.

.

Diğer Sohbetler

E-posta Yazdır PDF

HİCRİ 1432 MÜBAREK OLSUN

 

hicriyil0wp1.jpgHİCRİ SENE BAŞI – MUHARREM AYI

 

İslami takvimde sene başı olarak kabul edilen hicret olayı, Muharrem ayına tesadüf etmiştir. bu yüzden tarih olarak sene başı, Muharrem ayı kabul edilmiştir. Bu ayın fazileti hakkında çok rivayetler vardır.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allahın ayı olan Muharrem orucudur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz, gece (teheccüd) namazıdır.”  (Müslim, Ebu Davud)

 

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayların on iki olduğunu ve bunlar içinde dört tanesinni hürmetli olduğunu beyan etmiştir. Üç tanesi peşpeşe gelir. Zik ka’de, Zil Hicce, Muharrem. Bir tanesi ayrı geldi, o da Receb ayıdır.

Bu hürmetli aylarda savaşmak yasaklanmıştır. Zira bu aylar hac aylarıdır. İnsanlar Şevval ayından itibaren hac için yol hazırlığına başlardı. Yürüyerek uzun yolculukla mübarek beldelere varırdı. Bü yüzden yolun emniyetli kılınması gerekti ki, insanlar huzurla hac yoluna çıksınlar.

Haram aylarda savaşa ilk olarak başlamak haramdır, yani düşman saldırırsa karşılık vermek, nefsi müdafaa yapmak haram değildir.

 

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şaban ve Muharrem aylarında çok daha fazla oruç tutardı.

Allahu teala buyurdu:

“Haram ay, haram aya mukabildir. Hürmetler karşılıklıdır...” (Bakara: 194)

Müşrikler haram ayları değiştirip savaşmak istediklerinden, Allahu teala onları red ederek haram ayların sabit olduğunu beyan etmiştir.

Müşrikler haram aylarda Kabe’yi ziyarete gelen müslümanları men etmek için savaşmak ve onlara mani olmak istiyordu. Haram ayların müslümanlarca da hürmetli olduğu beyan edilerek bu arzuları men edildi.

“Sana haram olan ayda savaşmayı sorarlar. Deki onda savaşmak büyük bir günahtır. Ancak Allah katında, Allahın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescidi Haramı men etmek ve halkını oradan çıkarmak daha büyük bir günahtır. Fitne, adam öldürmekten beterdir…” (Bakara: 217)

Rivayet edildi ki Resululllah (Sallallahu aleyhi ve sellem)  hala oğlu Abdullah bin Cahş'ı, bir birlik ile Cemaziyel ulâ ayında, Bedir savaşından bir ay evvel, Kureyş'in develerini gözetlemek için sefere çıkarttı. Orda Amr bin Abdullah El Hadrami ve iki kişi daha vardı. Gönderilen birlikteki mücahitler  Abdullah El Hadrami'yi öldürdüler, iki kişi ile birlikte sürüyü sevk ederek getirdiler. Bu olay Receb ayının evvelki gününde olup onlar bundan habersiz idiler. Kureyş'liler, 'Muhammed haram ayı helal yaptı' dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)  durakladı, bu  durum, askeri birlikte bulunan askerlere çok ağır geldi. 'Tevbemiz kabul olana kadar yerimizden ayrılmayacağız' dediler. Bunun üzerine bu ayetler indi. Develeri ve iki esiri Kureyş'e geri gönderdiler.

Abdullah ibni Abbas (Radıyallahu anhu) derki, tevbeleri ile alakalı haber gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ganimetleri aldı ve geri verdi. Bu ganimetler islamda ilk elde edilen ganimet idi.

Muharrem ayı, kandinde aşure günü olmasıyla da çok kıymetlidir. O günde pek çok ümmetler nice sıkıntılardan kurtarılmıştır. Allahu teala bizleri de hayırlısıyla kurtarsın. Âmîn!

Tüm kardeşlerimizin hicri 1432 senesini, Muharrem ayı ve Aşure gününü tebrik ederiz.

Çarşamba, 08 Aralık 2010 21:08 tarihinde güncellendi
E-posta Yazdır PDF

Efendimiz s.a.v. den şifa tavsiyeleri

altn_mahfz.jpgEfendimiz sallallahü aleyhi ve sellem insanlığın manevi kurtuluşunu tertip ve düzeni için birçok emir ve tavsiyelerde bulunduğu gibi maddi hastalıklarda kurtuluş hakkında da bir takım tavsiyelerde bulunmuştur. Biz sadece bunlardan birkaçını zikredeceğiz. Bir de hastaya yapılacak dua ve temenniler hakkında da birkaç hadisi şerif aktaracağız.

Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de; bu günün birikim ve teknolojisi ile yeni yeni keşfedilen bir takım şeylerin, Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem tarafından asırlarca önce buyrulmasıdır. Bu da O’nun Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu aşikâre ilan eden mucizelerden birisidir. 

Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edildi: Rasûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Allah insan için Cennette yüksek dereceler yazar. O insan, kendisini o dereceye ulaştırabilecek bir amel yapamaz. Bu yüzden, Allah ona, o dereceyi kazanabilmesi için,  çeşitli belâ ve musibetler vermekte devam eder.»

İbni Büreyde'nin babasının şöyle dediği rivayet edildi: Rasûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Kul bir takım yararlı iş yapmaktayken hastalanacak olsa, Allah tebâreke ve teâlâ, meleklerine şöyle emreder:

 

«— Kuluma, sağ İken yapmakta olduğu işin karşılığında alacağı sevabın aynısını yazınız!»

 

Cabir'in şöyle dediği rivayet edildi: Nebi sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah Tealâ, her hastalığa bir ilâç yaptı. Hastalık kendi ilâcına rastlarsa, Allah tealânın izniyle yok olur.»

 

İbni Mesûd’un şöyle dediği rivayet edildi: Şüphe yok ki Allah, ölüm ve İhtiyarlık dışında, hiçbir hastalığı ilâçsız yaratmadı. Onun için sizlere inek sütlerini tavsiye ederim. Zira o, [sütüne) her bitkiden karıştırır.»

 

Abdullah İbni Mesûd'un şöyle dediği rivayet edildi: Nebi sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Çeşitli inek sütlerinden istifade etmelisiniz. Zira o, (sütünü) her bitkiden otlayarak yapar. Ve sütlerde şifa vardır.»

 

 

Saîd İbni Zeyd’in- şöyle dediği rivayet edildi: Rasûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Verilen nimetlerden biri de yeraltı mantarıdır. Suyu da göz (hastalığı) İçin şifalıdır.»

 

Ebû Hüreyre'nin şöyle dediği rivayet edildi: Nebî sallallâhü aleyhi ve selem buyurdu ki: «Sabahleyin kalkıp, üç sefer «Allah'ın kusursuz sözlerine (Kur'an'a) sığınırım» diye dua eden, akşama kadar ona akrep dokunmaz. Ayni duayı akşam olunca da yaparsa akrep ona sabaha kadar zarar veremez.»

 

Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edildi: Rasûlullah sallallahü aleyhi ve sellem bir hastayı sormaya geldiğinde ona şöyle dua ederdi: « Ey insanların Rabbi! Hastalığı gider. Gerçek şifa veren, şifandan başka hiç bir şifa bulunmayan sen, bu hastaya öyle bir şifa ver ki hastalıktan hiçbir eser geride bırakmasın.»

 

İbni Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi: Rasûlullah (S.A.V.) buyurdu ki:

 

«— Mümin 'kendi kendini alçaltmamalıdır! Bu söz üzerine şöyle soruldu:

 

«— Mümin kendi kendini nasıl alçaltabilir?» Cevap verdi:

 

«— Sevap elde edebilmek için gücünün yetmeyeceği belâları istemeye Kalkarak...»

 

 

 

Cabir İbni Abdullah (r.a.)  şöyle dediği rivayet edildi:  Ensârdan bir kişi,  Nebi sallallâhü aleyhi ve selleme gelerek:

 

«— Ey Allah'ın Resulü, bir çocukla asla rızıklandırılmadım, (evlât tadını tatmadım) hiçbir çocuğum yok!» deyince, Hz. Peygamber ona:

 

«— Allah’tan çok çok bağışlanma dilemekten ve rızıklandırıldığın şeylerden bol bol sadaka vermekten seni alıkoyan ne vardır?» dedi.

 

Bu şahıs, ondan sonra bol sadaka veriyor ve Allah'tan çok bağışlanma diliyordu. Derken yedi tane oğlu olmuştu.

E-posta Yazdır PDF

Biraz hassasiyet

       yabanc.jpgTüm Restoranlar Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, gıda maddelerin içeriğinin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi açıkça yazılmasını istiyor. Bingöl,

      "Restoranların menülerinde yemeklerin adı ve fiyatı kadar içeriğine dair bilgilerin de bulunması gerekiyor. Domuz eti kullanılıyor, et şaraba yatırılıyor ya da tatlılarda likör kullanılıyor. Fakat hiçbir açıklama yapılmıyor." diyerek müşteriye bilgi verilmemesine tepki gösteriyor.

       Yiyecek İçecek Yöneticileri Derneği Başkanı Aydın Özdemir de menülerde bu tür açıklamaların zorunlu hale getirilmesini istiyor. Özdemir, "Yemek hazırlanırken ne yapılmış, et alkole mi yatırılmış, kuzu mu domuz mu kullanılmış yazılmalı. Bu konuda tüketici dernekleri ve sivil toplum örgütleri devlete öncülük etmeli." diyor. Menüde kullanılan etin gramajına kadar her türlü açıklamanın yazılması gerektiğini kaydeden Özdemir, şunları söylüyor: "Özellikle bizim gibi Müslüman ülkelerde domuz eti yemeyen insanlar var. Vejetaryenler için sebze yemeğinde et suyu bile kullanılmışsa yazılmalı."

       Eski Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz, tüketicinin satın aldığı mal ve hizmete dair bilgi sahibi olma hakkına dikkat çekerek, menülerde gerekli bilgilerin yer almasını savunuyor. Bu konuda zorlayıcı bir hukuki düzenleme olmadığını belirten Deniz, üreticilerin hukuki zorunluluğa gerek kalmadan açıklamalı menü hazırlamasını istiyor.

Amerika'da baharatlar bile yazılıyor

      Kitchenette Restoranları Genel Koordinatörü Reha Arslan ise şimdiye kadar bu şekilde bir şikâyet almadıklarını iddia ediyor. Arslan, daha önce şikâyet almaları halinde bunları değerlendireceklerini savunarak şunları söylüyor: "Çünkü bu ulusal bir sorun. Evet, alkol kullanılıyorsa menüde yazılmalıdır. Fakat daha önce böyle bir talep gelmedi. Müşterilerimizin bu yönde bir talebi olursa tabii ki değerlendireceğiz." Gelişmiş ülkelerde restoranlar menülerinde yemeğin içeriğine dair bilgilere yer vererek tüketiciyi mağdur etmiyor. Amerika'da, domuz eti tüketmeyen Yahudi müşterileri için restoranlar menülerde yemeğin içeriğine dair ayrıntılı bilgilere yer veriyor. Yemekte kullanılan baharatlar, katkı maddeleri, kullanılan sebzeler bile yazılıyor.

E-posta Yazdır PDF

Namaz ve Kurban

kurban_2007.jpg“Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”

(Kevser: 2)

 

 

Namaz Kılmak ve Kurban Kesmek: 

"O halde ... namaz kıl." Sana farz olan namazı kıl, demektir. Ed-Dahhâk, İbn Abbas'tan bunu böylece rivayet etmiştir.

Katade, Ata ve İkrime de şöyle demişlerdir: "O halde... namaz kıl": Kur­ban bayramı günü bayram namazı kıl, "Kurban kes" de kurbanını kes de­mektir.

Enes dedi ki: Peygamber (sav) önce kurban keser, sonra namaz kılardı. Fakat daha sonra önce namaz kılıp, sonradan kurban kesmesi emrolundu.

Said b. Cübeyr ise şöyle dedi: Rabbin için farz olan sabah namazını cem'de (yani Müzdelife'de) kıl ve Mina'da da kurbanlıklarını kes!

Yine Said b. Cübeyr şöyle demiştir: Bu sûre, Peygamber (sav)'ın Beyte (Ka­be'ye) ulaşması engellendiği vakit Hudeybiye'de nazil oldu. Bunun üzerine yüce Allah Rasülüne namaz kılıp, kurbanlıklarını kesip geri dönmesini emretti, o da bunu yaptı.

İbnu'l-Arabi dedi ki: Malik ise şöyle demiştir: Ben bu hususta bir şey işitmedim ama içimde yer eden kanaate göre bundan maksat; kurban bayramı günü kılınan namaz ile bu namazdan sonra kurban kesmektir.

Muhammed b. Ka'b ei-Kurazi dedi ki: "Şüphe yok kî Biz, sana kevseri ver­dik. O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!" buyruğu şu demektir: Birtakım insanlar Allah'tan başkası için namaz kılar, O'ndan başkası için kur­ban keserler. Bizler ise sana Kevser'i verdik. O halde senin namazın da, kur­ban kesmen de Allah'tan başkasına olmasın.

İbnu'l-Arabî dedi ki: Benim kanaatime güre, yüce Allah şunu murad et­mektedir: Rabbine ibadet et ve O'nun için kurban kes. Senin amelin, sana Kevser gibi bir özelliği verenden başkası için olmasın. Bütün amellerin da­hi bu kevser özelliğine karşılık olması uygun bir şeydir. Çünkü Kevser, Al­lah'ın sana vermiş olduğu pek çok hayır yahutta çamuru misk, kupalarının sayısı semadaki yıldızlar kadar olan ırmaktır. Buna karşılık olarak kurban bay­ramı günü namaz kılınması, bir koç yahut bir inek ya da bir devenin kesil­mesine gelince, bu (değeri) takdir edilemeyecek ve tesbit edilemeyecek ka­dar büyük bir iştir. İbadete karşı verilecek pek büyük bir sevabtır.

Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

E-posta Yazdır PDF

SELAM VE DUA İLE.....

mekke.jpg

 

 

 

Selamun aleykum!  Tüm kardeşlerimizin yaklaşan bayramını şimdiden tebrik eder, hakiki bayramlara kavuşmamızı Mevla tealadan niyaz ederiz.

Yolculuğa çıktığımız mübarek beldelerde sizler için de dua edeceğiz, haklarınızı helal ediniz, soranlara bizden selam ve dualarımızı iletin.

Hac, islamın en mühim temellerinden biri olup meşakkatli ve engeli çok olan bir ibadettir. hac, cihattır, sabırdır, fedakarlıktır, vefakarlıktır, azimle hedefe ulaşmaktır. Rabbimizden makbul muteber hac ve umreler yapmamızı, sizlere de en kısa zamanda nasib olmasını niyaz ederiz...

Sitemizdeki hizmetlerimizi görevli kardeşler yürütecekler, bayram sonrası buluşmak üzere Allaha emanet olun... Selam ve dualarla... A. Kara (hoca)

Çarşamba, 25 Kasım 2009 18:47 tarihinde güncellendi

Sayfa 6 - 15

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.