.

.

Diğer Sohbetler

E-posta Yazdır PDF

SIBYAN MEKTEPLERİ

medres.jpg

 

OSMANLI DEVRİ SIBYAN MEKTEPLERİ

Sıbyan Arapça bir kelime olup Sabi (çocuk) kelimesinin çoğuludur. Sıbyan Mektebi çocuklar için açılmış okul demektir.

Sıbyan Mekteplerinin tarihçesi Osmanlı Devleti ile sınırlı değildir. Okul mimarilerini Türklerin geliştirildiği kabul edilse bile birçok eski uygarlıkta benzer görevi yerine getiren mekteplerin mevcudiyetine rastlanmıştır. Özellikle Selçuklu döneminde Osmanlı dönemin-dekine benzer Sıbyan Mektebi modelleri sıkça gözlenmiştir. İslam âleminde genellikle med-rese eğitiminin bir başlangıcı olarak ortaya çıkmıştır.

E-posta Yazdır PDF

Çocuğum kitap okumuyor!

 

kitap-3.jpgHer şeyiyle "Osmanlı'yım" diyen ahşap bir konak satılmıştı. Yeni sahibi beni eve davet etmişti.

"Şu kitaplar ne kadar eder?"

Baktım; çoğu Osmanlıca, bir başka medeniyete ait gibi, okunmaz olmuş. Kim bilir hangi asırda, hangi mübarek insan, divitini hokkaya batırıp, notlar almış. Onun torunlarının, mirasçılarının kütüphaneyle ilişkileri yok ki, kitaplara sahip çıkmamışlar. Bırakın okumayı, satmayı bile akıl edememişler. Parçalanmış bir kitap vardı. Sahifeleri dağılmış, "çok eski" diye bir köşeye atılmış. Bir yaprak alıp uzattılar "Bu ne?" diye sordular. Baktım; Kur'an! Osmanlı konağında tanınmayan kitap Hayret, dedim, nasıl da çökmüşüz. Şimdi de kalkınmanın yollarını arıyoruz.

Ben kitap olmayan bir evde doğdum. Annem babam ümmiydi, okuma yazma bilmezdi. Bir gün öğretmen "yön nedir, öğrenin gelin" dedi. Eve gelip, amcama sordum, "yön sorusunu sordu öğretmen, yön nedir?" Amcam dedi ki, "sen yanlış anlamışsındır, gön'dür o Gön, sığırın derisidir" dedi. Böyle bir ailede yetiştim. 18 yaşıma geldiğimde babama, anneme ve Erzincan'a baktım "sen sen olma, değiş Başka şeyler de yapabilirsin" dedim. Sonrasında kendi kendime İngilizce ve Arapça çalıştım. Hasan Âli Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde yayınladığı klasiklerden büyük bölümünü genç yaşlarda okumuşumdur. Kendime baktığımda 1940'lı yıllardan farklı bir Ömer olmuştum.

Bir gün babam, Mevlid diye bir kitap almış, getirdi Köydeyiz; cevizin altında “Oku”, dedi babam "Allah adın zikredelim evvela" diye başladım okumaya. Babam bilgili bir adam değildi. Bağımız bahçemiz vardı, onlarla meşgul olurdu. Fakat kendi durumuna göre, kitap okutmaya çalıştı bana

Bana soruyorlar, "çocuklarımıza kitapları nasıl okutabiliriz?" Evvela şunu bilmek lazım, ebeveyn televizyon seyrederken, çocuk kitap okumaz! Ben çocuklarıma "kitap okuyun" dediğimi hatırlamıyorum. Benim döktüğüm kitapları onlar topladı, böylece kitaplarla iç içe büyüdüler.

Mesela bir aile düşünelim: Ebeveyn çeşitli kitaplar, mecmualar alır, okur İster istemez onları kenara, köşeye bırakırlar. Çocuk bu kitapları alır, resimlerine bakar, sayfalarını karıştırır, belki de yırtar. Böylece çocuk kitapla dergiyle meşgul olur. İşte böylesine bir çocuk mutlaka okuyacağı bir şeyler bulur. Nasıl ki insan arzu ettiği şeyi yerse, o daha faydalıdır. Zorla yediği şey pek faydalı olmaz. İnsan öyle bir yaratıktır ki Allah onun ihtiyaçlarını ona istetir. Mesela susuz kalan su ister, aç kalan yiyecek ister. Çocuğun da isteyeceği bazı resimli veya yazılı yayınlar olabilir. Anne-baba buna dikkat etmelidir. Neden hoşlanıyorsa o yönde gidilmelidir

Bir anne diyor ki, "çocuk yemek yemiyor!" Çocuğun seveceği yemeği pişirince yer. Yemekle kitap aynı şeydir. Çocuğunuz hangi kitabı beğenirse, onu alın. Amerika'da çocuk oyuncağı satan dükkânlarda, çocuk kitapları da satılıyor. Çocuklar, meraklıdır. Soru sorarlar. Çocuğun soruları tespit edilip, o sorulara cevap verecek kitaplar alınabilir. Mesela oğlum ilkokul üçe gidiyordu. Ona resimli bir ansiklopedi almıştım. Oğlum severek okumuştu. Çocuğun kitabı sevmesi için, kitabın renkli ve resimli olması lazım. Hikâye, masal ve kıssaları çocuklar rahatlıkla okur. Çocuğum kitap okumuyor diyen anne-baba, önce kitabı kendisi okusun.

 

Hekimoğlu İsmail

E-posta Yazdır PDF

İlim Tahsilinde Şükür

kitap01.jpg

 

(İlim taleb etmekle) Akıl nimetine, beden sıhhatine şükretmeyi niyet eder. İnsanların kendisine yönelmesini, dünya malını elde etmeyi, sultan ve başkaları yanında değer kazanmayı talep etmeye niyet etmemelidir.

<<İlim tahsilinde sahih niyet olması için evvela akıl ve beden nimetine şükretmeyi kastedmelidir. Zira bu ikisi ile ilmi elde eder. Elde ettiği ilmi, dinin aziz olması, yaşanması için sarf etmelidir. İda-reciler katında veya halk nazarında itibar kastıyla olursa, Allah’ın rızasını elde edemez.

İlmi, nasihatleri ve okutması karşılığında bir şey talep etmemelidir. Ancak alimlerin, imam ve müezzinlerin, müfti ve ders okutan müderrislerin geçimleri için maaş almaları caizdir, zira onlar dün-yalık kazanmak için uğraşırlarsa ilim zayi olur. Bu yüzden onların geçimini temin etmek müslümanlar üzerine gereklidir.>>

E-posta Yazdır PDF

Kitap ve Okuma Üzerine


kitap25.jpg

 

Kitap Güzel Bir Hediyedir

Kitabı, güncel bilgilere sahip olmak için okunması gereken dergi ve gazetelerden ayıran en önemli özellikleri kalıcılığı ve her zaman başvurulacak bir kaynak olmasıdır. Dergi ve gazetelere oranla çok daha detaylı bilgiler içeren kitap, doğru seçim yapıldığında okunduğu her dönem yarar sağlayacak bir kaynaktır. Bu da okuyan kişinin ardından, sonraki nesillerin de kitaptan faydalanmasını sağlar. Günümüzde yaygın olan bir başka inanç ta kitaplara ayrılacak maddi kaynakların (sözde) çok daha eğlenceli alanlar için kullanılabileceğidir. Bunun yanı sıra insanlara, kitap için harcanacak her kaynağın çok olduğunun düşündürülmesi, insanları kitap okuma alışkanlığından gün geçtikçe daha da uzaklaştırmaktadır.

Oysa içki, sigara, kumar ve sınırsız eğlence hayatı gibi zararlı alışkanlıklara çok rahat bir şekilde gereken maddi kaynak ayrılmaktadır. Üstelik bu miktar, kitaba verilecek olanın kat kat fazlasını bulabilmektedir.

"Yaratan Rabbin adıyla oku." (Alak Suresi, 1)

Bu yazı boyunca okuyacağınız her satır, neden daha fazla okunması gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koyacak, okumanın bir kişiye kazandıracağı önemli gerçekleri hatırlatacaktır.

Okumak, doğduğu andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Sahip oldukları bilgilerin %60'ını bu yolu kullanarak edinen gelişmiş ülke toplumları, günümüzde daha fazla okuma alışkanlığına sahip olmanın sağladığı avantajları her alanda yaşamaktadırlar. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Bu toplumlarda kişiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanları çoğunlukla yararsız uğraşılarla geçirmektedirler. Oysa okuma alışkanlığı öncelikle kişilerin kendisi için edinilmesi mutlaka gereken bir alışkanlıktır.


E-posta Yazdır PDF

Çocuklar neden yalan söyler?

 

cocuk_agla.jpg

 

 

Yalan, kişinin hakikati saklayıp bildiğinin ya da yaptığının tam aksini ifade etmesidir. Toplumda en çok yadırganan ahlaki zaaflardan birisidir yalan.

   Dünyadaki bütün toplumlarda ve inançlarda yalan yasaklanmıştır. En küçüğünden en büyüğüne kadar tüm söz ve davranışlar yalan olarak değerlendirilmelidir. Allah Resulü; şaka niyetiyle bile olsa yalan söylemenin asla kabul edilmeyeceğini bildirmiştir. Ahlaki bir zafiyet olması nedeniyle aileler, çocuklarının yalan söylemesi karşısında kaygılanıp, tedirgin olurlar. Çocukların yalan söylemesine neler sebep oluyor, işte bütün çerçevesiyle çocuklarımızı yalan söylemeye iten sebepler ve çözüm yolları...

   Çocuklar, beş yaş öncesinde gerçekle hayali olanı birbirinden ayıramazlar, bu ikisini birbiriyle karıştırırlar. Bu dönemde ebeveynlerin; "Çocuğum yalan söylüyor" diye kaygılanmasına gerek yoktur. Bu geçici bir durumdur. Ancak, çocuklar bu yaş sınırını geçtiği halde yalan söylemeye devam eder gibi görünürler. Asıl mesele bu dönemde, çocuğu yalan söylemekten vazgeçirmektir.

Model kişilerin yalan söylemesi

   Çocuk yalan söylemeyi çevresinden, özellikle anne babasından öğrenir. Hususen çocuğun model aldığı kişilerin (ebeveyn, yakın akrabalar, arkadaşları vs.) yalan söylemesi çocuk üzerinde etki yapar. Telefona baktırılıp, babası evde olduğu halde çocuğa 'yok' dedirttiriliyorsa, çocuk bazı durumlarda yalan söylenebileceğini öğrenmiş olur. Telefonla konuşan annesinin, hasta olduğunu bahane etmesini duyan çocuk, bazen yalan söylenebileceğini de öğrenmiş olur. Ebeveyni gibi o da zor zamanlarında yalana başvurur.

Çocuğun özgüveninin zayıflığı

   Yalan söylemek aslında güçsüzlüğün, kendine güvenmemenin bir sonucudur. Çocuğun -yanlış bile olsa- yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenemeyip yalan söylemesi, arkadaş grubu içinde kabul görmek için yalan söylemesi, ilgi çekmek için yalan söylemesi vs. tüm bunlar temelde yalan söylemekle özgüven eksikliği arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Kabahatini ya da kusurlarını örtmek için yalan söyler.

Baskıcı ve otoriter ebeveyn

   Aşırı otoriter ve baskıcı ailelerde çocuk yalan söylemeyi bir çıkış olarak görebilmektedir. Zira ebeveyn, çocuğun yaptığı hatalara tahammül edemez ve çocuğunun en küçük hatalarını dahi cezalandırabilmektedir. Bu durumda çocuk, cezadan kaçmak için yalan söyleyebilmektedir. Ceza görmektense, yalan söylemeyi daha fazla çıkarcı bulan çocuk, kesin olarak yalana kaçacaktır.

Aşırı beklenti içinde olunması

   Bazı ailelerin çocuklarından aşırı beklentileri olabiliyor. Çocuğunun sınavlarda zayıf almasını bir ölüm-kalım meselesi gibi gören ebeveyn düşünelim. Sınavda zayıf alan bir öğrenci bunu ailesine nasıl izah edecek? Elbette yalan söyleyerek.

Çocukların genelde söyledikleri yalan çeşitleri

   Yalanın birçok çeşidinden söz etmek mümkündür. Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Taklit yalanları: Çocukları eğlendirmek için, onların ilgilerini çekmek için büyükler tarafından söylenenlerin çocuk tarafından gerçekmiş gibi algılanmasıdır. Çocuk da bunu yapmak da sakınca görmez.

2. Hayali yalanlar: Bu yalanlar erken çocukluk döneminde, okul çağına gelmemiş çocuklarda görülür. Hayal ile gerçeği ayırt edemediğinden yalan söyler. Sakıncasızdır, önlemi de yoktur. Çocuğun gelişiminde normaldir.

3. Abartı yalanları: Abartı çocuklarda oldukça sık görülen bir özelliktir.

4. Sosyal yalanlar: Toplumumuzda en çok görülen yalan türüdür. Çocuklar bu yalanları daha çok anne ve babalarından öğrenirler. Örneğin sağlıklı olmanıza rağmen sizi davet ettikleri yere, rahatsızım diyerek katılmamanız.

5. Savunma yalanları: Çocukların ve gençlerin kendilerini korumak için söyledikleri yalanlardır. Cezadan kurtulma amacı!

6. Dikkat çekme yalanları: Çocuklar çok zaman dikkat çekmek için yalana başvururlar. Ödevini yapmayan bir çocuk, "ödevimi yaptım hem de okulda yaptım" diyebilir.

7. Takdir-Mükâfat yalanları: Başkalarının beğenisi amacı ile söylenen yalanlardır.

8. İnat yalanları: Sevilmeyen kimseler için ya da birisini kızdırmak amacı ile söylenen yalanlardır.

9. İntikam yalanları: Çocukların, karşılarındaki insanlardan intikam almak amacı ile başvurdukları yalanlardır.

10. Menfaat yalanları: Bu tür yalanlar başkalarından çıkar ve menfaat beklenildiği zamanlarda sık olarak söylenmektedir.

Neler yapılabilir?

   Çocuğun yalan söylemesiyle etkili bir mücadele için öncelikle yalanın ne tür bir şey olduğu bilinmelidir. İncelediğimiz yalan tipleri arasında ki farklar iyice görülmesi ve yalandan çok, buna neden olan psikolojik faktörler ele alınmalıdır. Küçük çocuğun (sözde) yalanların ahlakı bir hata gibi görülmemelidir. Böyle bir davranış karşısında değer yargılarını anlatmak ya da kızgınlıkla cezalandırmak yanlış olur. Önceden çocuğa doğru söylemenin övülmeye değer bir davranış olduğu anlatılmalıdır.

   Yetişkinler çocuğa iyi birer örnek olmalı ve davranışlarında, çocuklarında görmek istemedikleri hatalara yer vermemelidirler. Patolojik yalan karşısında hem psikolojik durum, hem de eğitsel etkenler üzerinde durulması gerekir. Aşırı duygusal çocuğun kaygı ve çekingenlik yüzünden yalan söylemesi nedeniyle ona güven verilmeli, öfke ve kınama tepkilerinden kaçınılmalıdır. Oluşmuş bir yalan karşısında mücadele, kötünün iyisini yapmaktan başka bir şey değildir. Aşırı kızgınlık, çocuğun yalanını engellemek açısından olumsuz bir davranıştır. Bu yolla yaratılan suçluluk duygusu, çocuğu yalandan uzaklaştıracak yerde, daha çok yaklaştırır. Genelde yalan bir hata gibi görülür ve suçluluk duygusu itirafla son bulur.

   Çocuğun itiraf etmesine yardımcı olmalıdır. Ancak çocuğu kendisi ve çevresiyle barıştırmazsa, itirafın değeri yoktur. Davranışınızın, konuşmaktan daha etkili olacağını unutmayın. Toplumdaki herkes, başta anne, baba ve öğretmenler yalan söylemekten kaçınmalıdırlar. Çocuğun çevresindeki kişiler ne kadar dürüst olursa ise çocukta o kadar dürüst olacaktır. Çocukların yaptıkları hatalara karşı anlayışlı olmaya çalışın. Hatalarının karşılığını hemen cezalandırma yoluna gitmeyin. Onu dinleyin ve açıklama yapmasına imkân tanıyın.

   Çocuklarınızın arkadaşlarını tanımaya çalışın. Bazen arkadaş, anne ve babadan daha etkilidir. Çocuğunuzun arkadaşlarını evinize davet ederek, yanlış davranışlar edinmesinin önüne geçin. Çocuklarınızdan asla yapamayacakları beklentilerden uzak olun. Onların yetenekleri doğrultusunda isteklerde bulunun. Bunun için de çocuğunuzu tanımaya çalışın. Çocuğunuzun bedeni, zihni gücü, sosyal ve duygusal özelliklerini gerçekçi bir gözle tanımaya çalışın. Okul ödevlerini yapıp yapmadığını, arkadaşları ile ilişkilerini, televizyonda hangi programları izlediğini, boş zamanlarında neler yaptığını, nerelere gittiğini öğrenin. En önemlisi, insan olarak çocuklarımıza iyi birer örnek olmamızdır.

   Onların nasıl olmasını istiyorsak önce kendimizin öyle olmak zorunda olduğumuzu unutmayalım. Çocuklarımızın yalan söylemeleri üzerinde önemle durmak zorundayız. Şu an içinde bulunduğumuz zaman ve toplum bakımından bu durum hiç de kolay değildir. Ama nasıl bir kurt meyveyi için için yer bitirir, işe yaramaz bir hale getirir ise yalan da toplumu aynı şekilde içten içe yiyip bitirecektir. Yalanın topluma nükleer bombalardan daha büyük zararlar vereceği gerçeğini her zaman hatırlamak zorundayız.

   Kısaca, yalancılık olayı çevresel ilişkilerle birlikte ele alınmalıdır. Önce çocukta yalancılığın gelişmesini kolaylaştıran nedenlerin bulunması gerekir. Sonra da aile çevresiyle işbirliği yapılır, çocuğa doğruluğun yararları, getireceği haz ve faydalar elle tutulur biçimde öğretilmelidir.

-Milli Gazete-

Sayfa 4 - 15

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.