.

.

Diyaloğa

E-posta Yazdır PDF

Genç Adam sitesine cevap

diyalogcu.jpgYazar Dr. Emin Şimşek

Soru : Fethullah Gülen Hocaefendinin, Amerika'da Musevi Cemaati ADL (Anti Defamation League) Lideri ile görüşmesi doğrumudur?

 

Bir İslami Cemaat Liderinin, yahudi veya hristiyan bir cemaat lideri ile görüşmesinde Kur'an ve Sünnet perspektifinde bir sakınca yoktur. Hele niyet İslamı Kalblere sevdirmek ise, o zaman bu görüşmeler Allah katında müsbet yönde değer kesbeder, çünkü yapılan temsil noktasında tebliğdir, buda Kur'anın emridir:


'Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur.'(Maide,67)

 
Efendimiz (SAV) , Taif dönüşü Mekke'ye alınmaz! Çünkü, Mekke'ye yeni bir Din ile gelmiş ve putperest bir halka putları bırakmasını istemektedir. Hazır Mekke dıþına çıkmışken, içeriye alınmaması kararlaştırılmıştır. Efendimiz (SAV) bunu beklememiş ve özvatanı olan Mekke'ye girmek istemiştir. Neticede, kendisine kefil olacak birini getirirse, Mekke'ye girebileceği söylenir. Efendimiz(SAV) , Mekke eşrafından müşrik olan Mut'im bin Adiyy  denen kişiye kendisine kefil olabileceğini söyler. Mut'im e sorulur ve oda kabul eder. Yani bir müşrik yerine göre Efendimiz(SAV) 'e kefil olmuştur, Ebu Talib amcası mümin değilken,vefat ettiğinde müşrikler cesaret toplayıp daha çok zulüm yapmaya başladıklarında Efendimiz (SAV) şöyle demiştir: 'Amcacığım, yokluğun ne çabuk belli oldu? Ama, Onu (SAV) koruyan bir mümin değildi !

 
Hocaefendininde bu tarz görüşmelerini, İslamın doğru tanıtılması ve seviyeli temsil edilmesi adına yapıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bundan ise bırakın bir mahzurun olması, bizzat Efendimiz (SAV) in hayatında var olan şeylerdir.  

<<Site: Genç adam-Diyalog felsefesi>>

 

YORUM: Yukarki açıklamalar ve sitenin ismini görüyorsunuz. Biz de bu hususta, islamdan öğrendiğimize göre bildiklerimizi söylemek durumundayız.

Evvela islamı sevdirmek niyetinizi ele alalım: Sizin sevdirmeye çalıştığınız gerçek islam mı yoksa kendi anlayışınız mı? Kendi alayışınız ise zaten sitenizin ismine göre felsefi bir şey olmalıdır ki felsefenin dinimizde yeri olmadığı herkesçe malumdur. Eğer gerçek islamı sevdirmeye çalışıyorsanız, şunu sorarız; gerçek müslümanlar sizin gibi mi yaptı? Yoksa islamı en ince tererruatıyla tatbik ederek mi gösterdiler ve sevdirdiler? Aşağıda getirdiğiniz örneklerde Efendimiz s.a.v. in müşrik birinin emanıyla Mekke’ye girmesi veya amcasının desteklemesi gibi hususlar, mekke döneminde olup islamın ve müslümanların sahipsiz olduğu dönemdi, hatta Necaşi’nin yanına hicret ettiler. Ama Medine dönemi ki islamın devlet ve cem’iyyet sahasında tam tatbikatından sonra kafirlerle yapılan anlaşmalar ve ittifaklarda dikkat edilirse hep müslümanlar faideli çıkmış ve üstün konumda olmuşlardır

 Kimseye boyun eğerek medet beklememişlerdir. Sizin bahsettiğiniz Musevi Cemaati ADL isimli örgütün ne niyetle kurulduğu, nasıl işler becerdiği, hangi amaca hizmet ettiği herkesçe malumdur da acaba sizce malummudur? Mescidi Aksa’yı yıkıp kiliseyi ortaya çıkartmaya çalışan bir çete lider, acaba sizinle neyi görüşüp neyi ortaya çıkartacak, dikkat edin.

Bir diğer husus, kim adına görüşme yaptığınızdır. Biz ehli sünnet tasavvuf ehli kimseler, İmamı Rabbani k.s. nun deyimiyle -Köpekler gibi kapı arkasına kovulacak- kişilerle konuşacak bir şeyimiz yoktur. İsmail Haniye nin dediği gibi onlarla ancak cihad ile mücadele edilir, başka sözden anlamazlar. Nitekim füzeleri kafalarına yeyince esir değişlimi anlaşmasına razı oldular.

 

Tebliğ hakkındaki ayeti kerimeyi zikretmişsiniz, tamam da Nebi s.a.v. in tebliği ile sizin tebliğinizin birbirine benzer tarafı neresi? O’na emredilen tebliğ bu ayette kendisine vahyedilenleri açıklaması ve bütün insanlığa ilan etmesidir. Özelde tebliğin şartları belirlenmiştir, Allaha itaate ve Resulüne ittibaya davet edilirler, eğer tabi olmazlarsa biz müslüman olduğumuzu ilan ederek onlarla alakayı keseriz. Sizler hala daha, o zalim ve islama düşman olan kafirlerin iman edeceğini mi zannedersiniz? Ne zaman onlardan alakayı keseceksiniz?

 

Bazılarınız da bunların iki kısım olduğunu iddia edip, bir kısmının dinlerinden ilham alarak feyizlenerek saf olduğunu, diğer kısmın inkarcı ve düşmanca tavırlı olduğunu iddia edersiniz. Halbuki “Küfür tek millettir”  hadisi şerifi sizi yalanlamaktadır. Eğer bir kısmı insaflı olsa, diğer azgınların yaptığı zulümleri niçin destekliyorlar, neden onlara mani olmuyorlar? Zulme rıza zulümdür, hepsi aynı niyettedir, bu niyetlerini gerçekleştirmek için pek çok örgüt kurmuşlardır. Bunlardan biri de  ADL örgütüdür, birleşmiş milletler, nato, avrupa birliği gibi örgütlerdir.

 

Bu örgütlere tebliğ için evvela bunlar karşısında güçlü olan örgütleri kurmanız gerekir. İslam birliği, islam konferansı, islam ekonomi örgütü, islam yardım merkezleri gibi ses getiren kurumları işler hale getirirsiniz, sonra dünyada etkili örgütleri hizaya çekersiniz. Birkaç tane okul kurmakla, onlara etki edemezsiniz, zaten sizin okullarınız da onların proğramını tatbik ediyor, yani onların reklamını yapıyor, islami eğitim vermiyor ki.

 

Gelin evvela biz kendi aramızda şunu ortaya koyalım. -Bizler islamı aslına uygun olarak yaşayacakmıyız yoksa felsefemize göre mi takılacağız?-

Bu soruya cevap vermeden, hiçbir meseleyi çözemeyiz. Herkes kendi tuttuğu yolu haklı görmekte, diğerlerini yok saymakta. Arada ittifak olmayınca ehli kitap bizleri parça parça yutmaktadır.

 

Genç adfam sitesi, daha çok olgunlaşması ve kemale ermesi lazım ki işe yarasın, gençliğin işi ilim amel ihlas kazanmaktır. Kemal yaşına ulaşana kadar islami ilimleri tahsil ederek Allah dostlarına tabi olmaktır. Yaş kırka gelince –Ya rabbi’ nimetine şükür yollarını bana öğret- diye dua eder. Gençleri kandırarak maddi vaadlerle kullanarak hedefe varmak isteyenler yarı yolda kalır.

Salı, 26 Ağustos 2008 09:49 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

NEYLE UĞRAŞIYORLAR?

NELERLE UĞRAŞILIYOR?

Sempozyum etkinlikleri çerçevesinde Chicago Üniversitesi’nin kidemli profesörü Martin Marty Lutheren, Ilahiyat Fakültesi’nde ‘Yeni Binyilda Dinlerarasi Diyaloga Dogru’ konulu bir konferans verdi. Oturum baskani Türk Amerikan Iliskiler Konseyi’nden (CAIR) Ahmed Rehab idi.

Chicago Üniversite Kulübü’nün kütüphanesinde yapilan kapanis resepsiyonuna da Chicago’nun önde gelen aydinlari ve din adamlari katildi. Can Yesilada, Prof. Dogu Ergil, gazeteci Cengiz Çandar, Yunan Ortodoks Kilisesi Chicago temsilcisi Dimitri Kantzavelos, Bulliet Ünversitesi’nden Mary Ann Fedea, Prof. Nelson Kiang, London School of Economics’ten Prof. Eileen Barker sempozyumla ilgili degerlendirmeler yapti. Konusmacilarin çogu dinlerarasi diyalogun öneminden, Niagara Vakfi’nin ve Gülen hareketinin buna katkilarindan bahsederek sempozyumu genelde basarili bulduklarini ifade ettiler. Gazeteci Çandar, Gülen’in ve sevenlerinin Amerika’da yaptiklarindan Türkiyeli bir hemsehrisi olarak gurur duydugunu söyledi. Prof. Marty, 11 Eylül’den sonra saldiridan münezzeh olmadigini anlayan Amerika’da dinlerarasi diyalogun hiç olmadigi kadar aciliyet kesbettigini belirterek, “Artik ya birbirimizi anlayacagiz ya da ölecegiz, baska çaremiz yok.” dedi.

13.11.2005 Ali H. Aslan Chicago   Copyright © 2005, Zaman Online

YORUM:

İnternet asayfalarını karıştırırken rastladığım sayfanın birinde Amerikada yapılan bir toplantıdan bahsediliyor. Sayfanın son kısmını kaynağı ile birlikte aynen size aktardım.

Şimdi bir müslüman olarak, dünyaya geliş gayemizi hatırlayarak "Ben, insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler için yarattım."  ayeti kerimesini de hatırlayarak, iyice düşünmeye ve ibretle bakarak Allahu tealaya sonsuz şükretmemiz lazım geldiğini bir kere daha anladık. Zira sadece Allaha kul olmak ve habibine ümmet olmak gayesiyle islamı yaşamak azmini bize nasib ettiği için ne kadar hamdetsek azdır, şükrünü eda edemeyiz.

Adamların isim listesine bakın, kimler kimlerle birlikte neyi konuşuyoprlar. Ayet yok, hadisi şerif yok, ashabı kiram yok, mezheb imamları yok, fukaha yok, Allah dostları yok, sadece peşinden gittikleri iki tanenakıs bid'at sahibinin çalışmalarını büyük başarı gibi millete yutturmaya çalışıyorlar. Allahın dinini kelimei tevhidi Kur'anı yüceltmek ve galib etmek derdi yok, her tarafa okul açacaklarmış, herkese türk okulları eğitimi vereceklermiş, böylece dünya barışına hizmet edeceklermiş. Gavurların bombaları islam aleminin başından aşağı yağmur gibi dökülürken, camiler bombalanırken, medreseleri imha ederlerken, namusları kirletirlerken, islam aleminin zenginliklerini tarumar ederlerken, siz kalkmış adamlarla birlikte toplanıp gevezelki ediyorsunuz ve peşinden kokteyller ve alkışlarla toz pembe bir ortam oluşturmaya çalışıyorsunuz. Allah size akıl versin, peşinizden gelen saf müslümanlara hidayet ve firaset versin. Müslüman bir defa aldandığı yerden bir daha aldanmaz.

Üstelik sizi medh edenler islam düşmanı kafirler, niçin sizi medh ederler? Her halde sizin hayrınıza değildir, onların emelleri var, ta Efendimiz s.a.v. den beri islama karşı kinleri var. Asırlarca savaşılan din düşmanı ehli salip, şimdi islam ile diyalog yapacakmış, niye? Ahmak adamları buldular, kaz gibi yoluyorlar. Şu satırların yazıldığı günlerde abd ordusu afganistanda 70 den fazla sivili bombalayıp şehit etti. Onlara sormuyormusunuz, bu nedir? Bu iki yüzlülük nedir? Bizle ne konuşuyor sunuz, islam ülkelerinde ne yapıyorsunuz. Camilerin minarelerini füze ile yıkarken, camilere botlarıyla girip kafayı çekerken, Iraklı kadınları perişan ederlerken, hangi diyalogdan bahsedersiniz, hangi ittifaktan bahsedersiniz. ONlşarla diyalog yapacak olanlar, namuslarını onlara teslim etsinler de ondan sonra konuşsunlar.

Allahu teala, eskisi gibi islamın izzetini gücünü ve azametini bizlere göstersin de, şu kafirleri de papazların ve nefislerinin kurtaralım. 

E-posta Yazdır PDF

Tebliğ mi Dilenmek mi?

<<Asrımızda ise, başta Fethullah Gülen Hocaefendi ve Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin , yazmış oldukları Mektublara baktığımızda , İslamı aynı Efendimiz (SAV) 'min yaptığı üzere doğrudan Tebliğ etmek yerine , öncelikle Yanlış tanıtılan İslamın, müntesiblerini dilenmeye mahkum eden, barbar ve terörist bir Din olarak algılanan İslam'ın, doğru tanıtılmasına yönelik mesajlar içeren mektublar yazdıklarına şahit olmaktayız ! >> (Gençadam sitesinden…)

Yukarki yazı diyalog felsefesini güdenlerin sözleri. İslamı nasıl anladıkları ve ne yapmak istedikleri ortada. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, sadece Bizans Kisrasına yazmadı, etrafta bulunun bütün din sahibi kırallara gerektiği şekilde tebliğ etti. Hıristiyanlara yazılan mektubu, ayeti kerimenin bir parçası şeklindedir. “Aramızda ortak olan kelimeye gelin…” Bu ifadeler diğer mektublarında yoktur. Demek ki muhatabına göre yazmıştır. Hıristiyanlar, islama yakın olduklarını ve Allaha inandıklarını iddia ettiklerinden, onların anlayacağı uslup kullanılmıştır, ama hiç birisi gelmemiş kabul etmemişlerdir. Daha ne yazılacak ve söylenecek. Onlara yazılacak şey ancak şu olabilir: Ey Hıristiyanlar! Siz islama yakın olduğunuzu, Allah’a inandığınızı iddia ediyordunuz da, son peygamber size davet mektubu göndermişti ve siz kabullenmemiştiniz, hala daha aynı inattamısınız? Vaz geçip kabullenmeyecek misiniz? Denebilir.

Onlara mudara etmeye gerek yok, onlardan bir şey dilenmenize ise hiç gerek yok ve zelil olmanızdan başka bir şeye yaramaz, hem dünyada hem de ahırette zelil olursunuz.

İslamın devam bekası emri bil ma’ruf ve nehyi anil münkere bağlıdır. Yani islamı iyi bilip yaşayan kimseler, yaşantılarıyla ve ilmi dirayetleriyle islamı anlatacaklar ve takdim edecekler. Yaşamadığı halde islamın neyini anlatacaksınız, lüks içinde kara parayı aklamak için kurulan şirketler gazete ve basın kuruluşlarıyla ergenekon’un bir koluda sizin içinize girmişken islamı doğru anlatmaktan bahsetmenizin hiçbir değeri yoktur. Önce islamı, islam alimlerinin anladığı gibi anlayın, bir iki kişinin peşine takılıp kafayı kuma sokmayın. Papazla görüşmeden evvel haçlı seferlerini, bosna hersek olaylarını filistin katliamlarını bir düşünün, kiminle muhatab olacaksınız, kimden dileneceksiniz. Şerefi olan müslüman asla kafire boyun eğmez, islam yücedir, hiçbir kafirin islam üzerinde velayet hakkı yoktur. Kafirler necestir, hayvandan aşağıdırlar, dertleri şehvet ve ilahlıktır. Onlardaki kibir şeytanda yok, siz onlara hakkı kabul ettiremezsiniz, işinize bakın Allaha tam kul olun, hidayeti olan nasibini alır. Nitekim görüyoruz bazıları bir ezan sesiyle, Kur’an meali ile veya bir müslümanla tanışarak islamı seçiyor müslüman oluyor. Demekki hepsi olabilir, ama inatları ve küfürleri Allah’a iftiraları, Alah’a sövmeleri yani oğlu var demeleri işlerini bitiriyor.

İmamı Rabbani k.s. şöyle diyor: “İman ile küfür birbirine zıttır, asla bir arada olmaz.”

Şunu da söyleyelim: İslamı kim yanlış tanıtmış? Yine kendileri, İngilizin yetiştirdiği sahte şeyhler ve hoca bozuntuları halife Abdul Hamd hanı r.a. tahttan indirerek ehil olmayanları ortalığa yerleştirdi ve islamı bozuk kimselerle yanlış takdim etti. Müslim gündüz ve kalkancı olayları gözümüzün önünde. Bunlardan evvel geçenlerin haddi hesabı yok.

O halde biz ehli sünnet mü’minlerin bu hususta bir suçu ve kabahati yoktur, kabahat sahte liderlik koltuğunda olanlardadır. Vebal de onların üzerinedir.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in usulüne dönmedikçe, asla felah bulamayız ve başarılı olamayız. Onun metodu yerine konan metodlar hiçbir işe yaramaz, zira hadisi şerifin beyanına göre bid’at ehlinin namazı, orucu, haccı, cihadı ve hiçbir tasarrufu kabul değildir.

 

E-posta Yazdır PDF

Papaya Yalvarma...

"İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır......Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz." (Genç adam/Papa’ya yazılan mektubtan…)

Bu ifadeleri okuyan sade bir müslüman ne düşünür? Her halde, -bu sözler, samimi bir müslümanın sözleri değildir, olsa olsa avrupalılara yaranmaya çalışan, aşağılık kompleksi taşıyan, kendi medeniyyetini inkar eden birinini sözleridir- der.

Konuyu incelersek: “İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır.”

Şu söz, kimlere neyi itraftır? müslümanları kime şikayettir? Müslümanın yanlışta olduğunu iddia edip karşı taraftna kendilerini mazur mu göreceğini zannederler. Asla onlar müslümana hak vermezler, ne kadar iyi yaşamış olsak ta bizleri kabullenemezler. İçlerinden bazılarının, islam ve müslümanlar hakkındaki ufak tefek itirafları, bizleri aldatmasın, zira onların otorite gücünü ellerinde tutan papazlar ve devlet adamları, islamın lehine hiçbir şeyi ifade etmezler, doğruları açıklamazlar. Böyle olduğu halde sen kalkmış yalvarırcasına  onlara müslümanların suçlu olduğunu söylüyorsun.

İslam niçin yanlış anlaşılmıştır, müslümanlar mı islamı yanlış anlattılar. Asırlarca islamın en güzel tatbikini dünya halkları görmedi mi? Neden hala daha islamı iyi anlamıyorlar da –Barbar müslüman, terörist müslüman- diyorlar. Onların islamı iyi anlamasını mı bekleyeceğiz? Eğer bu sözü söyleyen kendini papaz karşısında suçlu görüyorsa, kendi bilir.

Biz ehli sünnet müsslümanlar olarak kafirlere karşı boynumuz dik, alnımız açık, tavizsiz bir halde dinimizi, sünneti seniyye üzere yaşayarak tebliğ ederiz, sözü kıvırarak kendimizi küçük düşürmeyiz. İmamı Rabbani k.s. nun buyurduğu gibi: “Şunları, köpekler gibi meclisin dışında tutarız, aramıza sokmayız.”

Şu söze gelince: -Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır......

Asırlarca yanlış anlaşılan şey nedir? Bununla neyi kasd ediyorsunuz? Eğer islamın küfre karşı cihadının yanlış olduğunu demek istiyorsanız, size hadisi şerifle cevap verelim: “Cihad, kıyamete kadar devam edecektir.”

O halde, medeniyyetler dediğiniz, ahlaksızlık dinsizlik medeniyyetsizlikleri ile, islam medeniyyeti müntesibleri arasında, sonuçta vuku’ bulacak ve islamın zaferiyle sonuçlanacak savaşı mı durdurmaya çalışıyorsunuz, boşuna uğraşmayın da, safınızı belirleyin. Küfrün bu kadar zulumleri Arşa dayanmak üzere, mazlumların ahı yerde kalmaz, mutlaka bir gün Allahu teâlâ intikamını alır.

Avrupalılara islamın doğru anlatılması adına ortaya çıktığınızı mı iddia ediyorsunuz? O halde size sormazlar mı! Kim adına yetki ile konuşuyorsunuz, islam aleminin kaçta kaçı size destek verdi, vazife verdi? Devede kulak bile değilsiniz. Zira şu anda bile islam alemi avrupalılarla savaş halindedir ve çok yerde başarılı hamleler yapmaktadır. Diyalogunuzla bu başarıları durdurmaya kalkmak gibi bir yanlışınız olmasın, zira yanlış hesap Bağdat’tan geri döner demişler. Amerika’nın Irak’a battığı gibi batar gidersiniz.

İslamı doğru anlattığını iddia edenlerin haline bakın! İslam adına elde tutulur neleri var? İşi gücü para ve makam olan bir toplum, ne kadar başarılı olacak, nereye kadar popülerlik devam edecek. Kafirler işlerini görünceye kadar, iş bitince çöplüğe atacaklar sizi, haberiniz olsun.

Siyasetten Allah’a sığınan bir toplum, şimdi her dalda siyasetin daniskasını yapıyor, niçin? Zira hortumlar bağlandı, artık geri dönüş yok. Doğru söze kızmak yok, kendimizde olsak bu hal yanlıştır.

İslamı anlatmak ancak ehli ilmin işidir, tebliği yapmak için ilim gereklidir. İlmi noksan olanlar felsefe yapar, mantığına yaslanır ve din adına dinini yıkar da haberi olmaz.

Allahu teala ehli ilimden, ehli sünnetten bizleri ayırmasın.

 

 

 

 

E-posta Yazdır PDF

Ankebut 46,47 ayetleri ve diyalogçular

ImageAnkebut suresi ayet: 46. Aralarından zulmedenler müstesna olmak üzere kitap ehli ile ancak en güzel yolla mücadele edin ve deyin ki: "Bize indirile­ne de, size İndirilenlere de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin İlâhınız da birdir. Biz ancak O'na teslim olanlarız."

Ayet: 47. İşte sana böylece Kitabı indirdik. Kendilerine (önceden) kitap verdiklerimiz de ona iman ederler. Bunlar arasından da ona İman eden kimseler vardır. Âyetlerimizi ancak kâfirler bile bi­le inkâr ederler.

 

Kurtubi Tefsiri:

Bu buyruğa dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

Pazartesi, 11 Ağustos 2008 19:09 tarihinde güncellendi

Sayfa 19 - 20

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.