilk görüldüğü anda o ayın başladığını savunuyor. Diğer
kesim ise herkesin bulunduğu bölgede hilali görmesiyle o aya gireceğini
düşünüyor.
Bugün
uydular aracılığıyla Ay'ın yörüngesi ve ne zaman nerede görülebileceği
saptanabiliyor. Dünya'nın bir çok yerinde kurulmuş Müslüman astronomi
merkezleri hicri ayları tespit için hassas ölçümler yapıyorlar.>>
YORUM:
Meselede
4 yön var. 1- Gözle görülmesi gerekir. 2- Hesaplama yeterlidir. 3- Bir yerde
görülürse herkes için yeterlidir. 4- Her beldenin kendi bölgesinde görülmesi
lazımdır.
Bu
fikir ayrılıkları, mezheb müçtehidlerinin itilafına ve tersihlerine
dayanmaktadır. Ancak bu gün, islam kâdı sı olmadığından hükmü sabitleştirecek
bir mercimiz yoktur. Bazı islam ülkelerinin tatbikatı, biz ehli sünnet ve
Hanefi olanlar için yeterli olmamaktadır, zira menfaat ve siyaset meselesiyle
hüküm veren ve şahitlik yapanların revaçta olduğu bir dönemdeyiz. Hatta basında
çıkan haberlere göre diyanet ve Suud yetkilileri hatalı tesbit yapmışlar ve
bunu da milletten gizlemişler. İşte bütün bu olumsuzluk ve çaresizlikleri göz
önünde bulunduram büyüklerimiz, -her beldenin matla’ı değişik olduğundan
hilalin subutu da değişik olur- hükmünü uygulamaktadırlar. Ayrıca damad isimli
fıkıh kitabımızda mesele zikredildikten sonra bunun izahında şöyle der: Tebyin
isimli eserde tercih edilen bu görüştür, zira her beldenin manaz vakitleri de
farklı olmaktadır, aynı şekilde hilalin güneşin ışıkları altından kurtulması
değişik zamanda olur. İhtiyaten davranılır, eğer noksan olduğu anlaşılırsa
şevval ayında bir gün kaza edilir.
Çarşamba, 27 Ağustos 2008 14:07
Ali Kara
Mezar Ziyareti!
M.Şeyket
Eygi – Milli Gazete
Anıtmezar Ziyareti Mecburiyeti
Dünyanın
hangi medenî, demokrat, ileri ülkesinde yabancı devlet başkanlarının herhangi
bir türbeyi, kabri, anıtmezarı ziyaret mecburiyeti vardır? Böyle bir şey bizden
başka bir ülkede yoktur.
Suudî
Arabistan kralı gelir, niçin Anıtkabir’i ziyaret etmedi diye Ergenekoncu medya
ve yine Ergenekoncu politikacılar gürültü kopartır.
En son İran Cumhurbaşkanını tenkit
ettiler.
Soruyorum:
ABD’ye resmî ziyaret yapan yabancı
devlet başkanlarına George Washington’un mezarı ziyaret ettiriliyor mu?
Vaktiyle
Marksist Sovyetler Birliği hayatta ve ayakta iken, yabancı devlet başkanları
Moskova’daki Lenin mozolesine götürülüyor muydu?
Fransa’da General de Gaulle’ün
mezarını ziyaret şart mıdır?
Her ülkenin tarihî büyükleri vardır.
Mezarlarında, türbelerinde, anıtkabirlerinde yatarlar ama bunları ziyaret şart
değildir, farz değildir, vacip değildir.
Vehhabî
inancına bağlı bir kimse kesinlikle mezar ziyareti yapmaz.
İran
bir İslâm Cumhuriyetidir. Onun devlet başkanı da Anıtkabri ziyaret etmek istemeyebilir.
Bu
yüzden gürültü patırtı yapmak, tabucu bir zihniyet sergilemek, misafirlere
hakaret etmek doğru bir şey değildir.
Amaçları
Türkiye’yi Batılılaştırmaksa, Batı medeniyeti bünyesi içine sokmaksa, işte Batı
karşımızdadır. Onu taklit etsinler. Orada anıtmezar ziyareti mecburiyeti yoksa
diretmesinler.
Türkiye
rejimi Batı hayat tarzını, Batı standartlarını kabul etmiştir. Bunlara
uyması gerekir.>>
YORUM:
Bizde cari olan düzen ve sahipleri, rantlarını öyle ayarlamışlar ki, bunun için bazı tabular koymuşlardır. Bunlara dokunursan, fincancı katırlarını ürküten hoca gibi dayağı yersin. Aynı zamanda yobaz, gerici, irtica vesair iftiraları da göze alman lazımdır. Memleketimizde Ş. Eygi'nin saydığı gibi yanlışlıkların yanında daha pek çok yanlışlık devam etmekte ve kimse bunları değiştirmeye cesaret edememektedir. Biz ise Allahu tealaya tevekkül ederek rızasını kazanmaya gayret ediyoruz, umudumuz O'nadır, vakti gelince işleri düzeltir, sebebini halk eder, rüzgarı ters estirir ve rızasını tahakkuk ettirir. Kimse düzenine güvenmesin, ölüm var.
Bu düzenbazlardan medet beklemek, merhamet ummak, hizmet beklemek yazın kırmızı kar yağmasını beklemekten daha uzaktır.
Çarşamba, 27 Ağustos 2008 10:12
Ali Kara
Ramazan Hilali!
Mülteka İsimli Fıkıh Kitabında Hilal meselesi:
(Şek gününde) Gök yüzünde bir illet (bulut, sis) bulunursa, Ra- mazan hilalinin sabit olmasında adil olan bir kişinin haberi kabul edilir, isterse bu kişi köle, kadın, iftiradan ceza sopası yiyip tövbe etmiş biri olsun. Bu husustaki şahitlikte şahadet sözü şart değildir.
Ramazan bayramı günü ve Zilhicce ayının hilalinin sabit olmasında, iki hür erkeğin veya bir hür erkek ve iki kadının şahitliği, adalet şartı ve şahadet lafzı (söylemesi) şart koşuldu. Dava açılması şart değildir.
Eğer gök yüzünde bir illet yok ise, bütün hilallerin sabit olma sında, verdikleri haber ile kesin ilim vaki olan büyük bir cemaatın bulunması elbette lazımdır. (İmamı A’zam’dan) Bir rivayette iki kişinin şahitliği yeterlidir. İmamı Tahavi der ki, eğer beldenin dışından gelmişse veya yüksek bir mekanda bulunuyorsa bir kişinin şahit-iği de yeter.
Şayet Ramazan ayını otuz gün oruç tutsalar ve hilali göreme seler, eğer başlangıçta iki kişinin şahitliğiyle oruç tutmaya başlamış iseler, iftar (bayram) etmeleri helaldir. Eğer bir kişinin şahitliğiyle Ramazana başlamışlarsa (bu taktirde) iftar etmeleri helal olmaz. (Hava açık ise en az iki kişinin şahitliği lazımdır, hava kapalı ise otuz gün tamam olduğundan bayram yapılır.)
Her kim ki Ramazan hilalini veya bayram hilalini görse ve sözü (kâdı tarafından) red edilse, (kendisi Ramazan orucunu) tutar, eğer iftar ederse, sadece kaza eder (keffaret gerekmez.)
Bütün insanlar üzerine Şabanın ve Ramazanın yirmi dokuzunda, hilali araştırmaları (kifaye olarak) vacibtir.
Bir mevzıda hilal sabit olsa, bütün insanlar üzerine (hilalin subutu) lazım gelir.
Denildi ki, matla’ların (hilalin doğduğu yerler) değişmesiyle, (ayların ilk ve son gününün sabit olması da) değişir. (Bu zamanda dini işlerde bile hıyanetlik yaygın olduğundan, herkes kendi vatanında hilalin görülmesine itibar etmektedir.)
Netice:
Netice olarak her müslüman kendi gayreti ile hilalin subutunu araştırmaya çalışmalıdır. En azından hilalin nerden doğduğu ve nasıl hareket ettiğini, ne taraftan eksilerek kaybolduğunu bilmesi lazımdır. Gündüzün ortasında gök yüzünde silik halde hilali görenlerde -hilali gördük- deme hatasına düşmesinler. Hilalde itibar edilen güneşin batımından sonraki görülmesi halidir ki, bu da batı tarafında olup güneşin batımıyla hemen zuhur eder. O sıra güneşin ışıkları hilali örter, havanın berrak olması ve yüksek bir yerde bulunulması gerekir.
Büyüklerimizin, çeşitli ihtilaflar ve art niyetler yüzünden ne diyanete ne de Arabistan kaynaklı haberlere itibar etmeyip, kendi çabalarıyla araştırdıklarını ve sonuç alınamazsa -her bölgenin matla'ı farklı olur fetvasına göre kanaat ederek ihtiyatlı olanı tercih ettiklerini biliyoruz.
Bu seneki takvimler şaban ayını ve Ramazan ayını 29 gün olarak tesbit etmiş. Artık kameri ayların 28 gün olmadığı da malum olunca, her halde bu sene bütün islam alemi -gözleyenler ve hesaba güvenenler- topluca aynı günde oruca başlar ve bayram ederiz inşâallah!
Allahu teala, islam birliği nasib etylesin, ibadetlerimizi kendi rızasına ugun olarak ifa etmeyi nasib eylesin. Âmîn!
Çarşamba, 27 Ağustos 2008 11:44 tarihinde güncellendi
Cumartesi, 23 Ağustos 2008 11:43
Ali Kara
Oruç Tehlikede!
Haber 5 sitesinde 23 ağustos 2008 tarihli yazı:
Ramazan
yaklaşırken Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Alo Fetva" hattına oruçla
ilgili çok sayıda soru geliyor. Bunlardan birisi de son günlerde çok konuşulan
'insan'a tokluk hissi veren' bantlar...
Bu sorular arasında en güncel olanını ise "Tokluk hissi
veren bantlar" oluşturuyor. "Tok tutan bant oruç bozar mı? Oruca hile
karıştırılmış olur mu" şeklindeki soruları cevaplayan din adamlarına göre,
söz konusu bantların kullanımında dinen hiçbir sakınca bulunmuyor. Çünkü, bu
bantlardaki bitkisel maddeler her ne kadar kana karışsa da yenilen ve içilen
bir şey olmadığı için sakıncalı değil. Vücut gıda almıyorsa, yani yenilen
içilen herhangi bir gıda maddesi söz konusu değilse bant takmada da sakınca
yok." Din adamları "Bu bantlarla oruca hile karıştırılmış olur mu"
şeklindeki soruyu ise "Oruç tutmak her ne kadar aç kalıp, aç insanların
halinden anlamaya vesile olsa da bu ibadet sadece aç kalmak için değil, Allah'a
kulluk görevini yerine getirmek içindir" şeklinde yanıtlıyor.
HAMİLELERE SAKINCALI
Gün boyunca vücut
tarafından emilerek yemek yeme hissini azaltan bantlar metabolizmayı
hızlandırıyor; vücudun daha hızlı bir biçimde yağ yakmasına yardımcı oluyor.
İçeriği deniz yosunu ve bir takım Asya kökenli otların bileşimine dayanan
bantların fiyatı markasına göre 49 ile 183 YTL arasında değişiyor. Her pakette
30 adet küçük bant bulunuyor. Firma yetkilileri, hamileler, süt veren anneler,
iyota karşı aşırı hassasiyeti olanlar, yüksek tansiyon, tiroit, diyabet gibi
rahatsızlıkları bulunanların bu bantları kullanmalarını önermiyor.
İlahiyatçılara göre;
MEHMET BARIŞ Önemli olan niyet
Adana İl Müftüsü
Mehmet Barış, ibadette en önemli unsurun kişinin niyeti olduğunu belirterek,
"Oruç bir yerde vücudu terbiye etmektir. Tokluk bandını takanlar da aynı
amaca hizmet ediyor. Bu nedenle sakıncalı değil" dedi.
PROF. DR. KERİM YAVUZ Duş almak gibi...
Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerim Yavuz, duş
almanın ve cilde merhem sürmenin orucu bozmadığı gibi tokluk bandının da orucu
bozmayacağını söylüyor.
Yukarki açıklamalara cevaben önce en makbul fetva
kitablarından birinin ibaresini okuyalım:
<<Mülteka - Oruç Bahsi-
Vücudundaki bir yaraya veya başındaki bir yaraya ilaç koysa
veya ilaç karnına veya beynine ulaşsa orucu bozar.
İmamı A’zam’a göre serinlemek için burnuna su vermek mekruhtur. Aynı
şekilde (serinlemek
için) gusletmek –banyo yapmak- ve ıslak bir elbiseye bürünmek te mekruhtur.
Özürsüz yere ağıza su vermenin mekruh olduğu söylendi. >>
Bahsedilen bantlardan vucuda her hangibir şey dahil oluyorsa
mutlaka orucu bozar, zira vucuda menfaat veren ve içine dahil olan şeylerin
orucu bozmasında şüphe yoktur. Eğer vucuda dahil olmadığı halde kişiye kuvvet
veriyorsa, yine en azından mekruhtur sakıncalıdır, işte İmamı A’zam r.aleyhin
gusül – banyo hakkındaki fetvası da oruçlunun serinlemek ve kuvvet bulmak
niyetiyle olduğundan mekruh demiştir.
Yaralara konan merhemlerin içeriye nufuzu varsa orucu bozar.
Dış deride kalan merhemler içeriye nufuz
etmezse zarar vermez.
İlahiyyatçıların getirdiği illetlerinde –önemli olan niyettir-
demişler, zaten niyeti bozuk olan böyle istifade yollarına tevessül eder,
kaçamak yapmaya çalışır. Niyeti halis olanlar böyle şeylere tevessül etmezler, ancak
aciz kalırlarsa kendilerinin özel halleri için fetva isterler. Her amelde niyet sadece yeterli olmaz, belki
fiilin de niyetine uygun olması gerekir. Abdest ve gusülde niyet şart olmadığı
halde temizlik hasıl olur.
Netice: Oruç bozan ve bozmayan şeyler hakkında pek çok
ihtilaf ve teferruat olduğu halde bu gibi hassas konuları resmi memur kafalı
etiketli din adamlarına sormadan evvel gerçek takva sahibi alimlere sormak ve
en uygun olan fetvayı almak lazımdır, kaçamak yollara tevessül etmemeli,
ibadetimizi en güzel şekilde ifa etmeliyiz. Din görevlileri fetva vereceklerse,
önce şu çıplaklık ve faiz gibi kangıren olmuş meseleler üzerinde açıklamalar
yapsınlar, milleti felaketten kurtarmanın yolunu göstersinler, hac ve umre
ticaretiyle milleti uyutmasınlar.
Ayrıca haber 5 gibi bir sitenin tutumunu da kınıyoruz, zira
çıplak kadın vucuduna bant takılışını sergileyerek islam iffetini terk etmişler,
acınacak zavallı hale düşmüşlerdir. Eğer bu gibi rezillikleri caiz
görüyorlarsa, Allah hidayet versin deriz.
Cumartesi, 23 Ağustos 2008 17:54 tarihinde güncellendi
Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir. Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.