.

.

Fıkıh Terimleri

E-posta Yazdır PDF

Fıkıh ilmi ve mevzuu -9

ilim-1-2.jpgİlm-i Musiki: Riyazı bir ilimdir. Onunla nağmelerin halleri, ikâları, bestelerin te'lifi ve âletlerin icâdı bilinir. Bu ilmin mevzuu ruhlara tesiri yönünden sesdir. Semeresi/neticesi, ruhları ferah-landırmak, değiştirmek, takviye etmek yahud hüzünlendirmektir.
Mekruh olan ilim müvelledinin gazel ve betâlet şiirleridir.

İZAH
Gazelden murad, kadın ve oğlanları vasfeden şiirlerdir. Betâlet de gazelin bir nevidir. Sevenle sevilenin, yahud sevenle onu suçlayanların birleşme, ayrılma, aşk ve sevda gibi hallerini tasvire şâmildir.

E-posta Yazdır PDF

Fıkıh ilmi ve mevzuu -8

vakf-2.jpgKehânet: Kâinattan geleceğe aid haber vermek ve esrarı bildiğini iddia etmektir. «Nihâyetü'l-Hadis» de beyan edildiğine göre, Araplarda Şık ve Satîh gibi kâhinler varmış. Bunlardan bazıları kendisinin bir tâbii/cini bulunduğunu ve ona haber getirdiğini söyler; bir takımları da olacak şeyleri bazı mukaddimelerle bildiğini, bu mukaddimelerle sual sorduğu kimsenin sözünden, halinden veya fiilinden onlara muvafık şekilde istidlâlde bulunduğunu iddia ederlermiş. Araplar buna Arrâf adını verirlermiş. Çalınan şeyi bildiğini iddia edenler bu kabildendir. «Her kim bir kâhine giderse...» hadisi arrâf ve müneccimlere şâmildir. Araplar ince bir ilimle meşgul olan herkese kâhin derler. Bazıları müneccim ve tabibe de kâhin derler.
Felsefede mantığa dahildir. Zira yukarıda da beyan ettiğimiz gibi mantık, felsefenin ikinci cüz'üdür.

Pazar, 27 Temmuz 2008 11:13 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Fıkıh ilmi ve mevzuu -7

medyum-33.jpgSihir: Bir ilimdir ki, ondan nefsâni bir meleke hasıl olur ve o meleke ile gizli birtakım sebeblere dayanan garip fiiller yapılabilir. Bîrîzâde'nin «el-İzâh» haşiyesinde, «Şumunnî, sihri öğrenmek ve öğretmek haramdır demiştir», ibaresi vardır.
Ben derim ki: Bu mutlak sözün iktizası sihrin müslümanlardan zararı defi için öğrenilmesinin bile haram olmasıdır.
Zağferânî şerhinde şöyle deniliyor: «Bize göre sihrin vücudu, tesavvuru ve eseri haktır.
«Zahiretü'n-Nâzır adlı eserde beyan edildiğine göre ehli harp olan kâfirin sihrini bozmak için sihir öğrenilmesi farz; karı ile kocayı birbirinden ayırmak için öğrenilmesi haram; aralarını yatıştırmak için öğrenilmesi mubahdır.» Tahtavî bu sözü «el-Muhit» den rivayet eden bir zattan naklettikten sonra «Muhit'te şu da vardır:
E-posta Yazdır PDF

Hakimin/kadının vasıfları

hukuk.jpg
Hak ile kaza farzların en kuvvetlisidir, ibadetlerin en fazilet-lisidir. Kazaya ehil olan, şehadete ehil olandır. Ehliyet şartı, şehadetin ehliyet şartlarıdır. Fasık, kaza’ya ehildir. Fasığı taklid (tayin) sahihtir. Fasığın şehadetini kabul etmek sahih olduğu gibi. Göreve tayin edilmemesi vacibtir.

Adil olan kadı fasık olsa, azledilmeyi hak eder. Zahir mezhebte azledilmiş olmaz. Ulemamız bu görüş üzeredir. Şayet kadılığı rüşvetle elde etse, kadı olmaz. Fasık, müftü olmaya uygundur. Denildi ki hayır uygun değildir.

Kâdı’nın öfkeli, katı, cebbar, inatçı olması uygun değildir.

E-posta Yazdır PDF

Sihir ilmi

ulucamii-2.jpgŞa'beze ki doğrusu Şâ'veze'dir - Kamus'ta beyan edildiği vecihle sihir gibi el çabukluğudur. Güneşi, aslı olmadık şekilde gösterir. Lâkin el-Misbah'da bu kelimenin Şâ'vere ve şâ'beze şekillerinde okunabileceği ve bedevî Arapların sözünden olma-dığı bildirilmiş, «Şa'beze bir oyundur ki, insan onunla sihir gibi hakikati olmayan şey! görür», denilmiştir.
İbn-i Hacer yollarda halkalar kurarak insanın başını kesip tekrar yerine koymak, topraktan para yapmak gibi garip şeyler gösteren kimselerin yaptıklarının sihir mânâsında olduğunu söylemiştir. Velev ki sihirbazlardan sayılmasınlar. Böyle şeyler ne onlara câizdir, ne de başkalarına onları seyretmek mubahtır.

Salı, 05 Ağustos 2008 14:38 tarihinde güncellendi

Sayfa 9 - 12

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.