.

.

Diyaloğa

E-posta Yazdır PDF

Misyoner Hangisi ....

yahuhrs.jpgMisyonerlerin yeni tuzağı Proje İsa PDF Yazdır e-Posta
Haber - DİĞERLERİ
Cumartesi, 14 Şubat 2009 12:11
Dünya genelinde 150 dilde yayın yapan Misyoner radyosu FEBC, Proje İsa adını verdiği yeni programla, zor durumdaki Asya Müslümanlarını Hıristiyanlaştırmaya çalışacak. Yeni neo-evanjelik misyonerlik organizasyonu, Hz. İsa'ya olan sevgi ve saygılarını kullanarak Asya Müslümanları arasında Hıristiyanlığı yaymaya çalışıyor.

Radyo programlarını kullanacak Uzak Doğu Yayın Kurumu (FEBC) Başkanı Gregg Harris, Misyonerlik Ağı Haberleri'ne (MNN) 12 Şubat 2009 Perşembe günü yaptığı açıklamada şunları söyledi: "İsa sevgisini Müslüman dünyasına getirmeye çalışırken Tanrı'nın insanlarından bizlere dua etmesini ve destek olmasını istiyoruz. FEBC, Müslüman dünyada uzun yıllardır yayın yapıyor ve Müslümanların Tanrı'nın sevgisini duydukça daha da öğrenmek istediklerini keşfettik".

Dünya genelinde 150'den fazla dilde Hıristiyan programları yayınlayan FEBC, Müslümanlar için uzun vadeli yeni bir plan açıkladı.


Kazakistan'da hedef

Timeturk sitesinde yer alan habere göre, Proje İsa adı verilen programla, Müslüman dünyanın neredeyse yarısını oluşturan Endonezya, Bangladeş, Hindistan ve Pakistan Müslümanları hedef alınacak. FEBC, şimdiden dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi Endonezya'da ilk Proje İsa istasyonunun tamamlama aşamasına geldi. İstasyon Kazakistan'daki Müslüman çoğunluğu da hedef alacak: "Birçok kişi Kazakistan'ın Orta Asya'daki dini iklimi belirleyecek anahtar bir ülke olduğunu düşünüyor". Uluslararası Hıristiyan radyo ağı FEBC, dünya geneline yayılmış vericileriyle Hıristiyan propagandası yapıyor. İkinci Dünya Savaşı gazileri tarafından 1945'de kurulan örgüt, Asya'nın halklarına İncil götürme amacı taşıyor.


Proje İsa

FEBC yetkilileri "Proje İsa" adının geniş bir araştırma ve çalışmanın sonunda seçildiğini söylüyor. Örgütün web sitesinde "Mesih Müslümanlara yabancı değil" diye yazıyor. Müslümanlar Hz. İsa'nın Allah'ın büyük bir peygamberi olduğuna inanıyor. Müslümanlara göre Hz. İsa, Hz. Meryem'in oğlu. Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanıyor.

Kur'an-ı Kerim'de İsa olarak anılan peygamber, el-Mesih ve İbni Meryem olarak da biliniyor. Müslümanlar ayrıca Hz. İsa'nın çarmıhta ölmediğine inanıyor. FEBC, Hz. İsa'nın adını Kur'andaki şekliyle kullanmanın Müslümanları kandırmanın en iyi yol olduğuna inanıyor. FEBC Direktörü Harris, "Onlara "Tek bir Tanrı vardır ve oğlu Mesih İsa'dır' deme şansına sahibiz. Siz de onu tanıyabilirsiniz" diyor.

Evanjelik ve Pentecostal misyonerlerin sorunlu ya da felakete uğramış Müslüman bölgeleri sürekli gözlerine kestirmeleri, Müslümanları uzun zamandır öfkelendiriyor.
Cumartesi, 14 Şubat 2009 19:37 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

PAPAZLARIN BİR DİĞER HİLESİ....

hrst.jpgSevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?

Kapitalist sistemin çılgınca tüketmek için kullandığı günlerden biri olan “Sevgililer Günü”, aslında bir Hıristiyan bayramı. Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu günde insanlar, pagan ve Hıristiyan adetlerine göre “kutsal” sayılan bir günü kutlarken, aynı zamanda da kapitalist sistemin istediği şekilde çılgınca bir tüketim içerisine girerek dehşet verici bir tuzağa düşüyorlar

 

 SEVGİLİLER GÜNÜ İSLÂM'DA ASLA YOKTUR

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nedim Urhan, Vakit'e yaptığı değerlendirmede; “Biz sevgilerimizin istismar edilmesine, tüketilmesine, bir güne sıkıştırılmasına ve bir Hıristiyan adetini kutlamamızı istemelerine elbette karşı çıkacağız” diye konuştu. Urhan; “İslam sevgi üzerine kurulmuştur ama bunu istismar ediyorlar” diyerek şöyle devam etti; “İslam'daki sevgi, adalete dayanır ve gelip geçici değildir. Müslümanın sevgisi, nefsin arzularının tatmin edileceği türden bir sevgi değildir. Bunlar birbirine karışmıştır, ayırmak lazım. Bugünkü manada bir Sevgililer Günü, İslam'da asla yoktur. Bir insanın hayatının bütün aşamasını İslam ve sevgi kaplamıştır. Geçiciliği İslam kabul etmez. Sevgi bütündür, devamlıdır, İslam hukuku ve ahlakında geçici bir sevgi yoktur. Nefsi tatmine dayalı bir sevgi ve Sevgililer Günü anlayışı kesinlikle İslam'da yoktur. Çünkü bir insan evlendiği insanı sever, geçici bir zaman için değil. Bu bir mendil değildir, bir zaman sonra atılmaz. Müslüman bağlandığı andan itibaren sonsuza kadar sever.” 

“ONLARA BENZEMEYİN”

“Bugünkü manada Sevgililer Günü ise karşı cinslerin tatminine dayanır ve köksüzdür” diyen Nedim Urhan şöyle devam etti; “Bugünkü sevgiler bir süre sonra atılır, gelip geçicidir. Sevgililer Günü denildiği zaman çılgınca bir tüketim akla geliyor. Devamlı kullanılmayan, kullanılıp atılacak türden şeyler alınır ve hediye edilir. Kapitalizm bunu özellikle teşvik eder. Bu İslam'a göre israftır. Tavsiyem, mü'min yüreklerin bu oyuna düşmemeleri. Sünen-i Tirmizi'de yer alan Hadis-i Şerif'te, ‘Kim, kime benzerse ondan olur' deniliyor. Yine Buhari'de yer alan Hadis-i Şerifte de; ‘Hiç şüphesiz siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna adım adım, karış karış, tıpatıp uyacaksınız. Öyle ki onlar keler deliğine girseler, siz de girmeye kalkışacaksınız.' Bunun üzerine sahabe Rasulullah'a, Hıristiyan veya Yahudileri ima edip etmediğini sorunca, Rasulullah (s) da sesini yükselterek, ‘Ya kim olacaktı?' diye cevap vermiştir' diyor. Uyanık olmak lazım.”

“SEVGİLİLER GÜNÜ BİR TUZAKTIR”

Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ağırman da Vakit'e yaptığı değerlendirmede; “Sevgililer Günü, şu günü, bu günü gibi günlerin hepsi birer tuzaktır” dedi. Ağırman; “Kapitalist sistem her şeyi olduğu gibi sevgilerimizi de harcıyor ve o sevgilerden kendisine yine devasa imkanlar, pazarlar ortaya çıkarıyor. Bunlar birer pazarlama taktiğidir ve maalesef tutmaktadır” diye konuştu. Ağırman; “Harcıyorlar sevgilerimizi. İslam buna karşıdır. Hıristiyan adeti olması sebebiyle biz karşıyız, yapımıza ters düştüğü için biz karşıyız, değerlerimize karşı olduğu için biz karşıyız ve elbette dinimize karşı olduğu için biz karşıyız. Ve insanlarımız arasında yayılmaması için gerçekleri anlatmak zorundayız. Duyarlı medya burada çok önemli bir unsurdur” dedi.

İSLÂM AKAİDİ CAİZ GÖRMÜYOR

İslam akaidi de gayrimüslimlerin dinî inanç ve kutlamalarına iştirak etmeyi caiz görmediği gibi, İslam dışı fiil ve davranışları da ciddi biçimde yasaklar. Bu kural el-Fetava el-Hindiye de şöyle belirtiliyor; “Müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah'ın bildirdiği gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini Müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir mana ifade etmez. İslam dışı tek ve çok ilahlı dinlerin törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk göstermenin imanı bozan boyuttan arz edeceği haber verilir.” 

YARALILARA İZİN VERMEYEN İSRAİL GÜL GEÇİŞİNE İZİN VERDİ

Gazze'de soykırım yapan, binlerce Müslümanı katleden ve asla Gazze'ye giriş ve çıkışlara müsaade etmeyen terörist devlet İsrail, bugüne özel olarak tüketimi teşvik edebilmek için Gazze'den Avrupa'ya gitmek üzere gül geçişine müsaade etti. Oysa daha birkaç gün önce iki gencin tedavi için Gazze dışına çıkmalarına müsaade edilmemiş ve iki kardeş de şehid olmuştu. Gazze Şifa Hastanesi yetkilileri 10 Şubat Salı günü yaptıkları açıklamada, Hasan Ebu Tabak (17) ile beş yaşındaki kardeşi Revan Ebu Tabak'ın dışarıya çıkmalarına izin verilmemesi yüzünden hayatlarını kaybettiklerini bildirmişlerdi. Aynı terör devletinin iş tüketime geldiğinde kapılarını ardına kadar açması tüm gerçeği ortaya çıkarmakta. Tahminlere göre 14 Şubat günü, bütün dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. 14 Şubat, 1800 yıllarda Amerikalı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından sonra kapitalist sistem, bugünü de tüketim için bir araç olarak gördü ve bugün, Sevgililer Günü dünyada tüketimin çılgınlık seviyesine ulaştığı bir gün haline getirildi.

MALEZYA: SEVGİLİLER GÜNÜ HARAMDIR 

Malezya Devlet Din İşleri de Sevgililer Günü kutlamalarının haram olduğu duyurusunu yaptı. Yapılan açıklamada 2005 yılında Sevgililer Günü'nün haram ilan edildiğini açıklayan fetvaya gönderme yapıldı. Müftü M. Tahrir Samsudin, bugünün İslam dışı bir kutlama olduğunu belirtti. Bu tür kutlamaların Hıristiyanlıkla ilgili unsurlar barındırdığını söyleyen Samsudin, Sevgililer Günü kutlamasının İslam ilkeleri ve değerlerinin ihlali anlamına geldiğini söyledi

“SEVGİLİLER GÜNÜ PAGAN-HIRİSTİYAN ADETİDİR”

Suudi Arabistan din işleri kurulu yetkilileri de, Sevgililer Günü'nün bir pagan geleneği olduğunu ve evlilik dışı ilişkileri teşvik ettiğini savunuyor. Ülkede 2004 yılında yayımlanan bir fetvada, "Sevgililer Günü pagan-Hıristiyan tatilidir. Allah'a ve kıyamet gününe inanan Müslümanlar bugünü kutlamamalıdır. Allah'ın gazabından kaçınmak için bu bir görevdir" denilmişti. Fetvada, İslam'da yalnızca Kurban ve Ramazan Bayramları'nın bulunduğu ve bunların dışında bayram kutlaması yapılmaması gerektiği belirtilmişti.

Cumartesi, 14 Şubat 2009 19:53 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

DİYALOG MERKEZİNDEN ALÇAK HAREKET....

diyalog1.jpgNike'tan büyük küstahlık!

Amerikan ayakkabı firması Nike'nin, Müslümanların inancını ayağa düşüren büyük bir küstahlığa imza attığı ortaya çıktı. Firmanın, ayakkabının üzerine Arapça “Allah” yazısını desen olarak kullanması ortalığı karıştırdı.

BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ

Spor ayakkabı markalarından Nike, Amerika merkezli faaliyet gösteren ve ABD kapitalizminin simgesi haline gelmiş ürünlerden biri. Üretiminin tamamına yakınını ucuz işçiliğin hakim olduğu Doğu Asya'daki atölyelerde ürettiren firmanın, Müslüman ülkelerde de yoğun olarak satış yapmasına rağmen Müslümanlara hakaret etmesi, “Besle kargayı oysun gözünü” sözünü hatırlattı. Nike pek çok futbol takımına ve milli takıma sponsor olarak, futbolseverler üzerinden satış yapmaya çalışıyor. Nike, çocuk işçi çalıştırmak ve doğaya zarar vermek gibi konularda sürekli mahkemelik olarak gündeme gelmişti.

TÜRKİYE'DEKİ ORTAKLARI YEŞİM TEKSTİL

Ürünleri Türkiye'de de satılan ABD'li Nike firmasının CEO'luğunu ise İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile aynı soyadı taşıyan William D. Peres yapıyor. 2007'de 16, 3 milyar dolar gelir elde eden şirketin işletme geliri ise 2,1 milyar dolar. 2007'de 1,5 milyar dolarlık net gelir elde eden şirket, Türkiye'de de büyük satışlar yapıyor. Uluslararası piyasada tanınan bir çok markanın üretimini yapan Yeşim Tekstil, Nike firmasına da üretim yapıyor. Nike firması, iki yıl önce Yeşim Tekstil'e “Nike Akreditasyon Sertifikası” da vermişti. İnternet müdavimlerinin büyük tepkisine neden olan ayakkabıları sorduğumuz Nike'ın Türkiye temsilciliği, tepki çeken ayakkabıların bundan birkaç yıl önce Türkiye dışında başka bir ülkede üretildiğini ancak büyük tepki çekmesi üzerine bu serinin üretimine son verildiğini bildirdi.

 
Çarşamba, 18 Şubat 2009 17:26 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Hidayet Allah tandır....

   yenimam.jpgKilise cemaatinden cami imamlığına…
On üç yıl önce dindar bir Katolik olan Vicente Alfora, Kur’an’daki Hz. İsa’nın hikayesiyle İslam’ı seçti. Onu farklı kılan özellikleri nedeniyle o artık Valensiya’daki caminin imamı…

Bundan on üç sene önce Vicente Mota Alfaro Pazar ayinlerine devam eden ve İncil okuyan dindar bir Katolik’ti. Bugün, sadece yeni bir Müslüman değil, aynı zamanda Valencia İslami Kültür Merkezi (CCIV) camiinin de imamı. Bu göreve getirilen ilk kişi olmasına rağmen camideki Müslüman cemaate liderlik ediyor.

Kendisi camideki Müslüman cemaate önderlik ediyor. Aynı zamanda CCIV Direktörler Kurulu'nun da 2005 yılından beri bir üyesi. Valensiya'daki Müslüman toplum liderleri, Alfaro'nun üstün özelliklerinden dolayı prestijli imam görevine atandığını söylediler.


İspanya'da İslam’a geçenlerin sayısı son zamanlarda oldukça arttı. Yerel medya entelektüeller, akademisyenler ve küreselcilik karşıtı eylemcilerin de yeni Müslümanların ekserisini meydana getirdiğine işaret ediyor.

İspanya, 40 milyonluk toplam nüfusunun yaklaşık 1,5 milyonu Müslüman azınlığı oluşturuyor. İslam, Hıristiyanlıktan sonra ikinci sırada yer alıyor ve 1967 Temmuzunda yayınlanan din özgürlüğü kanunu tarafından tanınıyor.

Yolculuk

İnsanlar Alfaro'ya kalplerin değişimi ve Hıristiyanlıktan İslam'a yolculuğu hakkında sorular soruyorlar. Onun cevabı ise çok basit: “İslam’ın benim seçimim ve hayatım olması Allah'ın iradesidir.”

Alfaro, Müslüman olmaya karar verdiğinde 20 yaşında bir lise öğrencisiydi, “Kur'an-ı Kerim'i okudum ve İsa Mesih'in gerçek hikâyesini keşfettim ve daha sonra İslam'ı benimsedim” diyor.

Alfaro, yolculuğunun başlangıcını hatırlayarak ilk gençlik yıllarında dindar bir Katolik olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Arkadaşlarımın dine hiçbir ilgi duymamalarına rağmen, ben her Pazar kiliseye giderdim ve İncil'i düzenli olarak okurdum. O zamanlar, İslam hakkında kesinlikle hiçbir şey bilmiyordum.”

Alfaro, Cezayirli Müslüman komşularıyla muhabbeti sırasında İslam’la tanışmış. Alfora şöyle anımsıyor: “Bir keresinde konuşuyorduk ve tüm insanlığın Adem ve Havva'nın soyundan geldiğini ve hepimizin Hz. İbrahim'in oğulları olduğumuzu söyledi. Müslüman ve Arapların Hz. Adem, Hz. Havva ve Hz. İbrahim'i bizzat bilmelerine çok şaşırmıştım.”

Bu konuşmalar genç Hıristiyan Alfaro'yu daha fazla bilgi edinmeye teşvik etmiş. Daha sonra yaptığı ilk şey, kütüphaneye gidip okumak için bir Kur'an-ı Kerim meali almak olmuş. Ardından İslam'ın kutsal kitabını dikkatli bir şekilde okumaya başlamış. Hz. İsa’nın ve çarmıha gerilme hikâyesini Kur'an bakış açısıyla okumak, Alfaro için dönüm noktası olmuş.

İncil'de İsa'nın Allah'ın oğlu olduğunu ve Allah'ın onu yeryüzüne, insanlığa kurtuluş getirmek maksadıyla öldürülmesi ve işkence edilmesi için gönderdiğini okumuştum” diye hatırlayan Alfaro, “Kur'an'ı okuduğumda aradığım cevapları bulmuştum. Hz.İsa'nın öldürülmediğini veya çarmıha gerilmediğini artık öğrenmiştim” diyor.

Müslümanlar, Hz. İsa'nın Allah'ın büyük peygamberlerinden biri olduğuna ve ona yüksek bir değer verildiğine inanırlar. Çarmıha gerilmeyle ilgili olarak da Hz. İsa’nın onun öldürülmediğine ve gökyüzüne yükseltildiği inancını benimserler.

Hz. İsa'nın Kur'an-ı Kerim'deki hikayesi Alfaro'nun içine işlemiş ve Müslüman olduktan sonra adını Mansur olarak değiştirmiş:“Kur'an'ın Allah'ın gerçek kitabı olduğunu kesin olarak anladım. Ve tam o dakikada Müslüman olmaya karar verdim”.
Çarşamba, 18 Şubat 2009 13:40 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Yahudiyi sevindirenler...

sinagog.jpgİsrail Başkonsolosu 'Mutlu oluyoruz'



Edirne'de Yahudi cemaati yok ama dünyadaki en büyük 2 sinagogtan biri olan Büyük Sinagog, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilecek

Dünyanın en büyük sinagogu

Edirne Valisi Mustafa Büyük, dünyanın en büyük iki sinagogundan biri olan, ancak harabe haline gelen Büyük Sinagog'un restorasyonuna, bir ay içinde başlanacağını bildirdi. Kentte çok sayıda caminin yanı sıra Hıristiyan ve Musevilere ait ibadethanelerin bulunmasının bir kültür zenginliği olduğunu ifade eden Büyük, restore edilen 2 kilisenin kullanılmaya başlandığını ve şimdi de Musevilere ait Kaleiçi Semti'ndeki Büyük Sinagog'un onarımının yapılacağını belirtti.

İsrail Başkonsolosu "Mutlu oluyoruz"

Edirne'de yaşayan birkaç Museviden biri olan iş adamı Yasef Romano; "Kaleiçi Semti'ndeki Büyük Sinagogun restorasyonunun yapılarak yeniden kullanıma açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz." dedi. İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Mordehai Amihai de Edirne'ye yaptığı ziyarette, dedesinin bir zamanlar Edirne'de yaşadığı için bu kenti çok sevdiğini ve sinagogun onarılarak ayağa kaldırılmasından tüm Musevilerin mutluluk duyacağını ifade etmişti.

Edirne'deki, Büyük Sinagog, Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore ettirilecek. Edirne Valisi Mustafa Büyük, dünyanın en büyük iki sinagogundan biri olan, ancak harabe haline gelen Büyük Sinagog'un restorasyonuna, bir ay içinde başlanacağını bildirdi.

Vali Büyük, bin 200 kişinin ibadet yapabildiği sinagogun, ayinlerin yapıldığı büyük salonun yan duvarı ile ana giriş kapısının iki yanındaki büyük kubbenin 1997 yılında çöktüğünü söyledi.

Kentte çok sayıda caminin yanı sıra Hrıstiyan ve Musevilere ait ibadethanelerin bulunmasının bir kültür zenginliği olduğunu ifade eden Büyük, restore edilen 2 kilisenin kullanılmaya başladığını ve şimdi de Musevilere ait Kaleiçi Semti'ndeki Büyük Sinagog'un onarımının yapılacağını belirtti.

Büyük Sinagog'un restorasyonuna bir ay içinde başlanacağını bildiren Büyük, ''Sinagogun ihalesi yapılmadığı için henüz kaç paraya mal olacağını belli değil. Sinagogun onarılması, Türkiye'nin hoşgörüsünün bir göstergesi olacak. Kente, dünyanın değişik bölgelerinden sinagogu görmek ve ibadet etmek için gelenler olacak'' dedi. Edirne'de yaşayan birkaç Museviden biri olan iş adamı Yasef Romano da Kaleiçi Semti'nde yanan 13 sinagog yerine 1907 yılında Büyük Sinagog'un yapıldığını kaydetti.

Bir benzeri de Avusturya'da

Sinagogun 1970 yılına kadar kullanıldığını ve daha sonra Edirne'deki Musevilerin ABD, Kanada, İsrail ve İstanbul'a göçmeleriyle sahipsiz kaldığını ifade eden Romano, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Edirne'deki Büyük Sinagog'un bir benzeri de Avusturya'da bulunuyor. Oradaki sinagogda halen ayin yapılmakta. Edirne'deki sinagog ise kaderine terk edildiği için kısmen yıkıldı. Sinagogun restorasyonunun yapılarak yeniden kullanıma açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Bir zamanlar Edirne'de yaşamış Musevilerin çocukları ve torunları, yaşadıkları ülkelerden Edirne'ye sinagogu görmeye gelecekler. Böylece Edirne'nin ekonomisi de hareketlenecek.'' İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Mordehai Amihai de Edirne'ye yaptığı ziyarette, dedesinin bir zamanlar Edirne'de yaşadığı için bu kenti çok sevdiğini ve sinagogun onarılarak ayağa kaldırılmasından tüm Musevilerin mutluluk duyacağını ifade etmişti. (Milli Gazete)

 

 

Çarşamba, 11 Şubat 2009 10:06 tarihinde güncellendi

Sayfa 15 - 20

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.