Dinler arası diyalog`un amacı nedir?
Diyalog meselesinde sadece bizim itiraz ettiğimiz iddia eden kardeşlere, islam dünyasından mütefekkirlerin uaptığı araştırma ve düşüncelerini aktarıyoruz. Diyalogun hedefleri ve zararlarını merak ederseniz buyrun okuyun....
Dinler Arası Diyalog Vatikan"ın İslam"ı Sekülerleştirmek İçin Başvurduğu Bir Oyundur
*Mısırlı gazeteci-yazar / Muhammed Cemal Arafe*
Belki bazıları şu anki Vatikan Papası ve yardımcılarının ne yapmak istediklerini tam anlamıyor olabilirler. Papalık
koltuğuna oturduğu günden beri İslam"a saldırıp, onunla terör arasında
bağ kuran, Kuran"ı "akıl dışı" olarak niteleyip onunla şiddet arasında
bağ kuran Papa, 2006 Eylül ayında bir Alman Üniversitesinde yaptığı İslam"a yönelik hakaretlerle dolu ünlü konuşmasından dolayı özür dilemeyi hala reddetmektedir.
Şimdi bu adam İslam ile olan savaşında bir sıçrama daha yapmaktadır. Fakat bu sefer yumuşak ipek avuçlarını kullanarak! Vatikan Dış İlişkiler
sorumlusunun açıklamalarından öğrendiğimize göre, dinler arası diyalog
vesile edilerek İslam ve Müslümanlar sekülerleştirilmek, İslam"ın
devlet ile olan bağı koparılmak istenmektedir!
2007 Ekim
ayının ilk günlerinde, Vatikan"dan yapılan dinler arasında daha derin
bir diyalog sürecinin başlama ihtiyacına yönelik açıklamalar, bunun
Papa"nın İslam"a yönelik hakaretlerinden kapalı ve dolaylı bir özür
olduğu şeklinde algılamalara neden oldu. Bunun üzerine Müslüman
âlim ve aydınlardan 138 kişinin imzasıyla dünyadaki başta Vatikan
papalık makamı olmak üzere tüm Hıristiyan din önderlerine hitaben,
İslam ve Hıristiyanlık arasında karşılıklı anlayışın artırılmasına
yönelik açık bir mektup yayınlandı.
Muhtelif İslam
mezheplerinden âlimlerle beraber, bazı bakan ve üniversite hocalarının
da imzaladıkları bu açık mektupta şöyle denilmekteydi: "Dünya barışının
sağlanması, tek bir Allaha inanan ve Allah"ın diğer peygamberlere
gönderilen vahyinin aynısının, Müslümanların peygamberi Muhammed"e de indirdiğini kabul eden Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında daha iyi bir diyalog köprüsünün kurulmasına bağlıdır."
Geçen 29 Kasım"da yani sözkonusu diyalog davetinden bir buçuk ay sonra Vatikan Devleti Genel Sekreteri
buna cevap vererek, iki tarafın katılacağı daha büyük bir buluşmaya
hazırlık yapmak üzere bu metni imzalayan küçük bir grubu kendisiyle
görüşmek üzere Vatikan"a davet etti. Aralık ayında imzacı gruptan beş kişilik bir heyet, Vatikan"ı ziyaret ederek başkanlığını Fransız Kardinal Jean Louis Tauran"ın yaptığı Vatikan Dinler arası Diyalog Komisyonu ile sözünü ettikleri bu "tarihi" zirveye hazırlık amacıyla bir toplantı yaptılar.
Sonra Katolik Kilisesi bahar ayları içinde Roma"da
kilise temsilcileri ile Müslüman din adamlarının katılacakları bir
toplantı düzenleyeceğini açıkladı. İslam ve Hıristiyan din adamları
arasında diyalog köprüsü kurmayı amaçlayan bu buluşmanın "tarihi"
nitelikte olacağı bildirildi.
İSLAM"I SEKÜLERLEŞTİRME ÇABASI
Analizciler,
Vatikan"ın bu toplantılardan amacının, Papa"nın İslam ile şiddeti
özdeştiren meşhur konuşmasından sonra, İslam Dünyası ile gerilen
ilişkilerini düzeltmeye yönelik bir girişim olduğunu ifade
etmektedirler. Zaten Vatikan Dinler arası Diyalog Komisyonu başkanı Kardinal Tauran"ın, bu buluşmada gündeme getirilecek tartışma konularıyla ilgili açıklamaları da bunu doğrular niteliktedir. Zaten Kardinal"in
bizzat kendisi Vatikan"da İslam"a karşı tıpkı Papa gibi şahinler
cephesindendir. Vatikan"ın resmi internet sitelerinin ve İtalyan
gazetelerinin, Onun yapılması planlanan söz konusu diyalog toplantısı
ile ilgili düşünceleriyle ilgili açıklamalarını yayınlamasıyla,
Kilisenin bu toplantı ile neyi amaçladığı da açıklığa kavuşmuş oldu.
Örneğin Ocak 2008"de İtalyan "Romano"
gazetesine yaptığı açıklamada kongrenin çalışma programının üç ana
konuyu kapsadığını ifade etti: İnsanların bireysel kimliğe saygı,
diyalog çalışmalarının iki din müntesipleri arasında karşılıklı saygı
çerçevesi içinde yürütülmesi ve gençler arasında hoşgörü kültürünün
yayılması.
Daha sonra kilise siteleri toplantıda ele alınacak konulara şunların da eklendiğini duyurdular: Terör
sorunu, İslam dünyasında demokrasi sorunu (Görüldüğü üzere her durumda
terörle İslam arasında bir bağ kurma çabası var&) ve bazı İslam
ülkelerinde Hıristiyan azınlıklara ve Hıristiyan inancını (mürted)
benimseyen kimselere karşı uygulanan baskılar&
MESELENİN ÖZÜ
Asıl meseleye gelince; Kardinal Tauran"ın geçen Şubat ayının 22"sinde İtalyan "Zinit"
gazetesine verdiği beyanata göre bu kongreden asıl amaçlarının
Müslümanları, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması yani dinin
sekülerleştirilmesi ve onlar nasıl Batı ülkelerince mescitler inşa ediyorlarsa, bizim de ( başta Suudi Arabistan olmak üzere) onların ülkelerinde kilise inşa etme hakkımızın sağlanması düşüncesine ikna etmektir!
Daha önce İslam ve Kur"an"ı ağır bir şekilde eleştirip onu akıl dışı olmakla suçlanış olan bu bağnaz Kardinal Jean Louis Tauran 30 Kasım 2007 tarihinde İtalyan "Efniri"
gazetesine yaptığı açıklamada şöyle demişti: " Müslümanların artık
hiçbir kimseyi bir dinin gereklerini yerine getirmeye zorlamama veya
bundan mahrum bırakmama ve bir taraf için mübah olan şeyin karşı taraf
için de mübah olacağı ilkelerini keşfetmeleri gerekmektedir. Bu ilkeden hareketle nasıl ki Müslümanların Roma"da büyük ve güzel bir Camileri var ise, Hıristiyanların da Riyad"da
böyle bir kiliseye sahip olmaları normal ve hatta zaruri sayılmalıdır!"
Kardinal açıklamalarına şöyle devam etmektedir: "Kuran"ı Allah"ın
birebir kelamı olduğuna inanmaları ve bunu tartışmaya açmaktan
kaçınmaları nedeniyle Müslümanlarla gerçek anlamda bir diyalog mümkün
değildir!
İSLAM DÜNYASINDA KİLİSELER
Kardinal Tauran bu görüşünü günlük Fransız Katolik gazetesi "La Karva" ya yaptığı açıklamalarda da gündeme getirmiştir: Açıklamalarında öncelikle sanki bunu en çok isteyen taraf Kilise
değilmişçesine bazı Müslümanların diyalog çağrılarından olumlu bir
gelişme olarak övgüyle bahsettikten sonra sözlerini şöyle sürdürmüştür:
" 138 Müslüman din adamının çağrısı ile yapılacak bu diyalog
toplantısında, İslam Dünyasında kilise yapımına yönelik kısıtlamaların da gündeme getirilmesi gerekir Ancak Müslümanların Kuran"ı
harfi harfine Allah tarafından yazdırıldığına dair dogmaları nedeniyle
onlarla dinin yapısı üzerine derin bir diyalog yürütmek imkânsız
gibidir. Şu gerçeği de göz ardı edemeyiz. Müslümanlar bizim
ülkelerimizde diledikleri gibi camii ve mescitler inşa ederken, birçok
İslam ülkesinde kilise yapımının önüne türlü engeller çıkarılmakta veya
yasaklar getirilmektedir!"
Bu konuda yazdığı makaleler ile Vatikan"ın kötü niyetini açığa çıkaran Aynu"ş Şems Üniversitesi Fransız Uygarlığı hocası Dr. Zeyneb Abdulaziz şöyle demektedir: "Söz konusu diyaloga başkanlık edecek olan Kardinal Touran,
mescide karşı kilise yaklaşımının Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler ile
yapılacak diplomatik görüşmeler ve bu ülkelerdeki Vatikan
büyükelçiliklerinin çabalarıyla etkin bir şekilde gerçekleşebileceğine
işaret etmektedir. Müslümanlarla diyalog ile PapalığınKatolik Kilisesinin
aydınlanma çağının baskıları ile sonuna kadar yürümek zorunda kaldığı
yola İslam"ı da çekmektir. Bir diğer amaç da, Papa"nın "Allah ve insan
sevgisi" olarak sloganlaştırılan sözünün, bireylerin inanç
özgürlüklerini tam olarak sağlayan bir prensip olarak herkesçe kabulünü
sağlamaktır. Bunun için Kur"an"ın Allah tarafından indirilmiş bir vahiy
olduğu hakikatinin tartışılmaya açarak, Hıristiyanlaştırma çabalarının önündeki en büyük engeli aşmak istiyorlar. gerçekleştirilmek istediği asıl büyük maksat,
İslam"a,
aynen Hıristiyanlığın aydınlanma çağından itibaren değişim ve gelişime
tabi kılınması gibi, geliştirilmeye muhtaç bir din nazarıyla
bakmaktalar. İslam"ın onların arzuladıkları gibi bir değişim ve gelişim
işlemine tabi tutmanın yolu da Müslümanların Kur`an
tasavvurlarının bozulmasıyla mümkündür. Onun için çabalarını Kur`an"ın
harfi harfine ilahi vahiy olup olmadığı noktasına odaklanmışlardır.
Kendi anlayışlarına göre Müslümanları ehilleştirmek için, onların
Kur`an"a bakışlarını değiştirmemeye, bireysel din özgürlüğü sloganı ile
İslam"dan irtidat etmeyi (din değiştirmeyi) hoşgörü ile karşılamaya ve
kilisenin yaptığı gibi din ile devlet işlerini birbirinden ayırmaya
ikna etmek istiyorlar.
Bir başka deyimle maksat, Kur`an ayetlerinin değiştirilip, beşeri arzulara ram edilmelidir&
Onlara göre Müslümanların laikliğin doğru tanımını tüm yeryüzünü Hıristiyanlaştırmaya
çalışan Vatikan"dan öğrenmesi, misyonerlik faaliyetlerine engel
çıkarmaması, dinden dönmeleri meşru karşılaması ve açıkça Riyad"dan
başlamak üzere Kutsal topraklarda (Suudi Arabistan) kilise yapımına izin verilmesi gerekir!"
EZHER"İN DİYALOĞU
Bu gelişmeler yaşanırken, adı geçen bu Kardinal "Jean Louis Tauran"
başkanlığındaki bir Vatikan heyeti ile Ezher"in Dinler arası Diyalog
Komisyonu arasında geçen Şubat ayının 25 ve 26. günleri içinde ansızın
bir diyalog toplantısı düzenlendi& Oysaki el-Ezher, 2006 yılında
şimdiki Papa"nın İslam"a yönelik saldırılarından sonra Vatikan ile
yürüttüğü dinler arası diyalog çalışmalarını dondurduğunu açıklamıştı.
Aynı şekilde Ezher"in altı kişilik dinler arası diyalog komisyonunun
başkanı el-Ezher Şeyhi vekili Şeyh Ömer el-Deyb,
her yıl Şubat ayında yapılan el-Ezher ve Vatikan arasında yapılan
dinler arası diyalog toplantılarının Papa"nın açıkça özür dilemesine
kadar iptal edildiğini açıklamıştı.
Tüm bu durdurma ve iptal açıklamalarına rağmen ne olduysa aniden, alelacele bir toplantı tertip edildi. El Ezher Şeyhi Dr. Muhammed Seyyid el-Tantavî yaptığı açıklamada " Vatikan Papasının İslam
ve Hz. Peygamber (sav) hakkındaki bilgisizlikten kaynaklanan hatalı
yorumları dinler arasındaki diyalogu durdurmayacaktır" diyerek diyalog
çalışmalarının 2008 de tekrar başlamasını kabul ettiğini açıkladı!
Vatikan ve el-Ezher"in Diyalog Komisyonları
açıkladıkları ortak toplantı sonuç bildirisinde; her iki tarafın da Hz.
Peygamber"e hakaret içeren karikatürlerin çeşitli Batı ülkelerinin
basın organlarında tekrar yayınlanmasını, İslam ve yüce peygamberine
yönelik saldırıları ve genel olarak tüm dinlere karşı yapılan
saldırıları kınamakla birlikte, sanki mesele kapanmış gibi Papa"nın
İslam karşıtı çirkin sözlerinden özür anlamına gelebilecek hiçbir
ifadeye yer verilmemiştir.
Bildiri de ayrıca tüm dinlere,
inançlara, dini sembollere, kutsal kitaplara ve insanın mukaddes
saydığı değerlere saygı çağrısı yinelenmiş, toplumların her kademesinde
kutsal değerlere saygı kültürünün yerleştirilip güçlendirilmesi için
din önderleri, aydınlar ve eğitimcilere büyük sorumluluklar düştüğü
vurgulanmıştır.
Ezher ve Vatikan yaptıkları bu ortak
bildirilerinde; "dünyadaki bütün yazılı, sözlü ve görsel medya
organlarının sorumlularını, düşünce özgürlüğünün, dinlere ve dini
değerlere hakaret vasıtası olarak kullanılmaması konusunda özen
göstermeye davet ettiler."
Açıklamanın devamında "tüm
medya organları aşırılıkların önlenmesi ve dini inancına bakılmaksızın
insanlar arasında karşılıklı saygı anlayışını artırılması için olumlu
rol oynamaya" davet edildi.
Diyalog grubunun üyeleri
toplantı boyunca aralarında geçen tartışmalardan memnuniyetlerini ifade
ederek, bunun iki taraf arasındaki diyalogun sürdürülmesini yararlı
olacağını gösterdiğini iade ettiler. Açıklamanın sonuç kısmında özetle
"tüm dinler ırk, renk, din ve inanç ayrımı yapmaksızın insan haysiyet
ve onuruna saygı duyar; insanın canı, malı ve ırzına saldırıyı
reddeder" denilmektedir. Bu bildiri her iki taraftan da toplantıya
iştirak etmiş olan Diyalog Komisyonunun tüm üyeleri tarafından imza edilmiştir.
GİZLİ CELSELER
Bunlara rağmen birçok Müslüman âlim ve araştırmacı Vatikan"ın Müslümanlarla diyalogunda samimi ve ciddi olmadığı ve Katolik
kilisesinin İslam"a karşı düşmanca tutum takınmasını gerekçe göstererek
bu diyalog toplantılarını eleştirmektedirler. Müslüman âlimler bu
konuda el-Ezher"in tertiplemiş olduğu son diyalog görüşmelerinin
oturumlarının, benzer toplantıların aksine basından uzak tutularak ve
adeta gizlice yürütüldüğüne dikkat çekmektedirler. Bu görüşmeleri
yürüten Vatikan heyetinin başındaki şahıs olan Kardinal Touran"ın
daha önce basına verdiği demeçlerde İslam"ı ve Kuran"ı tenkit ettiğini
ve Kur"an"ı " akıldışı kitap" olarak nitelendirdiğini de unutmamak
lazım.
Yukarıda geçen sonuç bildirisinin uzaktan yakından
hiçbir şekilde Papa"nın hakaretlerine ve özür dilemesi konusuna
değinilmemiş olması dikkatlerden kaçmamaktadır. Sanki diyalog
görüşmeleri iki yıl boyunca sebepsiz kesilmiş gibi! Tabi ki aslında
Vatikan - el Ezher Dinlerarası Diyalog Komisyonlarının
tekrar toplanması, Papa"nın açıklamalarıyla sarsılan ilişkileri onarmak
adına ve en başta bahsettiğimiz genel büyük diyalog konferansına
hazırlık için Kilisenin bir amacı idi. Böylece en azından yapılması
planlanan konferansın elEzher"in onayı ve kutsamasından geçtiği
izlenimi de verilmiş olacaktır!
Dr. Zeyneb Abdulaziz"in " Ey Müslümanlar Uyanın!"
adlı makalesinde ifade ettiği üzere burada şöyle bir plan
işletilmektedir: "Vatikan"ın amacı tıpkı kendilerinin bir zamanlar
aydınlanma döneminin baskıları ile Konsil kararları yoluyla Hıristiyanlığın yapısında yaptıkları bir takım reformların aynısının, Müslümanların İslam"a uygulamasını sağlamaktır. Böylece İslam
dinini bir reform sürecinden geçirmeye çalışmaktır. Bu fikri, diyalog
yoluyla Müslümanlara aşılamayı ümit ediyorlar. Böylece reformdan geçmiş
İslam, çağın şartları ile daha uyumlu olacaktır!"
138
Müslüman şahsiyeti çağrısı ile yakında gerçekleşecek olan diyalogda
Vatikan"ın Müslümanlardan beklentisi: " İslam"ı, kendi elleriyle
bozmaları, Kur"an"da ki Mesih"in
tanrılaştırılmasını ve Allah"a şirk koşulmasını yasaklayan ayetleri
unutmaları, "terörün" kaynağının değiştirilmiş İslam olduğunu itiraf
etmeleri ve Vatikan temsilcileri ile Amerikan yönetiminin daima İslam"a mal ettikleri "terör"ü
kınamalarıdır."
ALDATICI VE FAYDASIZ
Burada başka bir meseleye işaret etmek isteriz. Daha önce iki taraf arasındaki diyalogun dondurulması kararını destekleyen el-Ezher Diyalog Komisyonun
bazı üyeleri, geçmişte yapılan bu tür toplantılardan hiçbir olumlu
netice alınamadığını, bu toplantıların yarasız ve hatta çoğu zaman
zararlı ve aldatıcı olduğunu söylemişlerdir. Bu görüşmeler Kilise
açısından bazen misyoner teşkilatlarının önlerini açacak kazanımlara
dönüştürülmüştür. Yine bu üyelerin açıkladıklarına göre, diyalogun yolu
ve yöntemi konusunda da bir boşluk yaşanmaktaydı. Bu toplantılar çoğu
kez bir hazırlık yapılmadan, bir amaç belirlenmeden düzenlenmekteydi.
Aynı şekilde toplantılara çoğunlukla o alanda uzmanlığı bulunmayan
Ezher görevlileri iştirak etmekte ve toplantılar bir protokol havası
içinde geçmekteydi.
Bu konuda İslam düşünürü Muhammed Ammara şöyle demektedir: Bu toplantılara katılanların çoğu kesinlikle el-Ezher âlimi değildi. Hatta çoğu dinleri mukayese bilgisinden yoksun kimselerdi. Heyete
başkanı kişilerin karşı tarafın dini ve düşünceleri hakkında yeterli
bir dirayeti yoktu. Bu nedenle bu toplantıların sonucu bizim lehimize
değildi. Hatta birçok kez toplantılar misyonerlerin önünü açıcı şekilde
gelişmiştir. Asıl tehlikeli olan ise, bu Komisyonun çalışmaları ve
aldığı kararlar 1961 tarihli el-Ezher kanunu gereğince İslami Araştırmalar Kuruluna arz edilmesi gerekiyorken, bunun yapılmıyor olmasıdır. Kanun
gereğince el-Ezher"in tüm faaliyetleri, muhtelif alanlarda uzmanlaşmış
âlimlerden müteşekkil bu üst kurulun denetimine tabidir."
Bu
diyalog toplantılarına katılan bazı el-Ezher âlimleri organizasyon
bozukluğundan, iyi hazırlık yapılmamasından ve el-Ezher"i temsilen
uygun kimselerin seçilmemiş olmasından yakınmışlardır. Oysa karşı taraf
toplantılara gayet hazırlıklı bir şekilde ve alanında uzaman
temsilcilerle katılmaktadırlar. Bu da toplantıların önemini azaltmakta
ve amaçlandığı gibi dinler arasındaki yakınlaşmaya katkı
sağlamamaktadır.
Bu konuda, ilk İslam- Hıristiyan diyalog toplantılarına katılanlardan biri olan Mısır Evkaf Bakanı müsteşarı Dr. Seyyid el-Şahid
şöyle demektedir: el-Ezher"in bu tür toplantılarda kurumunu temsil
edecek kimselerin seçiminde daha dikkatli olması gerekir. El-Ezher"i
temsil edecek bu kimseler yüksek bir kültür düzeyine sahip olmalı, Batı
kültür ve medeniyetini iyi tanımalı ama ona hayran olmamalıdır.
Eğitimlerini Batı da tamamlamış kimselerin çoğu buraya Batı kültürünün
meftunu olarak dönmektedirler.
El Ezher"in dinler arası diyalog komisyonu üyelerinden Şeyh Abdulhalık Nasir
de şöyle demektedir: Bu toplantılara katılan Müslüman temsilciler
toplantıda ne gibi konuların konuşulacağı önceden bilmeden iştirak
etmektedirler. Dolayısıyla yeterince hazırlanmaları mümkün
olmamaktadır. Bizler kimlerle neleri tartışacağımızı bilmiyorduk, bu
nedenle belli bir konu üzerinde çalışmamız da mümkün olmuyordu, çoğu
kere toplantılardan ancak bir en fazla iki gün önce tartışma konulardan
haberdar oluyorduk. Dolayısıyla bunlara hazırlanma ve araştırma yapma
imkânımız olmuyordu, bu da bizi diğer tarafın karşısında zayıf
bırakıyordu.
Ne gariptir ki el-Ezher ile Vatikan
arasındaki diyalog anlaşmasında inanç konusu diyalog dışı
bırakılmıştır. Anlaşmaya göre iki taraf arasındaki diyalog
görüşmelerinde "inanç" konusuna girilmeksizin ortak değerler ve
bunların yaygınlaştırılması için ortak eylem meselesi üzerinde
durulacaktır. Oysa daha önceden bu toplantılara katılanların
bildirdiklerine göre Vatikan temsilcileri diyalogu vesile edinerek
örtülü biçimde de olsa sürekli olarak inanç konularına girmekte ve bazı
düşüncelerini Müslümanlara kabul ettirebilmek için yoğun çabalar
harcamaktaydılar.
Bazı alimler ise şu hususa dikkat çekmektedirler. Vatikan, Yahudileri Hz. İsa"nın
katlinden tebrie eden bir vesika yayınlamasına rağmen ( bu vesikaya
rağmen Hıristiyanların çoğu Yahudileri suçlu görmektedir), Müslümanlara
karşı giriştikleri kanlı haçlı saldırılarından özür beyan eden bir
vesika yayınlamamakta ısrar etmektedir. Ezher"in bu konudaki mükerrer
taleplerine ne ılımlılığı ile tanınan bir önceki Papa 2. Jean Polis ne de İslam karşıtlığı ile tanınan yeni Papa 16. Benedikt döneminde olumlu bir cevap vermiş değillerdir!.
Son
olarak Vatikan da ki büyük diyalog toplantısına katılacak olan Müslüman
âlim ve aydınlara sesleniyoruz: Vatikan"ın din ve devleti birbirinden
ayırma ve İslam"ı sekülerleştirme oyununa gelmeyin.
Son sorumuzu ise siyasilere yönetmek istiyoruz: Amerika"nın, Müslümanları ve İslam"ı sekülerleştirerek adına "Ilımlı İslam"
dediği kendi icadı bir İslam yaratma projesi ile, Kilise"nin bu yöndeki
çabalarının paralel bir seyir göstermesi hususunda ne dersiniz?!
Timeturk