.

.

Fıkıh Terimleri

E-posta Yazdır PDF

İLMİN FAZİLETİ

İLMİN FAZİLETİ

Muhakkak ilmin menkıbeleri ve faziletleri hakkında ayetler ve sahih, meşhur hadisler gelmiştir. Biz onları zikretmekle meşgul ol-madık bu kitab uzamasın diye.

<<İlimin fazileti hakkında bazı ayeti kerimeler:

“Allah’tan ancak alim kulları korkar.”

“Allah, içinizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir.”

İbni Abbas (radıyellahu anhuma) derki, alimler için mü’minler üzerine yediyüz derece üstünlük vardır, her bir derece arası, beşyüz senelik yol mesafesi kadardır.

“Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”

“Allah, adaletle kaim olduğu halde şehadet ettiki kendinden başka ilah yoktur;  melekler ve ilim sahipleri de (buna) şehadet etti. Ondan başka ilah yoktur, O, azizdir, hakimdir.”

“Mü’minlerin hepsinin topluca sefere çıkmaları doğru de-ğildir. Onların her kesiminde bir gurup dinde (ilimde) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (savaştan) geri döndüğünde onları ikaz et-mek için geride kalmalıdır. Umulurki sakınırlar.”  

İlimin fazileti hakkında bazı hadisi şerifler:

-   Ebud Derda (Radıyellahu anhu) ‘dan rivayet edildi. Re-sulullah sallallahu aleyhi ve sellemden işittim şöyle buyurdu: “Her kim, ilim talep ettiği bir yola girse (o yolda devam etse), Allah, onun için cennet yolunu kolay eder.

-   Muhakkak melekler, yaptığından razı olduklarından ilim talep eden kişi için kanatlarını sererler.

-   Muhakkak alim için, göklerde ve yerde olanlar mağfiret talep ederler, hatta denizdeki balıklar bile.

-   Alimin, abid üzerine fazileti, ayın diğer yıldızlar üzerine olan üstünlüğü gibidir. Muhakkak alimler, peygamberlerin varisleridir. Muhakkak peygamberler, miras olarak altın ve gümüş bırakmadılar, ancak ilmi miras bıraktılar.

-    Her kim ilmi alırsa, bol nasibi almış olur.” (Ebu Davud, Tirmizi)

Muaz İbni Cebel’den  (Radıyellahu anhu) rivayet edildi ki kendisi şöyle dedi: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle buyurdu: “İlim öğreniniz, zira ilmi Allah için öğrenmek haşyettir. (Allah korkusudur.) İlim talep etmek ibadettir. İlim müzakeresi tesbih (Allahı zikretmek) tir. İlimden bahsetmek cihattır. Onu bilmeyene öğretmek sadakadır. Ehline ilmi döşemek kurbet (Allah’a yakınlık) tır, zira onunla helal ve haramlar bilinir. Cennet ehlinin yollarının alemidir. Vahşette yakın dosttur. Gurbette arkadaştır. Tenhada konuşulandır. Sevinçte ve zararda yol gösterendir. Düşmana karşı silahtır. Dostlar yanında süstür. Allahu teala onunla kavimleri yükseltir. Hayırda onları çekip götüren imamlar yapar. Eserleri kıssa olarak anlatılır. İşlerine tabi olunur. Görüşlerine müracaat olunur. Melekler onların dostluğuna rağbet eder. Kanatlarını onlara sürterler. Kuru yaş herşey onlar için mağfiret talep eder. Hatta denizin balıkları ve diğer haşeratı, yırtıcı vahşiler ve ev hayvanları. Zira ilim, cehaletten kalbleri dirilten hayattır, karanlıktan gözleri aydınlatan kandillerdir. Kul, ilimle hayırlılar menzillerine ve dünya ile ahıretin yüce derecelerine ulaşır. ilimde tefekkür, oruca denktir, ilim dersi geceyi kıyama denktir, onunla akrabalık bağları eklenir, onunla haram helalden ayrılıp bilinir, ilim, amelin imamıdır, amel ilme tabidir, saidler ona ilham olunur, şakiler ondan mahrum edilir.” (İbni Abdil-Berr)

İbni Abbas (radıyellahu anhuma) ‘dan rivayetle Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle buyurdu: “Her kim, ilim talep ettiği halde iken eceli gelirse, onunla peygamberler arasında nü-büvvet derecesi hariç (bir fark) olmaksızın Allah’a kavuşur.”  (Taberani)

  Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle buyurdu: “İlim talep ettiği halde iken ona ölüm gelirse, şehid olarak ölür.”

  Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle buyurdu: “Sadakanın en faziletlisi, müslüman kişinin ilim öğrenip sonra onu müslüman kardeşine öğretmesidir.”

  Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle buyurdu: “Her kim, insanlara öğretmek için ilimden bir kısım öğrense, yet-miş sıddık sevabı ona verilir.”

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle buyurdu: “Ademoğlu ölünce amelleri kesilir, ancak üç kişi müstesnadır. Sadaka-i cariye (cami, medrese-yol-çeşme gibi), veya kendisi ile menfaatlenilen ilim (dini ilimler), veya onun için dua eden salih ev-lat.”

Ebu Ümame (radıyellahu anhu) Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu  rivayet etti: “Alınmadan evvel şu ilme yapışın, onun alınması kaldırılmasıdır. Orta parmak ile baş parmağının yanındaki parmağını birleştirip topladı. Sonra buyurdu: Alim ve talebe hayırda ortaktır. Diğer insanlarda bir hayır yoktur.” (İbni Ma’ce)

  Diğer bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Dünya ve içindekiler lanetlenmiştir, ancak Allah’ın zikri ve onunla alakalı şeyler, alim ve talebe müstesnadır.”

 (Burda zikrettiğimiz hadisi şerifler Terğib ve terhib isimli ha-dis kitabının ilim babında mevcuttur.)

 

E-posta Yazdır PDF

İLİMLER HAKKINDA

ilmin tefsiri: ilim, zikredilen şeyler kendisi ile kaim olan kişi için, açılan, zahir olan bir sıfattır.

<<Seyyid Şerif Cürcani Hazretlerinin Tarifatında ilmin tarifi:

İlim: Vakıaya mutabık olan kesin itikaddır.

Mantıkçılara göre, akılda bir şeyin suretinin hasıl olmasıdır.

Şöyle de tarif edilmiştir: İlim, bir şeyi olduğu hal üzere idrak etmektir.

Bilinenden gizliliğin kalkmasıdır. Cehalet bunun zıttıdır.

İlim, derinleşmiş bir sıfat olup onunla külliyat ve cüziyyat idrak edilir.

İlim, kişinin bir şeyin manasına ulaşmasıdır.

Seyyid Şerif Cürcani Hazretleri şöyle devam eder:

 İlim iki kısma ayrılır: Kadim ve hâdis.

İlmi Kadim: Allah’ın zatı ile kaim olan ilimdir ki kulların son-radan elde ettikleri ilimlere benzemez.

İlmi hadi:  Kulların ilmi olup üçe ayrılır:

A: Bedihî ilim: herhangi bir mukaddimenin takdimine ihtiyaç duyulma yandır. Kişinin kendi varlığını bilmesi, bütünün cüzünden büyük olduğunu bilmesi gibi.

B: Zaruri ilim: mukaddimelere ihtiyaç duyulmadan hislerle hasıl olan ilim. Beş duyu organı ile hasıl olan ilim.

C: İstidlali ilim: mukaddimelerin takdimine ihtiyaç duyulan ilim. Yaratıcıyı bilmek, arazların ortaya çıkışını bilmek gibi.

İlmi Fi’lî: Başkasından alınmayan ilim.

İlmi İnfiâlî: Başkasından alınan (tesirlenilen) ilim.

İlmi husulî: Zihinde bir şeyin sureti hasıl olduktan sonra o şeyin ilminin hasıl olmasıdır.

İlmi Huzurî: Bir şeyin suretinin zihinde hasıl olmadan kişide hasıl olması. İnsanın kendi varlığını bilmesi gibi.

Bu iki kısım İmamı Rabbanî (kuddise sırruhu) tarafından şöyle açıklanır:

İlmi husuli: Çalışmakla, gayretle elde edilen ilimdir ki bütün mahlukatın ilmi bu kabildendir.

İlmi Huzuri: Mevlanın manevi huzurunda verilen ilimdir ki bunda çalışmanın bir tesiri yoktur. Bundan bir cüz, ilmi husulinin tamamından daha üstün ve fazladır.

Ayrıca bildiğimiz bazı ilim dalları da şöyledir:

İlmi meanî: Muktezayı-hale uygun olan arapça lafızların hallerini bildiren ilimdir.

İlmi badii’: Muktezayı-hale mutabık olduktan sonra, kelamı güzelleştirme vecihlerini bildiren ilimdir.

İlmi kelam: İslam kaidesi üzere mevcudatın zatına arız olan şeylerden bahseden ilimdir. Mebde ve mead meselelerini bildiren ilimdir. Daha açıkçası, Yaratıcının zatı ve sıfatlarında, kabir, ahıret hallerinden ve diğer bütün itikadi konulardan bahseden ilimdir.

İlim Rabbimizin en çok sevdiği vasfıdır ve onu da sevdiğine na-sib eder. İlimle eşya kişiye aydınlanır. >>

<<İlim sebebleri insanlar için üç türlüdür.

Evvelkisi salim hislerdir. İkincisi doğru haberdir. Üçüncüsü akıldır.

Hisler beş tanedir: İşitmek, görmek, tad almak, dokunmak, koklamak. Bunlar ile elde edilen ilim hisler sağlam olduktan sonra kesindir.

Doğru haber: Peygamberin verdiği haberler ve mütevatir ha-ber. Bu iki şekildeki haber yakini olmakta son derece katidir. Din hususlarında inkari küfürdür.

Akıl: İnsanı hayvandan ayıran bir özellik olup ilim vasıtası olarak bizde bulunan en büyük alettir. Bununla kişi mükellef olur. Fakat akıl kendi başına müstakil delil değildir, kitap ve peygamber gelmekle vazifesini idrak edebilir.>>

E-posta Yazdır PDF

Adet, hükmedicidir.

kitaplar.jpg36. MADDE:
Adet, hükmedicidir.
Umumi olsun hususi olsun âdetler, şer’i hükümlerin isba-tında hükmedicilik vasfına haizdirler.
Adet, niza anında kendisine müracaat edilen bir delildir. Bu da şu hadisi şerife dayanmaktadır:
“Müslümanların güzel gördüğü şey, Allah indinde de güzeldir.”
 Âdet: Nefislerde yerleşen, selim karakter ehlinin katında makbul olup birkaç kere tekrarla sabit olan bir iştir. Örf te bu manadadır.
Örf ve âdetin hakem olması, karşısında bir nassın bulun-maması anındadır. Nass var ise, onunla amel edilir, örf ve adete bakılmaz.
Pazar, 03 Ağustos 2008 07:00 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Zarar

saray-1.jpg31. MADDE: 
Zarar imkan miktarıyla def edilir.
Yanına hırsız girse, onu sopa ile def etmek mümkün ise, silahla def etmesi caiz olmaz.
Birisi başkasının malını gasb etse ve onu helak etse, helak olan o malın aynının geri verilmesi imkansız olunca, misliyyattan ise gasb eden onun gibisini öder, kıyemiyyattan ise değerini öder.
Müşterinin yanında mebide yeni bir ayıp meydana çıksa, daha evvel olmuş bir ayıba da müşteri muttali olsa, yeni ayıp sebebiyle müşteri satıcıya veremez, zararı mümkün mertebe giderilir, yani müşteri ayıbın noksanlaştırdığı miktarı satıcıdan taleb eder.
Binayı kiralayan kiracı binaya zarar verise, hakimin emri ile icare akti fesh edilir.

Cuma, 20 Mart 2009 09:45 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Umuma zarar veren

eyp_kubbe.jpg26. MADDE:
Umuma zarar veren şeyi def için, hususi zarar  tercih edilir.
Bilgisiz doktor, fasık müfti , iflas etmiş tüccar ve sanaatkar gibilerinde umuma zarar vardır. Bunlar kendi hallerine meslekleri üzere bırakılsalar, pek çok kimseye zarar vereceklerinden mesleklerinden men edilirler.
Yangın önünde olan evlerin, yangını durdurmak için yıkıl-maları caizdir. Aynı şekilde yola doğru meyletmiş duvar veya bina, yoldan geçen lere zarar vermemesi için yıktırılır.
Tüccarın fahiş fiyat koymaları durumunda yetkililerin yiyecek maddelerinin ücretini sınırlandırması (narh koyması) caizdir, aksi halde umuma zarar olur.
Dumanı veya kokusu ile diğer esnafa zarar veren işletmelerin açılmasına mani olunur.

Pazar, 03 Ağustos 2008 06:56 tarihinde güncellendi

Sayfa 5 - 12

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.