.

.

Diyaloğa

E-posta Yazdır PDF

Diyalogçuların Foyası....

kardeslik.jpg       Gerçek diyaloga davet
 

 

Muhammed Özkılınç

“Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır.” (Ali İmran 3/19) “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Ali İmran 3/85)

Sinsi haçlı ve Siyonistlerin icadı, Kur'an ve sünnetin ruhuna aykırı olan meş’um diyalog’u eleştirdiğimiz zaman, nice iyi niyetli insanlar; “diyalog kurmadan insanları nasıl İslam’a davet edeceğiz” diye savunma yapıyorlar. Bu iyi niyetli insanlar diyalogun gayesinin İslam’a davet olduğunu zannediyorlar. Halbuki diyalogcuların kendileri çok farklı söylüyorlar. Keşke diyalog’un gayesi bu saf insanların zannettikleri gibi İslam’a davet olsa…
İşte diyalog’cuların önde gelenlerinden Prof. dr. Davut Aydüz “dünden bugüne dinler arası diyalog” isimli kitabında şöyle diyor: “Diyalog son derece ahlakî bir faaliyettir, çünkü işin içine yalan girerse sahtekarlıktır, işin içine kandırmaca girerse son derece çirkindir. “hele bunları anlatayım da benim dinime gelsin” demek de haksızlıktır ve doğru değildir. O insan kendi dinini terk etmek için burada değil….” (age s.22)
İnsan şunu sormadan edemiyor; “sizin diyalog içinde olduğunuz haçlı ve Siyonistlerin bunca mezâlimi ve Resûlullah (sav) a onca hakaretleri de ahlakî mi?
“Diyaloga katılan diğer din mensupları acaba İslamiyet’in hak din olduğunu ne kadar kabul ediyorlar diye bir soru da sorulmamalı. Çünkü diyalog toplantılarında bu tip şeyler konuşulmaz. O din o din olarak kabul edilir, bu din de bu din olarak kabul edilir….” (age s.23)
“Evet diyalog; kendi inandığı dini uygularken öbür dini olduğu gibi değerlendirmek şeklinde olmalıdır. (age. s. 23)
Diyalog’un gayesi, ne başkasını kendi dinine ihtida ettirmek, ne de karşı tarafı dininden şüpheye düşürmektir….” (age. s.28)
Hayreddin Karaman da bu konuda Kur'an-ı kerim’in ruhuna, Resûlullahne (sav) ın sünnetine, binlerce ayet ve hadisin sarih ifadelerine ve Resûlullah (sav) ve tüm peygamberlerin gönderiliş gayelerine tamamen ters olan şu ifadeleri kullanıyor. Ne cür’et, ne cesaret!!!......
"Bütün insanların Müslüman olmaları' dinin, Kur'ân'ın hedefi değildir." (Polemik Değil Diyalog, s. 41);
"Müslümanların çoğu 'Peygamberin, bütün din sâliklerini İslâm'a çağırdığına' inanırlar" (age. s. 35);
"Peygamberimiz 'Yahudiler mutlaka Müslüman olsun!' demiyor, 'Hıristiyaanlar mutlaka Müslüman olsun!' demiyor." (age. s. 35);
"Diyaloğun hedefi, tek bir dine varmak, dinleri teke indirgemek olmamalı" (age. s. 36);
"Kur'ân-ı Kerîm'de Ehl-i Kitab'la ilgili devamlı vurgulanan şey; Allah'a iman, âhirete iman ve amel-i salihdir. Kur'ân birçok âyette bunu söylüyor; yani 'Peygambere iman edin' demiyor." (age. s. 37);
Hayreddin karaman korkarım ki, burada bilerek çarpıtama yapıyor. Dört mezhebin fıkıh kitaplarına baktığımız zaman diğer kavimlere cihad ilanı öncesinde yapılacaklar şöyle sıralanır;
   1. islama davet etmek. Bu durumda kendileriyle savaşmak haramdır.
   2. müşrik Araplar dışındaki ehli kitap veya o hükümde olan diğer gayri Müslim olanlar İslamı kabul etmedikleri taktirde cizye vererek İslam devletinin vatandaşı olarak yaşayabilirler ve bunlarla da savaşılmaz.
   3. Müslüman olmayı ve cizye vermeyi kabul etmeyen gayri Müslimlerle savaş farzı kifayedir. Ancak onlar herhangi bir İslam ülkesine saldırırlarsa farzı ayn olur. Bu farziyet önce oraya en yakın olan Müslümanlardan başlayarak dalga dalga genişler. Yakın olanlar düşmanın mağlubiyetine güç yetiremiyor veya görevlerini yapmıyorlarsa, farziyet sonraki dairelere doğru genişler.

Öyle zannediyorum ki Hayreddin Karaman cizye vererek İslam devleti içinde yaşama hakkını, İslam’a davet etmeme olarak algılıyor.eğer bunu, Müslüman olmaya zorlamama olarak ifade etse kabul edilebilir, ancak yukarda görüldüğü gibi net bir mugalata yapılmaktadır.

BAZI AYET VE HADİSLER

“Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe’ 34/28)
“(Allah, o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Cuma 62/3)
“Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür.” (Sâd 38/87)
“Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Bakara 2/193)
“Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Enfal 8/39)
Resûlullah (sav) şöyle buyurur: "Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şâhidlik edinceye, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı verinceye kadar, insanlarla savaşmakla emr olundum. Bunu yaptıkları zaman kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. İslam'ın hakkı ile olması müstesna. Hesaplarını görmek ise Yüce Allah'a aittir. (Buharî, iman 17 Müslim, iman 32)
Bu da Resûlullah (sav) ın tarihi mektuplarından biri:
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Allah'ın kulu ve Peygamberi Muhammed (as)'dan Rumların büyüğü Herakl'e:
"Hidayete uyup doğru yola gidene selam olsun. Sizi islam'a davet ediyorum. Müslüman olunuz, selamet bulursunuz. Allah ecrinizi iki kat verir. Bundan yüz çevirirseniz dalalette kalan bütün halkın vebali size yüklenir. Ey Ehl-i Kitap! Geliniz, sizinle aramızda ölçü olan kelime üzerinde birleşelim ki, Allah'tan gayrisine kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, birbirimizi Allah'tan gayri Rab edinmeyelim. Şayet bundan yüz çevirecek olurlarsa de ki, hepiniz şahit olun, biz işte Müslümanız."
(Al-i İmran, 3/64).
   Sonuç olarak; eğer diyalogcular samimiyseler bu ayet ve hadislerin gereğini yaparak diyalog’un gayesinin, ehli kitap da dahil tüm insanları hidayete çağırmak olduğunu ifade etsinler. Sonrasında İslam aleminde sürgit devam eden katliam, işgal ve sömürüye karşı ortak bir tavır sergilesinler ki, işin bir aldatmaca ve iki yüzlülükten ibaret olmadığını bilelim. Böyle yapıldığı taktirde diyalog tüm İslam aleminin desteğini alacaktır. Aksi halde imanın şartını altı olarak kabul eden tüm mü'min’ler bu tuzaktan beridirler.
Diyalogcuların iman şartlarıyla ilgili kafa karıştırma girişimleri de ayrı bir yazı konusu olsun.

Çarşamba, 18 Şubat 2009 08:27 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Rum'un kini bitmez, diyalog biter mi?

kbrss.jpgTiyatro oyuncusu Atilla Olgaç’ın 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında 10 Kıbrıslı Rum’u öldürdüğünü söylemesi ve ardından bu açıklamasının "senaryo" olduğunu itiraf etmesi tartışılırken, Oxford Üniversitesi eski tarih profesörü Rum Ronaldos Kaçaunis, Rum Haravgi gazetesine, 12 yaşındayken Magosa’da yaşadığı ve Rumların 32 Türk’ü öldürdüğü katliamı anlattı.

Kaçaunis şu ifadeleri kullandı: "Üç Yunan subayın aracına yapılan saldırının intikamını almak isteyen bir grup, Rum bölgesindeki bankalar ve dükkanlardan Türkleri topladı. Onları kapalı araçlara doldurup kent dışında bir köyde ateşli silahlarla öldürdüler ve toplu mezara gömdüler. Bu olayın çok sayıda şahidi vardı. Ama herşeyi bilen Magosa polisi sustu. O günkü şartlar altında olay bırakıldı. Mezarlar bulunamadı, suçluların kimlikleri belirlenmedi, yargılanmadılar. Bu katliam tartışılmadı bile."

KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARACAKLAR

Öte yandan Rumlar, Olgaç için uluslararası tutuklama emri çıkarılması için harekete geçti. Rum Yönetimi’nin, Olgaç’ın açıklamalarında suç unsuru bulunursa, Rum Başsavcılığı’nın isteği doğrultusunda kırmızı bülten çıkaracağı bildirildi. Rum Başsavcı Petros Kliridis de Atilla Olgaç’ın açıklamasınının Türk makamları tarafından incelenmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı, Rıza Türmen, Rumların başvurması halinde AİHM’nin davayı kabul edebileceğini söyledi.
Salı, 27 Ocak 2009 19:48 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Küfür Tek Millettir

yahuhrs.jpgTürk öğrenciye İsrail yüzünden ceza


“Türk askeri gidecek Filistinlileri kurtaracak” dedi, ırkçılıkla suçlandı.


Walthamstow Kelmscott Secondars School öğrencisi Barış Can Kuş, fen dersinde öğrenci arkadaşlarıyla İsrail’in Gazze’ye saldırılarını tartışırken, “Türk askeri gidecek Filistinliler’i kurtaracak” deyince Yahudi asıllı öğretmeni tarafından “Irkçılık” yapmakla suçlandı ve 2 gün derslere sokulmadı.

Ders sırasında Cezayir asıllı öğrenci arkadaşının, “Türkiye Gazze’ye asker gönderecekmiş” sözleri üzerine, Barış’ın “Evet, Türk askeri gidecek, Filistinlileri kurtaracak” diyerek tartışmaya katılması başına iş açtı.
Konuşmaları duyan ve kendisinin de Yahudi asıllı olduğunu söyleyen fen öğretmeni Jacob “The word you said offended me” (sözlerinle beni rencide ettin) diyerek, Barış’ı sınıftan attı ve okul yönetimine “ırkçılık yaptı” suçlaması ile şikayet etti.

Okul yönetiminin yazılı olarak savunmasını istediği Barış Can Kuş, olayı olduğu gibi yazdığını söyledi. Disiplinden sorumlu kadın öğretmen Dultan’ın “sen çok terbiyesiz bir çocuksun, seni bu okuldan attıracağım, benim dersime de almayacağım” diyerek azarladığını belirten Barış, okul müdürü Parvez’in de kendisine, “senin bu yaptığın ırkçılık, aynı şeyi sana bir başkası yapsa beğenir misin” dediğini ve disiplin odasında izole edildiğini kaydetti.

 Akşama kadar disiplin odasında bekletildiğini ve okuldaki Türkçe bilen öğretmenin annesini arayarak durumu aktardığını anlatan Barış Can; “Ben kötü bir şey söylememiştim. Arkadaşlarımın konuşmalarına katıldım ve Türk askerinin Filistinlileri kurtaracağını söyledim” diyerek kendini savundu. Daha sonra Fen dersi öğretmeninden özür dilediğini hatırlatan Barış Can Kuş; “Her gün televizyonlarda ölen Filistinli çocukları görüyordum. Dünya seyirci kalıyor, kimse İsrail’in saldırılarını durduramıyor. Düşüncelerimi ifade ettim. Yanlış bir şey söylemişsem öğretmenlerim beni uyarabilirdi. Duygularımı ifade etmem okuldan atılmakla mı cezalandırılmalı” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

İkinci gün okula gittiğinde de zilin çalmasını beklerken, disiplinden sorumlu öğretmen Dultan’ın yanına gelerek; “Sen hala burada mısın, okuldan atmadılar mı? Seni bu okuldan attıracağım” diye azarladığını anlatan Barış Can; “Yemeği bile diğer arkadaşlarımdan ayrı izole edilmiş masada yedim. Okul müdürü aileme mektup yazarak, benim ırkçılık yaptığımı ileri sürdü. Oysa ben her insanın yapması gerekeni yaptım” şeklinde konuştu.

“OKUL EĞİTİM YERİ”
Olayın Türkçe bilen öğretmen tarafından kendilerine telefonla bildirildiğini, ardından da okul müdüründen aldıkları mektupla haberdar olduklarını belirten Barış’ın babası Rahmi Kuş; “Barış henüz 14 yaşında çocuk. Her gün İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamları televizyonlardan izliyor ve üzülüyordu. Çocuk hassasiyeti ile okulda konuyu tartışmışsa ve eğer yanlış sözler söylemişse öğretmenler doğrusunu anlatması lazım. Okul eğitim yeri, çocuklarımızı eğitilmek üzere gönderiyoruz. Çocuklar duyarlılık gösterince ‘okuldan atılmakla’ tehdit edilecekse, eğitim kurumlarının amacı tartışılır hale gelir” diyerek tepki gösterdi.
E-posta Yazdır PDF

HIRİSTİYAN ERMENİ EL ELE

yahuhrs.jpgVatikan: Ermeni soykırımı bir gerçek


Vatikan, Ermeni soykırımı iddialarının gerçek olduğunu açıklamasında bulundu. Kardinal Walter Kasper: "Ermeni soykırımı bir vakıadır."

Papalık Hristiyanlararası Birlik Kurulu Başkanı Kardinal Walter Kasper, Roma Katolik Kilisesi'nin lideri Papa 16. Benediktus'un bugün Ermeni din adamlarını kabulünden önce Vatikan Radyosuna verdiği demeçte, "Ermeni soykırımı bir vakıadır. Vatikan'ın bu konudaki tavrı, (Papa) 2. Jean Paul'ün Ermenistan ziyareti sırasında açıklanmıştır. Papa, oradaki soykırım anıtını ziyaret etmiş, Türklerin hoşuna gitmese de soykırım kelimesini kullanmıştır" görüşünü dile getirdi.

"Soykırımın iddia değil bir gerçek olduğunu" ileri süren Kasper, "Bu bir terim meselesi değildir. Pek çok kurbanın bulunduğu tarihi bir vakadır ve bu hatıranın iyileştirilmesi gerekmektedir. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin iyileştirilmesi için Vatikan ne yapabilir bilemem. Ama bu Ortadoğu barışı için de önemli bir hadise. Katolik Kilisesi her şeyden önce mağdurlardan yanadır. Bu bizim davranışlarımızı belirleme konusundaki en önemli ilkedir" diye konuştu.

Kasper, Lübnan'da yaşayan Ermenilerin dini lideri 1. Aram başkanlığındaki heyetin Vatikan'a yapacağı ziyaretin, Roma Katolik Kilisesi'nin diğer Hristiyan gruplarla ilişkileri açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.
Salı, 25 Kasım 2008 08:47 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Diyalogcular Vatikan'da !!!

diyalogcu.jpgDiyalogcular Vatikan'da - Kim Adına???

Papa'nın İslam'a hakaret eden sözlerinden dolayı özür dilememesine rağmen, bazı Müslüman din alimleri Vatikan'da Katolik din alimleriyle bir araya geliyor.
 

İtalya’nın başkenti Roma’da Vatikan ve Müslüman din liderlerinin bir araya geleceği ‘Dinler Arası Diyalog Toplantısı’ bu hafta başlıyor. Papa 16. Benedict’in Almanya’yı ziyareti sırasında ‘İslam’ın terör dini olduğuna’ dair sözlerinden sonra, harekete geçen bazı Müslüman din alimlerinin diyalog kurma önerileri daha önce Vatikan tarafından kabul edilmişti.

GöRüŞME öNERİSİ MüSLüMANLARDAN GELDİ
Papa Benedict’in dile getirdiği sözlerden dolayı özür dilememesine rağmen, Müslüman bazı din alimlerinin diyalog çağrısı yaparak Vatikan ile görüşme isteği, ‘Papa’nın İslam’a hakaret sözlerini’ onayladığı yorumlarına neden oluyor.

Toplantıya, İtalyan İslam Toplumu’ndan yetkililerin yanı sıra Vatikan’dan da beş yetkilinin ortak çalışmaya katılacakları belirtildi.

PAPA, öZüR DİLEMEDİ
Papa 16. Benedict, 2006 yılında Almanya’nın Regensburg kentinde yaptığı bir konuşmada İslam’ın ‘terörü teşvik eden kötülük dini’ olduğunu söylemişti. Bu sözleriyle başlayan protestolardan sonra Papa, özür dilemek yerine sözlerinden dolayı üzüntülü olduğunu belirtmişti.

Cuma, 31 Ekim 2008 14:33 tarihinde güncellendi

Sayfa 16 - 20

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.